MecazeN  

Geri Dön   MecazeN > Mecazen Special > Parapsikoloji > Kayıp ve Kadim uygarlıklar

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 25-05-09, 08:35   #1
Tanımlı Atlantis Ve Kanıtları-2

Atlas zorlu bir baskı altında kaldı
Dünyanın bittiği bir yerlerde,
Güzel sesli akşam perilerin karşısında
Dimdik durup ayakta tutuyordu göğü
Başı ve yorulmaz kolları üstünde
Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu"
Hesiodos (28)

"Sırtında taşıyacaktı hep
Ezici dünyanın zalim ağırlığını,
Göğün kemerini de
Omuzlarındaki o büyük sütun
Toprakla göğü ayıracaktı;
Kolay değildi bunların taşınması"
Hamilton (29)


Kral Atlas
Atlantis'in efsanesinin bir hayal ürünü olduğunu savunanlar onun tek dayanağının Platon olduğunu iddia ediyorlar Platon'un yetiştirdiği Aristoteles ise, bu öykünün masal olduğunu inanlar arasındandı Oysa, bu öyküye inanan Platon'un başka talebeleri de olmuştur Mesela, Platon'dan 33 sene sonra ölen Crantor, Sais'teki Mısır rahiplerinin bazı Greklere Atlantis tarihini üzerinde yazan iki demir sütunu gösterdiklerini yazmıştı Akademi öğrencileri arasında asi olarak tanınan Aristoteles, bilime büyük katkılarda bulunduğu halde, bazı yanlışları yüzyıllardır bilimi geri tutmuştur Aristoteles göktaşları inkar ederdi, ona göre gök yüzü mükemmeldir ve taşlar toprak elementin hakim olduğu yerküreye aittir Ayrıca, Pythagoras'un öğrettiği güneş merkezi (heliocentric) sistemi yerine dünya merkezi (geocentric) sistemini öğretmekle kilisenin Galeleo'ya karşı suçlanmalarına malzeme olmuştu
Plutarkhos'a göre Sais şehrinde Solon'a ders veren rahibin adı Sonchis idi İskenderiyeli Clemens'e göre bu aynı zamanda Pythagoras'a ders veren Mısırlı rahibin adıymış, bunların aynı kişi olmaları arada geçen süre açısından pek mümkün olmayabilir Proclus'a göre Solon Sais şehrinde rahip Pateneit, Heliopolis şehrinde rahip Ochlapi ve Sebennytus şehrinde rahip Ethimon tarafından ders almıştı
Platon'un hem Kritias, hem de Solon'la akrabalığı vardı Ayrıca, kendisi de Mısır'ı ziyaret ederek birkaç yıl kalmış ve inisiye olmuştu Onun için, bazı Atlantologlar onun Atlantis konusunu yazmadan önce, bu konuda bilgileri topladığı fikrindeler Ancak, Platon'un açıkladığı öykü, benzer öykülerle ilginç bağlantıları vardır Greklerin ve hatta Avrupa'nın en eski edebiyatı Homeros'un İlyada'sı ve Odysseia'sı, ve Hesiodos'un Theogonia'sıdır Homeros Atlantis'in adını aldığı, ve Platon'a göre onun ilk krallarından olan Atlas hakkında şunları söylüyordu, "Denizlerin göbeğinde bir adada, bol ağaçlı bir adada, bir tanrıça bulunmakta, kötü yürekli büyücü Atlas'ın kızı Bütün denizlerin diplerini gören Atlas, yeri ve göğü birbirinden ayıran sütunları omzunda taşır" (30) Atlas konusunda (Homeros'ta tek söz edilen yer) bu kısa satırlarda onun deniz dipleri iyi bildiğini yazıyor Bu onun yurdunun, deniz dipleri boyladığı anlamına gelen kadim bir hatıra olabilir mi? Kızı Calypso'un (Karaib adalarının Kalipso müziği adını ona borçludur) hüküm sürdüğü Ogygia adası Atlantis arda kalan bir ada olduğu düşünmek de mümkün Grekçe'de Atlantis, "Atlan'ın kızları" anlamına gelir Atlas'ın kızlarından biri Maya'dı Atlantalog Stacy-Judd'a göre bu Meksiko-Yucatan'daki Mayaların Atlantis bağının bir göstergesidir Plutarchus'a göre Ogygia adası İngiltere kıyılarından beş günlük bir deniz seferi mesafesinde idi
Atlas'ın dünyanın ucunda (batıda) yerle göğü ayıran sütunları tutuğu konusuna gelince, eski inançlardaki birçok mitolojilere göre, yaratılışta yer ve gök ayrılmıştı Tufanda gök yere inmişti Tevrat'ta bu konuda şöyle yazar, "Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattıVe Allah dedi: Suların ortasında kubbe olsun, ve suları sulardan ayırsın Ve Allah kubbeyi yaptı altında olan suları, kubbe üzerinde olan sularda ayırdı; ve böyle oldu Ve Allah kubbeye Gök dedi" (31) O halde, kadim kozmoloji açısından Atlas'ın sütunları tutmakla tufanı oluşan sel sularını bir daha yeryüzüne inmesini önlemektedir
Hesiodos ve başka Greklerin mitoslarında Atlas bir Titan'dı Titanlar, Gök tanrısı Üranus ve toprak tanrıçası Gaia'nın birleşmesinden gelen yarı tanrı melez ve dev bir ırktı Onlar merkezleri olan Othrys dağından Olympus dağındaki tanrılara karşı savaş açtılar ve yenildiler Zeus onların her birine bir ceza vermişti Titan Prometheus insanlara ateş yakmaya öğrettiği için (ışık getirdiği için), cezası Kafkas dağlarında ebediyen karaciğerinin kartallar tarafından parçalanıp yenilmesiydi Diğer Titanlar yer altında Tartaros'e mahkum oldular Atlas ise dünyayı sanıldığı gibi sırtında değil, göğü tutan sütunları taşımakla cezalandırılmıştı Titanlar ve savaşları Platon'un kadim Atlantis Akdeniz savaşı ile benzer yanları vardır Ayrıca ileride göreceğimiz gibi, Tevrat ve başka kutsal kitaplarda anlatılan tufan öncesi dünyaya benzer yanları da var
