MecazeN  

Geri Dön   MecazeN > Mecazen Special > Soru - Cevap

Soru - Cevap Aklınıza takılan her soruyu sorabilirsiniz..

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 23-01-10, 13:41   #1
Tanımlı Evrim İle İlgili Bilimsel Soru ve Cevaplar

Bu bölümde canlıların evrimine delil niteliği taşıyacak bilimsel incelemeleri yayınlayacam Bu makaleler şahsım tarafından incelenecek, kaynağıda her daim altında olacaktır Burada bilim dışında tek satır daha okumayacaksınız Bilimsel teoriler, ispatlanmış bilgiler, dayanaklar
Herkese iyi okumalar arkadaşlar Lütfen tartışmalarımızı düzeyli bir şekilde yapalım

PathFinder

Neden Çıplağız?



Modern evrimsel bilimin başlamasından bu yana insanların neden tüysüz olduğu tartışmalı olmuştur İnsanın Türeyişi’nde Darwin, “Kimse, tenin çıplaklığının insan için doğrudan bir avantaj olduğunu zannedemez: dolayısıyla, doğal seçilim bedeni tüylerden yoksun bırakmış olmamalıydı diyor
Eğer doğal seçilim değilse ne? Kitabının adına rağmen, Darwin insanların kökenine dair pek fazla şey söylememiştir Bu durumu üstü kapalı bir şekilde en güçlü destekçisi Thomas Huxley’e söyler Huxley zaten bu konuyla ilgilenmekte ve en yakın akrabalarımız olan Afrikalı maymunsulardan ayıran farklılıklarımız üzerine bir kaç sayfa yazmakla uğraşmaktadır Vücut tüylerinin kaybının eşeysel seçilimle ilgili olduğunda karar kılmıştır: insanlar (daha ziyade kadınlar) tüyleri azaldıkça eşlerine daha çekici göründüklerinden zamanla daha tüysüz bireyler seçilmesi suretiyle tüysüzleşmişlerdir




Ancak bu açıklama zamanın testinden geçemedi Binlerce memeli türünden sadece bir primat türünün tüysüz dişileri daha çekici bularak tüylerini yitirme yoluna gitmesi inanması güç bir tezdi Eğer Darwin’inki gibi bir deha bile bundan daha ikna edici bir çözüm sunamıyorsa, gözden kaçan daha anahtar bir faktör olmalıydı


Geçen yüzyılın büyük çoğunluğu boyunca problemin çözüldüğü düşünüldü 1924’te ünlü Taung bebeği kafatasının önemini farkeden antropolog Raymond Dart, maymunsuların atalarının ağaçlar üzerinde yaşarken bizim atalarımızın açık alanlarda dolaşmak durumunda olduğu fikrini yaygınlaştırmaya başlamıştı Açık alanda avcılık yapan erkeklerin bedeni çok ısınmaktaydı ve dolayısıyla, tüyleri az olan bireyler bu açık alanlarda beden ısılarını daha düşük tutup daha iyi uyum sağlayabildikleri için topluluk gittikçe tüysüzleşen bireylerden oluşmaya başlamıştır


Bu teoriyle ilgili problemse diğer hiçbir memeli türünün bedenlerini soğutmak için bu yola gitmeyi tercih etmemiş olması Tüyler hayvanları gündüz güneş ışığından koruduğu gibi gece de soğuktan korumaktadır İnsansı dişiler sıcaklayan avcılar değillerdi ve geceleri soğuktan üşümek, derilerinin sıyrılması çizilmesi ve yavruların tutunabilecekleri bir kürk olmaması gibi sorunlardan muzdarip olacaklardı Ama yine de erkeklerden bile daha tüysüz oldular Başka bir açıklama söz konusu olmalıydı


Dart’ın açıklaması 50 yıldan daha uzun bir süre yarışı en önde götürdü ancak herkes tarafından benimsenmedi 1970’lerde Amerika Ordu Araştırmalarında görevli Russell W Newman İnsan Biyolojisi dergisinde insanların şu üç eşsiz özelliğe sahip olmasalardı alanlarda sağ kalmayı başaramamış olacaklarını iddia etti: doğuştan kılsız olma, bol terleme ve bol su içme Diğer bir değişle, çok az tüy, çok fazla ter ve az ama çok sık su içme ihtiyacı Newman’ın makalesi bir çok karşıt fikir tarafından tartışıldı ve çoğunlukla görmezden gelindi


Oregon Yerel Primat Araştırma Enstitüsü’nün ve kendi neslinin en yorulmak bilmez öğrencilerinden William Montagna, 1972’de yıllarca yaptığı araştırmalardan sonra insanların tüysüz derilerinin nedenini açıklamada başarısız olduğunu ve bu özelliğimizin açıklamasının erişilemez olduğunu söyledi
1977’de neoteni hipotezinde durumu tartan Stephen Jay Gould, tüysüzlüğün daha büyük beyinler için geliştirilmiş bir strateji olduğu fikrini ortaya attı Beyinlerimiz doğmadan hemen önce çok hızlı büyür Bu basamağı uzatarak, hızlı beyin büyümesini devam ettirmek ve daha büyük beyinlere sahip olarak doğmak şeklinde evrimsel stratejisini belirleyen ve buna elverişli bir vücut yapısı oluşturmaya giden bizler, dolayısıyla diğer genç primatlardan farklı olarak daha düz bir yüz, daha büyük kafalar ve gözler ve daha tüysüz bir deri ile doğuyorduk Bu fikir bilim dünyasında oldukça geniş yer buldu ve çokça tartışıldı Bu tezin zayıf noktalarından biri, vücutlarımızın gerçekten tüylerle kaplandığı tek anın doğumdan hemen önceki an olması Dahası fetüse ilişkin karakteristikleri seçerek ve eğer sadece yetişkinlere faydası olacaksa koruyoruz Kısa yamuk bacaklarla ve dişsiz olarak doğuyoruz Eğer bir dezavantaj olduğu doğru olsaydı tüysüz de doğuyor olurduk


Diğer bir azınlık ise Darwin’in yazıştığı bilim insanlarından birinin de belirttiği üzere tüysüz insansıların kene ve benzeri parazitlerden kurtulmaları daha mümkün olduğu için zamanla tüysüz olanların hayatta kalıp insan neslini tüysüzleştirdiği yönündeki fikri de savunuyor Ancak Darwin buna, diğer savan hayvanlarının da aynı sorunla karşı karşıya olduğu ama tüylerini azaltma yönüne gitmemelerini göstererek karşı çıkmıştır Bu fikir sık sık kendisine dile getirilse de Darwin’in şüpheleri dinmemiştir
İncelenmeye değer bir diğer fikir ise Oxford Üniversitesi’nden Alister Hardy’e ait Kendisi bir deniz biyoloğu olan Alister insan derisinin sadece çıplak değil aynı zamanda bir yağ tabakasıyla da kaplı olduğunu not ederek bunun bir takım sucul memeli için geçerli olduğuna dikkat çekti New Scientist’te 17 Mart 1960’ta yayınlanan makalesinde: “İnsanlar geçmişte sucul muydu?” diye sorsa da savan teorisi karşı konulmaz görülüyordu


Ancak yüzyılın sonlarına doğru, ilk insansı fosilleriyle bağlantılı olan bitkisel ve hayvansal fosiller daha yakından incelendikçe savan teorisiyle ilgili soru işartleri oluşmaya başladı Tempe’deki Arizona State Üniversitesi’nden Kaye Reed çalışmalarının sonucunda yaşam alanlarının otlardan, çalılardan, sığı sulardan, ormanlardan ve orta yoğunluktaki ağaçlık alanlardan oluştuğunu ortaya koydu Artık ilk iki ayaklılığın ağaçlık hatta ormanlık alanlarda ortaya çıktığı genel olarak kabul görmektedir
Bu ilk iki ayak üstünde yürüyüşe evrimin savanda başlamadığı yönünde bulgular sunsa da, tüyler fosilleşmediği için insansıların tüyleri ne zaman kaybetmeye başladıklarını söylemek zor 2006’da Penn State Üniversitesi’nden antropolog Nina Jablonski Deri: Bir doğa tarihi isimli kitabında, iki ayak üstünde yürüyenlerin savana çıktığında –eninde sonunda savana çıktıklarından kimsenin şüphesi yok- terlerinin buharlaşması için kıllarını kaybettiklerini öne sürdü Böyle bir insansının günde 136 litre kadar terliyor olması gerektiğini hesapladı Ancak neden aynı ortamda yaşayan ve bir bu kadar terlemekte olan kırmızı patas maymunlarının tüylerini kaybetmediğine ya da insansılar kadar çok su içmediğine bir açıklama getiremedi
Son zamanlarda araştırmalar tarz değiştirdi ve insanların neden tüylerini kaybettiklerini sormaktansa ne zaman kaybettiğini sormaya başladılar Paleontologlar bize bunun cevabını veremedikleri için başka alanların uzmanları işe karıştılar