Homeros destanının ilginç yanı yıllardır denizlerde, evinden uzak yaşayan Troya savaşının kahramanı Odysseia sürekli Atina'nın koruyucu Tanrıçası Athene tarafından deniz tanrısı Poseidon'a karşı himaye edilmesidir Poseidon'de Platon'a göre kadim Grekler'in düşmanı Atlantis'in kurucusu ve Atlas'ın babasıdır Bu da, Troya'nın aslında Atlantis'e bağlı olduğu konusunda bazı iddiaları desteklemektedir
Hesiodos'a göre Atlas "beyaz adam" Yapetos'un oğludur Yapetus'un kardeşleri de Kronos, Hyperion, Okyanus, Tethys ve Themis Yapetus Nuh'un üç oğullarından biri olan ve aynı şekilde beyaz adam anlamına gelen Yafes (Yafet) ile aynı olabilir Tevrat’ı yorumlayanlara göre, o Avrupalıların ve Türklerin atasıdır Belki de, Atlas mitos'u en kadim çağlarda kökenleri vardır, onun öyküsünün bütünü belki de Hesiodus'un zamanlarında da unutulmuştu Belki de, bir çok mitoslarda olduğu gibi, bunları Grekler kendilerinden önceki Pelask ve diğer Akdeniz kavimlerinden almışlardı
Efsanelere göre Atlas Batıda Hesperides adalarında yaşamaktaydı Bu adalar Hesperos gezegeni olan Venüs'ün batıda gün batımında gözüken yüzdür Efsaneye göre, Atlas'ın oğlu Hesperos yıldızları astronom olan babası gibi gözlemek için Atlas dağına tırmanmış Rüzgar onu alıp gök yüzüne götürmüş Bu bakımdan Tevrat 'da Enok ve Kuran'da İdris'e benzer Atlas'da üzüntüsünde Venüs gezegenine onun adını vermiş Atlas'ın kızlar peri Hesperidler, Homeros'a göre batının en son durağında bu adalarda hüküm sürerler Bu da, Atlantis'i anımsatır Grek efsanelerinde Herakles'in dev yapısı, hayvan postaları, kullandığı kaba güç ve elinde taşıdığı sopa ile bir mağara adamına andırıyor Aynı Sümer efsanelerde kral Gilgameş'in dostu Enkidu gibi Mitolojide Herakles'e ceza olarak on iki görev verilmişti Bu görevlerin çoğunda Herakles canavarlarla boğuşup, kaba güçle onları yeniyordu Diodorus'a göre Herakles kadim bir çağda, Hindistan'ı vahşi ve saldırgan hayvanlardan temizlemişti Herakles'in on birinci görevi Hesperides adalarında Ladon isminde bir yılanın koruduğu altın elmaları almaktı Bu elmalar vaktiyle toprak tanrıçası Titaea tarafından Zeus'a hediye edilen bir ağaçta büyüyorlardı Zeus bu ağacı Hesperides adasına koyarak Hesperidlerin (kızlarının) korumasına teslim etmiş Ancak onların elmaları sürekli yemelerinden dolayı, yılanı ağacı korumaya görevlendirdi Bu öyküdeki Adem ve Hava öyküsüne benzerlikleri ilginçtir Herakles Hesperides adasına gittiği zaman Atlas ile karşılaşır Atlas göğü yerden ayıran sütunları taşımaktadır ve Herakles altın elmaları sorduğunda Herakles'in bir süre sütunları tutmasını, o arada kendisinin de altın elmaları alıp ona teslim edeceğini söyler Bunu Herakles kabul eder Atlas da söz verdiği gibi altın elmaları getirir, ancak döndüğünde sütunları tekrar omuzlamaktan kaçınır Herakles omzundaki kemeri düzeltmek bahanesi ile yükünü bir süre için Atlas'a devretmeye teklif eder Bu basit hileye kanan Atlas sütunları tekrar yüklenir, ama Herakles yükü tekrar kabul etmeyip yoluna devam eder ve altın elmaları tanrıça Athena'ya adar Burada ezoterik olarak Poseidon-Atlas-Atlantis'ten Athena-Greklere bir devir gözükmektedir
Altın elmalar konusu Konkiskador'ların Peru’yu fethetmeleri ile yeniden gündeme geldi Onlar, İnka kralının sarayındaki bahçesinde, üzerinde altın meyveler asılı olan suni bir ağaç buldular Hemen onu söküp İspanya'ya gönderdiler Orada diğer İnka sanat eserleri gibi İspanyol krallının hazinesi için eritildi (32)
700 km uzunluğunda Atlas dağları Fas'tan Cezayir'e uzanır Tarihçi Halikarnassus (Bodrum)'lu Herodotos (MÖ484-420) Platon'dan önce yaşıyordu Herodot yazdığı tarihinde Atlas dağları hakkında şöyle yazıyor, "Her yanı sarp ve sivri bir dağdır, o kadar yüksektir ki, derler, tepeleri görülmez, doğusunu saran bulutlar, gerçekten, yaz kış dağılmazlarmış Yerliler bunun bir gökyüzü direği olduğunu söylerler Yerliler adlarını bu dağdan almışlardır Gerçekten bunlara Atlant'lar denir Canlı bir şey yemezler ve rüya görmezler"(33) Atlas da dağların hemen ardından Herakles sütunları (Cebellütarık), onun ardından Atlas Okyanusu geliyor Belki de Atlantis'de gerçek Atlas Dağların batması ile Kuzey Afrika'daki Atlas dağları sonradan isimlerini aldı Herodotos'a göre Herakles (Herkül) mitosunu Grekler Mısır'dan almışlardı Ona Mısırlı rahipler, Herakles'in Amasis'den 17,000 sene önce yaşadığını anlatmışlar Diodorus'a göre Herakles Hindistan'da bir kralmış ve astronomi örenmek için (Atlantis'teki) kral Atlas'ın yanına gelmiş
Son olarak Gilgameş efsanesine dönelim, "Bu bulut fırtınanın efendisi Adad'ın bulunduğu yerde gürledi" Fırtına efendisi Adad'ın bulunduğu yer neresiydi?