2004’te genetikçi Alan Rogers, Stephen Wooding ve Dave Iltis, melanokortin 1 resptörü (MC1R) hakkında bir makale yazdılar Melanokortin reseptörü ten ve saç rengimizi belirleyen bir proteini etkilemektedir Bu allelin ne zaman ortaya çıktığını tarihlendirmek mümkündür İlk atalarımız tüylerini kaybedip bir koruma mekanizmasına ihtiyaç duyduklarında bu allelin güneş rezistansı olarak seçilmiş olabileceği fikrini ortaya attılar Geni birçok bilim insanının düşündüğünden daha erkene 12 milyondan daha öncesine tarihlendirdiler


Üç yıl sonra, Florida Doğa Tarihi Müzesi’ndeki bir parazitolojist olan David L Reed, bir bit DNA’sında meydana gelen farklılıkların, ev sahipleri olan insanların derileri hakkında ne kadar çok şey söyleyebileceğini gösterdi İnsanlardaki kafa bitiyle şempanzelerdeki bit genetik olarak ilişkiliyken, insanlar ve şempanzelerin farklılaşmasıyla beraber onlar da farklılaşmaya başlamışlardı Ancak insanlardaki kasık bitleriyle gorillerdeki bitler çok daha yakın akrabadır ve daha sonra şans eseri karşılaşmış olup çaprazlanmışlardır Bu Reed’i atalarımızın kasıklarındaki ve koltuk altlarındaki kıllar hariç diğer bölgelerdeki tüylerini 33 milyon yıl öncesinde kaybetmiş olduğu hipotezine götürdü


Bunların hiç biri Hardy’nin, insanların sucul bir aşamadan geçtikleri ara bir süreçte vücut tüylerini kaybettikleri teorisini etkilememektedir Ancak o bu teorisi birçok gizemli insane özelliğini açıklamak için kullanıyordu: iki ayaklılık, tüysüzlük, yağ tabakası, alçalmış gırtlak, koku duyusunun yokolması ve benzeri Eğer bunlardan en büyük ikisi olan iki ayaklılık ve tüysüzlüğün kabaca aynı zamanlarda ortaya çıktığı bulunursa ibre Hardy’nin teorisine doğru kayabilir

Kaynak: Bu makale, New Scientist'de yayınlanan Why are we the naked ape? isimli makalenin özeti olarak hazırlanmıştır
PathFinder ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 24-01-10, 18:06   #2
Tanımlı

Evet burayı biraz canlandıralım

EVRİM VE BASLANGIC

Bundan yaklaşık 3-4 milyar yıl önce evrensel bir piyango çekilmiş ve büyük bir olasılıkla en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiştirBu kendi benzerini üretebilen, çoğalabilen, yenilenebilen, değişebilen; fakat ancak belirli koşullar niteliğini koruyabilen canlılığın ilk mayasıdırBu eşsiz öz, doğanın eşsiz labaratuvarlarında 3-4 milyar yıl süreyle işlenmiş, dallandırılmış, çeşitlendirilmiş ve geçmiştekini göz önüne almazsak bugün yaşayan yaklaşık 700000 civarında bitki, 1,500,000 civarında da hayvan türünün ortaya çıkmasına neden olmuştur
Bu gelişimin son halkası, kuşkusuz, araştırma yeteneğine sahip, soyut düşünebilen ve öğrendiklerini zamandaşlarına ve gelecek kuşaklara en etkin bir şekilde aktarabilen "insan" dır Atalarımızın kazandıkları bilgileri aynı yolla bize aktarmaları, tarihsel bir kültürün meydana gelmesine ve doğan her "insanın" bu kültür üzerine birşeyler ekleme olanağı bulmasına neden olmuşturBu gelişim, durmayan ve durdurulamayan bir sürekliliktirDeğişim , evrenin özünde vardırHer saniye genişleyen ve değiştiren bir evrende, onun bir kısmını oluşturan parçaların sabit kalmasını düşünmek, doğaya ters düşmek demektirTüm canlılar ve cansızlar bu evrensel yasanın dışına çıkamazlarBu nedenle, evrenin gerek cansız gerekse canlı yapılarının zaman süreci içerisindeki değişimini incelemek, tarafsız ve somut bir düşünceyi yani insan olmayı gerektirirBu nedenle o en gelişmiş varlık olarak nitelendirilir

Cansızların ve canlıların zaman süreci içerisinde meydana getirdikleri bu değişiklikleri inceleyen bu bilimdalına " E v o l u s i o n = E v r i m " denirCansızların evrimini inceleyen alt bilim dalına " A n o r g a n i k E v r i m" denir [ Çoğunluk uzay fizikçilerinin ve astronomistlerin araştırma alanı içerisine girer] Canlı özün değişimi, " O r g a n i k E v r i m " olarak bilinir[ başta biyologlar olmak üzere, kimyacı ve diğer bilimadamlarının araştırma alanı içerisine girer ] Son olarak somut ve soyut düşüncenin, onunla ilgili olarak sosyal ilişkilerin evrimidir [ sosyal bilimlerle uğraşanların çalışma alanına girer ]

Nereden geldik, nereye gidiyoruz, çevremizdeki canlılar niçin var ve neden herbiri farklı şekilde yapılmıştır sorusunun ilk defa söylendiği tarih, evrim biliminin başlangıcını oluştururBu da soyut düşünebilen insanlık tarihi kadar eskidirher devirde, her kültür düzeyinde bu soruların değişik açıklamaları olmuşturDüşünen insanın kafasını sürekli kurcalayan bu bilinmezlik, kökü Mezopotamya kültürlerindeki inanışlara kadar dayanan bir formülle çözüşmeye çalışılmıştırBu herşeyin olduğu gibi " bir defada " Tanrı tarafından yaratıldığına inanmaktıBu düşünceyi köken alan değişik inanç grupları, özde aynı olmakla beraber, bazı küçük farklılıklarla yaratılış modelleri geliştirmeye çalışmışlardırBaşlangıçta ve bugün hala geniş halk kitleleri tarafından benimsenen bu inanç, gerçekte binlerce yıl insanların rahatlatılmasına ve içini kemiren bu "merak" duygusunun bastırılmasına büyük hizmetleri olmuşturYalnız bu rahatlık, toplumlarda dogmatik düşüncenin yaygınlaşması ve doğaya yabancılaşma gibi ağır bir faturayla ödenmeye başlandıÖyleki, bu doğmatizmin ortaya çıkarttığı asıl tortu tüm dölleri ve bireyleri etkileyerek " yalnız beş duyumuzla algılayabildiğimiz şeyleri gerçek olarak tanımaya , herşeyi olduğu gibi kabul etmeye ve onların tümünün özellikle insan için yaratılmış olduğuna inandırarak" buzdağının altındaki gerçek yapıyı öğrenmelerini engellemye başladı

Tarih, düşündüklerini söylyen ya da gerçeğe, alışılagelmiş yöntemlerin dışında yaklaşmak isteyen "bugünkü bilgilerimizin ışığı altında ister yanılmış, ister doğruyu bulmuş olsunlar" düşünürlerin, bilimadamlarının çektikleri acılı öykülerledoludurKiliseye karşı evrenin sonsuzluğunu savunan BRUNO, Roma meydanında yakılırken ( 17 Şubat 1600 ) tüm baskı ve acılara katlanarak, düşündüğünü ve inandığını korkusuzca söylemek suretiyle, gelecek kuşaktaki bilim adamlarına önderlik etmiştir

Fiziksel olarak değişen evreni, düşüncelerimizde ve inançlarımızda sabitleştirerek sonuca varmaya olanak yokturÇünki hiçbir düşünce ya da işleyiş, evrensel yasalara karşı koyamazToplumların baskı altında tutularak ya da bazı dogmatik fikirler aşılanarak değişmez ve kararlı bir hale getirilmesi denenmiş; fakat, bu evrensel yasaya aykırı olduğu için sonuç alınamamıştırSon yüzyılımızda , bu gerçeği benimseyerek, bilimsel düşünceyi her boyutta serbest bırakan toplumlar, çağdaşlaşmış ve özellikle doğanın ana ilkelerini ortaya koyan temel bilimler alanında patlarcasına büyüme ve gelişmeyi sağlamıştırBunun en doğal sonucu olarak evrim düşüncesinde de birçok gelişmeler ortaya çıkmıştırBu evrimsel düşünce değişimi tüm hızıyla zamanımızda da sürmektedirSon 30 yılda gelişen alet ve aygıtlarla yapılan denemeler ve gözlemler, özellikle biyoloji alanında ve uzay çalışmalarında elde edilen bulgular, evrenin yapısını ve dokusunu gerçeğe biraz daha yaklaştırarakaçıklamaya başlamıştırArtık, bugün biz canlı ve cansız evren konusunda belirli temel bilgilere ve ilkelere sahibizFakat bu ana ilkeler arasındaki dokunun örülmesi daha yüzlerce yıl alacaktırZaten Evrimin temel ilkesi de budur" yeter ve dur" kelimeleri evrimin anlamına ters düşer