"Sıcak iklim hayvan ve bitki artıklarının kutup bölgelerinde bulunması, mercan ve palmiyelerin kuzey kutupunda bulunması böyle değişimler, ancak yerkürenin, ya dönüş hızındaki bir aksaklığın, ya da coğrafik veya astronomik ekseninin yönünde doğan ani bir hareketten doğabilir" Velikovsky, "Earth in Upheavel"

Atlantis'in Bilimsel Kanıtları
11,000 sene önce büyük bir uygarlık var mıydı? Bu uygarlık hemen hemen hiç iz bırakmadan yok oldu mu? Böyle bir olay şüphesiz insan belleğinde derin bir iz bırakırdı Felaketten kurtulanlar çocuklarına o korkunç günleri anımsatırdı, onlarda aynı şekilde çocuklarına anlatırlardı Atlantis öyküsünün kalıntılarını dünyanın her tarafında görmekteyiz Kimi yerlerde Avalon, Asgard, Aztlan, Aden gibi kayıp ülkeler öykülerde, efsanelerde yer alır, kimi yerlerde doğrudan doğruya tufan anlatılır Ancak efsaneler kendi başlarına yeterli değildir Bunları destekleyecek bilimsel kanıtlar da gereklidir Gerçi bu yazıyı yaklaşık on yıl önce yazdık ve bu arada bu yazıda bulunmayan çok ilginç yeni kanıtlar ortaya çıkmıştır Vakit bulursak ileride bunları da ilave ederek revizyona tabi tutarız
Platon Atlantis'te sıcak ve soğuk suların yerden fışkırdığını yazmıştı Bu olay volkanik bölgelerde olduğu gibi, Atlantis dağlarının su üstünde kalmış tepeleri olduğu varsayılan Azor adalarında da görülür Platon, Atlantis'te kırmızı ve siyah taşlardan duvarlar inşa edildiğini yazmıştı, halen bu renklerde volkanik taşlar Azor kıyılarında görülür Ayrıca insanların dünyanın yassı olduğunu ve denizin (Atlas Okyanus) dünyanın sonundan boşluğa aktığı inanıldığı bir devirde, Amerika kıtasının keşfinden 2000 bin yıl önce, Platon açıkça Amerikan kıtalarının varlığını dile getiriyordu
Platon Atlantis'in atların yurdu olduğunu ifade etmişti Binlerce sene evvel atların ilk soylarının Amerika'da bulunduğunu ve sonradan bu kıtadan yok olup Asya'da varlığını sürdürdüğü bilinir Ayrıca, Atlantis de fillerin bulunduğunu da yazmıştı Çeşitli kızılderili medeniyetlerin kalıntılarında fil kabartma motifleri halen açıklanamamıştır Paleontologlar Amerika'da mamut kemikleri ilkel insanların yontma taş silahları ile birlikte bulmuşlardır Ancak fillerin soyları, atlar gibi tufan sonrası bu kıtalardan silinmişti Platon'un Atlantis öyküsünde tarif ettiği kabuğu sert meyve Hindistan cevizi olabilir, bu meyvede ancak adalarda yetişir
Mısırlı rahip "Sonchis"in anlattığı gibi Greklerin atalarının Atlantis ile savaşmış olmaları belki de olanaksızdır Greklerin Yunanistan'ı istila etmeleri MÖ 1900 yıllarına rastlar Proto-Grek Pelasklar ise daha önceleri muhtemelen Kafkasya'dan Anadolu'ya ve Akdeniz kıyılarına göç etmişlerdi Onlardan önceki yerliler konusunda fazla bir şey bilmiyoruz, ancak bunlar Sonchis'in anlattığı topluluklar olabilir Ayrıca Sonchis'in anlattığı gibi Mısır'ın böyle bir felaketten sıyrılma olasılığı gözükmüyor Tanrıça Athena'nın adı ise Neith'in anagramıdır (harflerin yer değiştirmesi ile çıkan farklı sözcük)
Platon'un öyküsü açısından diğer ilginç bir izlenim, Atlas Okyanus'un kıyılarında çok eski yerleşim ve uygarlık bölgeleri oluşudur Kuzey Amerika'daki yapıtlara ve Peru'da Nazca yapıtlarına benzer esrarengiz yapıtları buralarda görmek mümkündür Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, bu kıyılardaki ****lit (büyük taş) yapıtlar, sanıldığından çok daha eskidir
20-30 bin sene evvel oralarda yerleşmiş olan Aurignak adamı, taş devrin en güzel mağara resim örneklerini Fransa ve İspanya'da bırakmıştır Kromanyon adam ölülerini yüzleri batıya çevrili gömerlerdi Eski Mısırlıların "ölüler diyarı" Amenti, Batıda bulunmuyordu Bu motif aynı şekilde bir çok Batı mitolojilerinde yerleşiktir Batının ölüm diyarı olması güneşin battığı yer oluşundan mı? yoksa Atlantis felaketinin bir anısı mıdır?
Velikovsky'nin doğal felaketleri daha yakın bir tarihte saptaması, onun Eski Ahit'te İbrani peygamberlerin kitaplarını harfiyen doğrulaması çabasından kaynaklanıyor, bunun sebebi de, belki onun politik ilişkilerinden kaynaklanıyor (34) "Çarpışan Dünyalar" adlı kitabında (1950) Velikovsky Atlantis felaketinin aslında Girit adası yakınlarında Thera (Santorini) adasının, MÖ 1450 yıllarında bir volkanik patlamada havaya uçmasından kaynaklandığını iddia etmişti Velikovsky'e göre Platon Atlantis tarihi için 9000 yıla bir sıfır fazla koymuştu, ve asıl zaman Solon'un Mısır ziyaretinden 900 yıl önceymiş Thera adasında meydana gelen bu felaket beraberinde üzerinde yerleşmiş şehri yok etmişti Bu patlama aşağıda anlatacağımız Krakatoa yanardağı patlamasından dört misli daha şiddetliydi Onun meydana getirdiği felaket Minoan uygarlığının sonu olduğu düşünülüyor Velikovsky "Ages in Chaos"(35) isminde kitabında Thera patlamasının Haz Musa'nın İsrail oğullarını Mısır'dan çıkartmasıyla aynı zamanda rastladığını, ve Mısır'a gelen cezaların volkanik zincir patlamaların etkileri olduğunu inandırıcı bir şekilde kanıtlamaya çalışmıştı Thera-Atlantis tezi 1960 yılında Yunan Sezmolojist, Angelos Galanopoulos tarafından yeniden ortaya atıldı ve Platon'un öyküsü ve Thera olayı arasında 19 ortak nokta olduğu ortaya atıldı(36) Ancak bu ortak noktaların çoğu başkaları tarafından çürütüldü Her şeyden önce, Platon Atlantis'in yerini açıkça belirti, Atlas Okyanus'da yer aldığını ve Atlantis'in evrensel bir tufan'da batan kıta büyüklüğünde bir ada olduğunu belirtiyordu Şüphesiz rahip Sonchis'in belirttiği gibi birçok felaketler olmuştur, ancak bir tufan farklı çapta bir olaydır
Belki de, Velikovsky'nin yazdığı en önemli eser "Sarsılan Dünya"dır (48) Bu eserde Velikovsky birçok bilimsel araştırmalara dayanarak, kanıtları bir bir inceleyen bir detektif gibi dünya geçmişindeki akıl almaz felaketleri saptamaya çalışmıştı Onun üzerinde durduğu felaketler MÖ 776 ve MÖ 687 arasında, M Ö 1500 civarlarında ve MÖ 3200 yıllarındakilerdi Ancak MÖ 10000 civarlarındaki tufan ve ondan önceki genel felaketler konusunda ilginç veriler de toplamıştır Velikovky'e göre Kuzey Kutup ve Gronland civarında bulunan mercan kayalık kalıntıları, Güney Kutup ve Gronland'ın buzları altında bulunan sıcak iklim bitki örtüleri, o yerlerin bir zamanlar tropik bölge olduklarını gösteriyor Aynı şekilde Afrika ve Güney Amerika kıtalarında görülen geniş buzul izleri, ancak Dünya ekseninin yer değiştirmesi ile açıklanabilir Böyle bir olay ancak astronomik / meteorolojik bir dış etkiden kaynaklanabilir Velikovsky'e göre hemen hemen bütün önemli sıra dağları nispeten yakın devirlerde aniden oluştu Çoğunda acı içinde çırpınan balıkların kalıntıları ile serpilmiştir Zaten fosilleri oluşturan nedenler ancak felaket şartlarında olabilir Normal şartlarda canlı artıkları eriyip yok olur Himalayalar ve Tibet bir zamanlar deniz altını oluştururken, aniden yükseldiği saptanmıştır Aynı şekilde Amerika ve Afrika'da birçok yeni kara parçaları oluştu(37)
__________________
Affedilen vazgeçilendirO affedildi çünkü ondan vazgeçildi



gosd3.m ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 25-05-09, 08:36   #2
Tanımlı

Ayrıca Atlas Okyanus'un dibindeki sıra dağların üzerinde bulunan buzul izleri, bu dağların bir zaman deniz üstünde olduklarını işaret ediyor
Dünyanın her tarafında bulunan toplu hayvan mezarlarına dikkat çeken Velikovsky Bunların bir genel felakette sular tarafından sürüklenip, kayalar üzerinde parçalandıklarını, üzerlerine suların taşıdığı taşlar yığılıp, üst üstü gömüldüklerini kaydetmiştir Binlerce parçalanmış hayvan cesetlerinin bir arada oluşunu başka türlü nasıl açıklarız? Bu tip toplu mezarlarda zaman zaman insan cesetlerinin de bulunması, bu felaketin oldukça yakın bir dönemde olduğunu gösterir Peking yakınlarında Choukoutien'deki bir toplu hayvan mezarında yedi parçalanmış insan iskeleti bulunmuştur Bunlar üç ayrı ırka aitti, Beyaz, Eskimo ve Melanesyalı Bu toplu mezarlarda farkı coğrafi bölgelerin hayvanlarının bir arada oluşu, suların onları uzak bölgelerden sürüklediğini gösteriyor Bu felakette sayısız hayvan türü yok olmuştur Paleontolojik bulgulara göre felaketten önce hayvan nüfusu oldukça kabarıkmış ve son buzul çağın sonunda (MÖ 10000 sene) 40 milyon hayvanın ani bir ölüm gördükleri ileri sürülmüştür