ProfDr Ali Demirsoy'un Kalıtım ve Evrim isimli kitabından alınmıştır
kozmiksakaci ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 24-01-10, 19:51   #3
Tanımlı

Evrim Teorisi : Bir Çocuğa Anlatır Gibi

Evrim teorisi, aslında çok çok basit bir açıklamaya dayanır Bu çok basit açıklamayı burada çocukların bile anlayabileceği bir dille kısaca anlatacağım
Evrim’in gerçek olduğunu nasıl biliyoruz?
Evrim teorisi ilk ortaya konduğu zaman eldeki veriler fosiller ve canlılardı Önce fosilleri ele alalım
Fosiller
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ], geçmişte yaşamış canlıların kemiklerinin ya da vücutlarının kaya katmanları arasında sıkışıp kalmış ve geçen uzun zaman sonrasında taşlaşmış kalıntılarıdır Bu nasıl gerçekleşiyor? Bir hayvan ölünce vücudu doğal olarak yere düşüyor Yere düşen bu hayvanın üstüne zamanla yeni bir toprak katmanı oluşuyor Zamandan kastım çok uzun zaman Yüzbinlerce yıl Tortul kayalar olarak bildiğimiz bu kaya katmanları arasında zaman zaman fosiller bulunuyor ve bilim adamları bu fosilleri inceleyerek ne türden bir hayvana ait olduğu anlayabiliyor
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] Toprak katmanları ve fosillerin oluşumu
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] Oluşan katmanlarda fosilleri bulan bilim adamı
Peki fosillerin ne kadar eski olduklarını nereden biliyoruz?
Kayaların yaşından
Kayaların yaşını nasıl hesaplıyoruz?
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] sistemiyle
Radyometrik tarihleme sistemini açıklarken bir örnekle işe başlayalım
Diyelim ki bahçenizdeki ağaçtan bir tane elma kopardınız Daha önceki elmalardan da ağaçtan kopardığınız elmaların her geçen gün bir tane kahverengi çürük lekesi çıkardığını biliyorsunuz Yani bir hafta sonra elmanızda 7 tane leke var diyelim Böylece bir elmadaki kahverengi noktaları sayarak kaç gün önce koparıldığını anlayabiliyorsunuz
Radyometrik tarihleme sistemi de buna benzer bir yöntem kullanır Kayaların arasındaki radyoaktif maddeler belli bir hızla çürürler Radyoaktif bir maddeye bakarak ne kadar süredir çürüdüğünü tespit edebiliriz Bu şekilde bu maddeleri bulduğumuz kayaların yaklaşık yaşlarını da tespit edebiliyoruz
Burada bir noktayı belirtmekte fayda var Radyoaktif tarihleme metodu tortul kayalarda işe yaramaz Çünkü kronometrenin başlangıç anı için kayanın oluştuğu anı bilmek gerekir Bu da sadece volkanik kayaların yaşlarının radyoaktif tarihleme metoduyla bulunabilmesi anlamına gelir Ancak fosiller volkanik kayalarda bulunmaz, tortul kayalarda bulunur Peki bu problem nasıl çözülür? Çok basit, tortul kayaların arasına sıkışan volkanik kayaların yaşlarına bakarak Bir fosilin yaşını anlamak için başka türden bir fosile bakıyoruz yani
Sonuç olarak bir fosilin yaşını, içinde bulunduğu kayanın yine içinde bulunan radyoaktif maddelerin yaşını tespit ederek tahmin edebiliyoruz
Peki bilim adamları buldukları fosillerde ne görmüşlerdir?
Görülen şey, belli yaş aralıklarındaki kayalar arasında bulunan fosillerin farklı yaşlardaki kayalarda bulunmadıkları Yani X bir hayvanın fosili 200 milyon yıl yaşında bir kayada bulunurken, 300 milyon yıllık bir kayanın içinde Y hayvanı bulunuyor Ya da 80 milyon yıllık kayaların arasında bulunan Z hayvanı, 70 milyon yıldan daha genç kayaların arasında bulunmuyor Buradan da Z türünün neslinin tükendiğini anlıyoruz Dünya’da bugüne kadar yaşamış olan türlerin %99′unun nesli tükenmiştir
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] Farklı katmanlardaki değişik canlı türleri