Böyle bir felaket olabilir mi? Her şeyden önce bilmemiz gerekir ki bizim yeryüzünde hayatımız sanıldığı kadar güvenli değildir Tarih boyunca doğal afetler, önemli toplu ölümlere sebep olmuştur Bir sene içersinde dünyada hemen hemen her ay olan bu afetlerde ölenlerin sayısı akıl durdurucudur 1883'de Sumatra ve Java arasında Krakatoa adında ıssız bir adada bir yanardağ patladı Bu patlama 2 bin mil ötede Avustralya'da insanları uykularından uyandırdı Şok dalgaları dünyanın etrafında 7 kez döndü Dev dalgalar köyleri sildi, gemileri kibrit çöpü gibi karaya oturttu Dalgaları 4500 mil uzaklara kadar ulaştı Havaya 13 kübik mil lav püskürtüldü Bunlar dünyanın etrafını kuşatarak gökyüzünü kararttı, aylardır dünya iklimi soğumuştu, çünkü bu tür volkanik bulutlar güneşten gelen ısıyı keser Felakette 62000 kişi öldü
526 yılında Antakya'da 250000 kişi, 1042 yılında Tebriz, İran'da 40000 kişi, 1556'da Çin'de 830000 kişi, 1908'de Messina, Sicilya'da 200000 kişi, 1923 Tokyo civarlarında 200000 kişi ve 1976'da Çin'de 700000 kişi şiddetli depremlerle hayatlarını kayıp ettiler Sellere gelince Çin'de 1887'de Huang Ho nehrin taşıması en az iki milyon insanın ölümüne yol açtı Aynı nehrin 1931'de taşıması 4 milyon insanın ölümüne yol açtı (38)
Atlantoloji açısından, nispeten yakın zamanlarda iki ilginç felaket kayda değer 1692 yılında Jamaika adası, bir korsan merkeziydi Ani bir zelzelede limanı Porto Prince'in büyük kısmı 1600 kişi ile birlikte denizin dibini boyladı Dev dalgalar karaya oturdu Halen deniz altında eski şehrin kalıntılarını bulmak mümkün 1755 yılında, 1 Ekim azizler günü dini törenlerin ortasında, Portekiz'in başkenti ve liman şehri Lizbon büyük bir depremle neredeyse yerle bir olmuştu Binlerce bina tamamen yıkıldı ve felaketten kaçan halkın üzerine 15 metre yükseklikte deniz dalgaları indi Lizbon 1531 yılında da çok büyük bir depremle yerle bir olmuştu Deprem aynı anda Avrupa'da, Karaipler de ve Kuzey Afrika'da duyuldu Şiddetli deniz dalgaları Amsterdam limanında gemilerin iplerini kopardı Donnelly felaketi şöyle anlatıyor, "Yer altından bir şimşek sesi geldi, hemen ardından şiddetli bir deprem şehrin büyük kısmını yerle bir etti Altı dakikada 60000 kişi can verdi Korunmak için bir alay insan yeni mermer rıhtımın üzerinde toplandı Ancak, o birdenbire üzerinde bütün insanlarla birlikte sulara gömüldü ve bir tek ölü beden su yüzüne çıkmadı Ona yakın demirlenmiş bir çok insan dolu gemiler ve tekneler bir su girdabının içinde yutuldular Tek bir tekne veya gemi parçası geri dönmedi Rıhtımın bulunduğu yer şu anda 600 fit (200 m) su altındadır Depremin kapsadığı alan çok genişti Humboldt derki Avrupa'dan dört misli büyük bir alan aynı anda sarsılmıştır Baltik'ten Karaibler, Kanada'dan Cezayir'e kadar yer sarsılmıştır Fas'ın bir kaç kilometre yakınlarında 10000 kişilik bir köyü toprak açılarak yutmuştu Büyük olasılıkla bu depremin kaynağı Atlas Okyanusunun ortasındaydı ve binlerce yıl önce Atlantis'in batmasına sebep olan felaketin yankısıydı" (39) (Bu dönemi incelerken, ister istemez Kuzey-Anadolu fay hattı ve devinimleri akla geliyor 1752 yılında İzmit depremi olmuştur ve 1766 yılında büyük İstanbul depremi olmuştur Unutmamak gerekir ki ondan 250 yıl önce 1509 yılında yeniden büyük bir İstanbul depremi olmuştur Aynı şekilde 1531 de büyük Lizbon depremi olmuştu Yukarıdaki yazıyı ele alırsak görürüz ki 250 yıl önce sadece Türkiye'de değil bütün dünyada büyük sarsıntılar olmuştur Joseph Goodavage Astroloji Uzay Çağı Bilimi kitabında şöyle yazıyor: "Isaac Newton, tuhaf konularda araştırma yapmıştır, Hermes'i inceledi ve simya üzerinde geniş bir kütüphanesi vardı Grek mitolojisi ilgisini çekmişti ve Grek tanrılarının kayıp ve unutulmuş bir uygarlığın gerçek kişileri olabileceğini belirtmişti Newton teoloji ve kadim gizemcilik konusunda bir milyon kelimeden fazla ve diğer ezoterik konularda 500 bin den fazla kelime yazmıştı İnsan tarihinde büyük değişikliklere yol açan 250 yıllık güçlü devinimlerden söz etmişti Bu devinimleri hesaplarken Arap astrolojisindeki Arap noktaları esas olarak almıştı Esasın bize cebri de veren Arapların matematikleri Newton'un zamanındaki matematikten çok üstündü Onların matematik sistemleri Arap noktalarını da içermekteydi, ki menşei meçhuldür Gariptir ki Spengler Tarih ve Devimler eserinde, Pluto gezegenin 248 yıllık yörüngesinin önemi vurgulamaktadır Pluto gezegenin perhelionu (güneşe en yakın dönüşü) devinimleri 250 yıllık aralıklarla oluşan psiko-kültürel değişiklikleri belirlemekte ve eş zamanlılık göstermektedir iki önemli araştırmacı Lamprecht ve Bradford, Sprengler'in fikirlerini desteklemektedir Newton Pluto kadar uzak ve küçük bir gezegenin etkilerini önceden belirlemiş olabilir mi? (Pluto 1930 yıllında keşfedildi)" Kitabının ayrı bir bölümünde Goodavage şöyle yazıyor: "Felaketleri önceden tespit etmede bilimsel yöntemlerin araştırılmasında yüzde yüz güvenilir bir kurala göre: Büyük depremler her zaman güneş tutulmalarını takip eder ve çoğu zaman önemli gezegen kavuşumları ile birlikte olurlar Astrolojik kehanetlerin birinde Newton, İngiltere'den oluşan en ilginç doğal olaylar dizisini önceden bildirdi Ölümünden 23 yıl sonra 1750'nin ilk üç ayında Aurora Borealis'in (Kuzey Işıkları) göklerde ani ve şaşırtıcı bir gösterisi ile başlayacaktı Kehanetine göre Kuzey Işıkları yıkıcı rüzgarlarla birlikte gelen büyük fırtınalar takip edecekti sonra büyük bir deprem dalgası Londra'da büyük hasar ve can kaybına yol açacak Neredeyse çeyrek yüzyıl sonra Kuzey Işıkları İngiliz toprakları üzerinde parladılar Ondan sonra saatte 100 millik öldürücü rüzgarlar geldi Korkunç bir deprem salgını çığlık atan Londralıları canlı canlı evleri ve yataklarında gömdü")
Okyanusya civarlarında 1780 yılında keşfedilen Falcon adası, 1894'de denizin dibine çökerek yok oldu Tomas'a göre "Cook adaları arasında Tuanaki son asırın ikinci yarısında 13000 yerlisi ile Büyük Okyanus'ta battı Bir sabah balıkçılar sandalları ile denize açıldılar, döndükleri vakit adaları yoktu" 1819 yılında İndus nehrinin ağzında, depremler eşliğinde büyük bir yer parçası suların altına gömüldü Suların üstünde sadece evlerin tepeleri, oranın bir zamanlar kara parçası olduğunu gösteriyordu
Atlas Okyanus'u bir çok volkanik hareketlerin sık sık yer aldığı bir yerdir 1957'de yanar dağlar eşliğinde yeni bir ada Azorların yakınlarında ortaya çıktı Azor adalarının dağları volkaniktir İslanda'da faaliyette yanardağlar hemen hemen eksiksizdir Yeryüzünde toprağın aşağı veya yukarı hareket etmesi doğal ve hemen hemen her yerde görülür Fransa her sene 3 milimetre batıyor, Hindistan da Ganj nehri ve Himalayalar arasında yer, her sene 181 milimetre yükseliyor, Güney Amerika'da Ant dağlarının Amerikan'nın keşfinden itibaren 60100 metre yükseldiği saptandı (40) Türkiye'nin kıyılarında kaç tane su altı şehri vardır? Toprak, su seviyesinin altına indiğinde, hemen su örter Ege Deniz'inde Thera-Santorini adası MÖ 1500 sene önce patladığı zaman yeraltında boşalan tonlarca magma yüzünden ada çökmüştü Kısmen sulara gömüldü Atlantis için aynı şey olduğunu düşünenler var
Otto Muck'a göre büyük bir gök taşının Atlantis civarlarında düşmesi ile yüzlerce yanardağ patlamış ve ardından adanın altında oluşan boşluğun çökmesi adanın batmasına sebep olmuştu, çarpışmanın verdiği hareketle denizler karaya inmişti ve dünyanın dört bir yanında tufan olmuştu(40a)
1988'de San Fransisco'da bir toplantıda bir araya gelen Amerikan Jeofizik Birliğinde Rochester Üniversitesi Jeolog'u Asish Basu, günümüzde bilim çevrelerce en çok konuşulan tezlerden birini ortaya attı Bu teze göre 66 milyon sene önce bir asteroid Hint Okyanusuna düşmüştü, çarpışma neticesi zincirleme yanardağ patlamaları olmuştu Yüz binlerce sene süren bu patlamaların ardından, yarattıkları bulut perdeleri dünya ısısını düşürmüştü ve bir buzul çağ başlamıştı Neticede dinozorların nesli tükenmişti Hindistan'da bulunan bir kuvars taşının yoğunluğu, ancak böyle bir çarpışmanın eseri olabilirdi Newsweek'e göre, "Bazı paleontologlar halen hem asteroid tezini, hem de yanardağ tezini inkar ediyorlar, onlara göre yavaş iklim değişiklikleri dinozorların neslinin tükenmesine neden verebilir Ancak yakın zamanlarda asteroid tezini savunanlar artmaya başladı Onların iddiaları yeryüzünde bulunan bazı asteroid kraterleri ile güç kazanmıştırgökbilimciler yörüngeleri dünyaya yakın kesişen 1000 asteroid olduğunu söylüyorlar (41)
Yukarda aktarılan olayın benzeri, Otto Muck tarafından yıllar önce Atlantis konusunda ortaya atılması oldukça anlamlıdır Şimdi yaşlı Mısırlı rahibin Solon'a anlattıklarına dönelim Kritias 22c'de Phaethon (fayton) öyküsünün aslında bir gök cisminin yeryüzüne düşerek büyük bir felakete sebep vermesi anlamında olduğunu belirtir Bu da, kadimlerin ağzından bize, mitolojik öykülerinin nasıl mecazi anlamda tarihi ve bilimsel olayları örttüğünü gösterir Rahip ayrıca yeryüzünde bir çok felaket olduğunu, insanların birçok kere yok olduklarını yazar Kısacası Atlantis'i meydana getiren sel tufanından önce başka genel kıyametler ve tufanların olduğunu açıklıyor
Yeryüzü sürekli bir göktaşı, meteor yağmuru altındadır Bir günde ortalama 200 milyon göktaşı yağmaktadır Bunlardan sadece bir milyonu bir yıldız kayması görüntüsü yaratabilecek büyüklükte Hemen hemen hepsi atmosferde sürtünmeyle yanıp kül oluyor Ancak, zaman zaman bir göktaşı yere düşmektedir, hatta insanların ve evlerin üzerine düştüğü olmuştur Hitit Kralı 2 Mursilis kayıtlarında rakibi Efes kralının üzerine gök tanrısı Teşup'un bir göktaşı düşürtüp öldürdüğünü yazmıştı
MÖ 467'de Efes'e düşen bir at arabası büyüklüğündeki göktaşı sonradan heykeltıraşçılar tarafından tanrıça Artemis'in şekline getirildi Aztek mabetleri de göktaşların düştüğü yerler etrafında inşa edilirdi Mekke'de Kabe'nin üzerindeki kara taşın bir göktaşı olduğuna inanılır Bütün bunlara rağmen Aristoteles göktaşlarını inkar ediyordu 1790'da Güney Batı Fransa'ya bir meteor yağmuru yağdı Buna rağmen Fransız Akademisi göktaşları getirenleri küstahça kovuyordu ve bu olayı, "fiziksel olarak imkansız" olarak değerlendiriyordu Ancak, 1820'de onların varlığı kesin olarak kanıtlandı (42) Ayrıca, Milattan önceki devirlerde dünyaya daha fazla meteor yağdığı tespit edildi Güneş sisteminde serseri mayın gibi dolaşan bu parçacıklar düştükçe azaldığı sanılmaktadır
Aya yapılan ilk teleskop gözlemleri, yüzeyinin binlerce kraterle delik deşik olduğunu gösterdi Son bulgulara göre bütün yakın gezegenlerinde aynı izler görülüyor Bu ışık altında şüphesiz dünyamızı farklı bir şekilde yorumlamamız gerekir 1939 yıllında yapılan kazılar Arizona kraterinin sönmüş bir yanardağın ağzı değil, fakat dev bir meteor, daha doğrusu bir asteroid'un çarpışması ile meydana geldiğini kanıtladı Varılan neticeye göre 20 bin sene önce kuzeyden saniyede birkaç kilometre hızla, bir ve iki milyon ton ağırlığı arasında bir gök cismi yerle çarpışarak 300 kilometre çapında bir alanda bütün canlıları yok etmişti ve yeri taşı delerek bir kilometreden fazla derinliğe gömülmüştü Teksas’ta Odessa grup kraterlerin aynı zamanda meydana geldiği sanılıyor O halde ya gök cismi atmosfere inerken parçalanarak bir kaç göktaşı oluşturdu, ya da grup halinde dünyanın yörüngesine indiler Bunların yeryüzüne tesirleri felaket türünden olmaları gerekir (43)
Asteroidler, ilkin 1802'de keşfedilen, Mars ve Jüpiter arasında bir yörüngeye yerleşmiş olan milyonlarca taş ve metal parçalarıdır Onların patlamış bir gezegenin parçaları olabileceği düşünülmektedir Asteroidlerin bazıları oldukça büyük ve yörüngeleri eksantrik olduğundan dünya ile çarpışma olasılıkları zaman zaman oluyor Aslında dünyanın geçmişinde asteroidlerle bir değil, birkaç kez çarpış olması güçlü bir olasılıktır Hatta bu durumda, çarpmaması bir mucize olur Yeryüzünde bütün asteroid kraterleri, Arizona krateri kadar belirgin değildir Bazıları su ile dolup göl oldular, bazıların arazinin kumlu olmasından dolayı izleri silindi Unutmamak gerekir ki yeryüzünün yüzde 708'I denizlerle kaplıdır Deniz dibinde mutlaka kraterler vardır Atlantolog Egerton Sykes'a göre Atlantis'i batıran meteor yağmuru Karaib taraflarında düşmüştü Oralarda bazı meteor kraterleri bulmak mümkün Belki yakında bu konudaki bulgular Atlantis öyküsünü aydınlatır
11,000 sene önce böyle bir felaketin olduğuna konusunda izleri ve kanıtlar vardır Bilindiği gibi, son buzul çağın sonu 10,000 sene önceydi O zamanlardan önce bütün Kuzey Avrupa kalın bir buz örtüsü altındaydı Dünya su miktarının büyük kısmı buz halinde kara üzerinde oturduğu için su seviyesi daha düşüktü Deniz coğrafyası buluntularına göre Atlas okyanusuna boşalan nehirlerin izleri deniz diplerine kadar devam ediyor ve bir zamanlar su altında olan kıyıların şu anda deniz altında olduğunu gösteriyor Amerikan Jeoloji Cemiyetinin 1936 yılında yayınladığı bir bildiriye göre Atlas Okyanusun'da deniz seviyesi tertiary çağından günümüze dek iki buçuk kilometre kadar inme ve yükselme göstermişti (44) Bazı jeologlar ve deniz coğrafyacıları bir zamanlar Atlas Okyanusun'da bir kıta olduğunu kabul ediyorlar, ancak onun Platon'un verdiği tarihten önceki bir devirde bulunduğu konusunda karar vermeyi tercih ediyorlar
R F Walworth ve G W Sjostrom'e göre son buzul çağında su seviyesinin düşük olması Atlantis'in varlığı için yeterli bir sebeptir (45) Bu iki araştırmacıların geniş bir araştırmaya dayanan tezlerine göre periyodik gelen zincir volkanik patlamaları dünyanın geçmişinde uzun buzul çağlar yaratmıştır Bazı jeolojik izlere göre buzlar bütün kıtaları kaplamıştır, su seviyeler inip yükselmiştir Halen güncelliğini kazanan ve Donelly tarafından ortaya atılan bir teze göre, Atlantis'in batması ile daha önce onun yüksek dağları tarafından engellenen sıcak Gulf Stream akıntısı Kuzey Avrupa'ya ulaşarak buzların erimesine yol açmıştı Halen yolunda devam eden bu sıcak hava akımı Avrupa'nın ısısını bulunduğu enleme rağmen ılımlı tutmaktadır Oysa, aynı enlemde bulunan Rusya'daki şehirler çok daha soğuk iklimlere sahiptir
Kuzey Sibirya'da buzlar altında on binlerce donmuş mamut cesetleri vardır Geçen asır sonlarında bu mamutlar'dan en az 20000 çok iyi durumda fil dişi çıkartılarak piyasaya sürüldüğü kaydedildi Bu mamutların toplu bir felakete kurban oldukları ortadadır Ani bir donmadan ölen bu mamutlardan bazıların ağızlarında halen yemekte oldukları otlar bulunduğu görülmüştür Karbon 14 testler onlar yaklaşık 12,000 sene evvel öldüklerini gösteriyor Profesör Frank C Hibben'e göre son buz çağın sonuna gelen bu devrede sadece Kuzey Amerika'da 40 milyon hayvan ölmüştü Amerika'da Niagara şelalelerin 12500 yıl evvel meydana geldiği hesaplanmıştır Cordilleras dağlar yaklaşık 10,000 sene evvel meydana geldiler karbon 14 testlere göre şu anda Bermuda civarlarında deniz altında olan geniş bir bölgede 11,000 sene önce sedir ormanları vardı Aynı şekilde İngiltere’ye yakın Kuzey Denizi, İrlanda ve Gronland yakınlarında deniz diplerinde binlerce sene önce denizin dibini boylamış ormanlar görülür Unutmamalı ki karbon 14 testlerinde çıkan neticelerde biraz kayma olabiliyor, onun için bütün bu olaylar aynı anda meydana gelmiş olabilir, ancak olayların çoğu Atlantis'in batış tarihine uyuyor (46)
Tomas şöyle yazıyor, "And sıra dağlarının nispeten yakın, insanların gemiler kullandıkları bir dönemde aniden yükselmiş olması gerekir Eğer bunu reddedersek, Büyük Okyanus'tan 300 kilometre uzaklıkta ve 3800 metre yükseklikte Titicaca gölünde bir deniz limanın bulunmasının açıklanması olanaksız olur Rıhtımlarda gemi halatlarının halkaları o kadar büyük ki onlar sadece deniz aşırı gemiler için kullanılabilirdi Bu Ant dağlarındaki limanda halen deniz yosunu kalıntıları bulmak mümkündür Bir çok yükselmiş kumsal sahil şeridi de var Titicaca gölünün güney kısmı halen tuzludur"
Atlas Okyanusunun ortalarında Platon'un işaret ettiği yerde deniz altında nispeten sığ olan geniş bir arazi vardır Bunun adı Orta Atlantik Çıkıntısı (Mid-Atlantic Ridge) dir Bazı Atlanatologlar, onu batmış kıtanın kalıntıları olarak kabul ederler 1949 yılında Colombia Universiteden Professör M Ewing bu düzeyde yaptığı araştırmalarda 4 ile 55 kilometre arasında deniz dibinde bir kumsal sahil şeridi bulundu Kum ancak atmosfer şartlarında erozyonla meydana gelir, su altında oluşması mümkün olmadığına göre bu plajın battığı kaçınılmaz (47) Atlas Okyanusunun dibinde geniş alanların lavla kaplı olduğu görüldü Fransız jeolog Pierre Termier'e göre su altından alınan lav örnekleri cam basalt lav türündedir ve ancak su dışındaki atmosferik basınç altında katılaşabilmektedir Eğer su altında katılaşsaydı kristal halini alırdı Ayrıca Termier bu lavların katılaşmalarından kısa süre sonra suya girdiğini tespit etti Bu lavların 15,000 sene içinde suda çözülmeleri gerektiğini belirilerek, onların Platon'un öyküsüne kuvvetli bir kanıt olduğu kaydediliyor (48)
Edgar Cayce okumalarında Atlantis'in yakınlarda tekrar yükseleceğini söylemişti İlkin 1968 Karaipler’de Bimini adası yakınlarında bir Atlantis mabedinin ortaya çıkacağını söylemişti 1968 yılında, bu kehaneti incelemek üzere Edgar Cayce Vakıfı (ARE) Bimini civarlarında bir uçakla keşif gezisi düzenledi Neticede su altında bir ****lit (büyük taş) duvar veya yol bulundu O zamandan beri Bimini yolu arkeolojik incelemelere tabi tutuldu Yakınlarında yivli mermer bir sütün parçası ve harç ile sıvanmış bir kiremit parçası bulundu Bimini yolunun insan işi olduğu şüphesiz, bir gözlemcinin dediği gibi, "Doğa kare şeklinde taş yaratmaz, ve taşları da sıra halinde dizmez" Deniz seviyesinin son buzul çağında yükselmesini göze alarak burasının en az 8 bin yıl önce deniz seviyesinin üstünde olduğu hesaplanmıştır
__________________
Affedilen vazgeçilendirO affedildi çünkü ondan vazgeçildi



gosd3.m ist offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
atlantis, kanıtları2

Konu Seçenekleri
Modları Göster


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atlantis Ko muharrem111 Private Serverlar 1 26-04-09 12:51
Atlantis Ve Ademoğulları DemonsTear Kayıp ve Kadim uygarlıklar 0 08-06-08 17:45
Atlantis seckınnn Gizemli Olaylar 0 02-02-08 23:18
Atlantis God's Bullet Sunumlar 0 04-12-07 00:42
Suriye, İsrail uçaklarıyla ilgili kanıtları Türkiye'ye sunuyor P€€RL€SS Yurtiçi Olaylar 0 09-09-07 14:18


Şuan Saat: 10:45


Telif Hakları vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.