Gerçek dünyadan bir örnek verelim, 65 milyon yıldan genç hiç bir kayanın içinde dinozor fosili bulunmuyor Bilim adamlarına göre sebebi de 65 milyon yıl önce dünyadaki yaşamın büyük bölümünü silen bir doğal afet yaşandı ve bir çok türün yok olmasına sebep oldu Bir diğer örnek, 65 milyon yıllık kayalardan daha eski kayaların arasında da belli bir boyun üstünde memeli hayvanlar yok 65 milyon yıl önceki memelilerin en büyüğü fare kadardı Büyük memeliler, 65 milyon yıl önce doğal düşmanları dinozorlar ölünce ortaya çıkmaya başlıyorlar
Memeliler

Bilim adamlarının fosillere bakarak gördükleri bir başka şey, bulunan fosilleşmiş canlıların, bugün var olan canlılara benzer özellikleri olduğu Benzerlik, fosiller eskidikçe azalıyor Diğer bir deyişle, 10 milyon yıllık bir fosil, 20 milyon yıllık bir fosile kıyasla, bugünkü modern canlıya daha çok benziyor 20 milyon yıllık fosil de 50 milyon yıllık fosilden daha çok modern canlıya benziyor Yani, bugünkü modern canlılar zaman içerisinde yaşamış canlıların adım adım bugünkü hale gelmiş olmuş olması gerektiği çıkarımını yapıyorlar Ancak tek başına fosiller bunun böyle olduğuna kanıt değil
Balinaların evrimi : En üstteki tür, en eski fosillerde bulunan tür Zaman geçtikçe daha üst katmanlarda bugünkü balinalara benzeyen canlıları buluyoruz Ayakların nasıl zamanlar kaybolduğuna dikkat edin Bugün bile balinaların arka ayaklarının kalıntıları olan kemikleri vardır

Modern Canlılar
İkinci kanıt, canlı hayvanlardan geliyor Modern canlılarda değişimler gözlenmektedir 150 sene önce Galapagos adasındaki canlıları inceleyen Darwin,[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] farklı coğrafyalarda farklı gaga şekillerine sahip olduklarını farketmişti Bunun sebebi de farklı coğrafyalarda bulunan yiyecekler Peki bu nasıl olmuştu?
Kuşlar üredikçe gagası ortamdaki yemlere daha uygun olan kuşlar (ortamda bulunan bir kaktüs türünü daha iyi parçalamayı becerebilen kuşlar) daha iyi beslendi ve daha uzun süre yaşadılar Bu da daha çok üremeleri anlamına geliyordu Gagalarındaki farklılık yavrularına da geçti ve bu yavrulardan gagaları ortamdaki yiyeceklerle daha da uyumlu olanlar daha çok beslenip/yaşayıp/üredikleri için bu farklılık daha da belirginleşiyor Bu süreç tekrarlana tekrarlana gözlemlenen farklı gagalara geliyoruz
Bu türden farklılıklar başka canlılarda da görünüyor Buradan hareketle bilim adamları diyorlar ki : canlı türlerinde doğum sırasında meydana gelen değişiklikler (mutasyonlar), canlının ortama uyum sağlamasında pozitif bir etki yaparsa (faydalı mutasyon), bu özellik diğer nesillere de aktarılır Ortama uyum açısından problem yaratacak özelliklere (negatif mutasyon) sahip olan canlıların yaşama şansı azalacağından bu özelliğin gelecek nesillere geçmesi ihtimali daha düşüktür Bu şekilde de canlı türleri zaman içerisinde bulundukları ortamla en iyi uyuma yakşalacak şekilde değişirler Buna da doğal seçilim adı veriliyor
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] Doğal seçilim

Bugün yaşayan tüm köpek türleri, tek bir kurt türünden gelmedir Köpeklerin değişik türler haline gelmesinin sebebi de insanlardır İnsanlar evcilleştirdikleri köpeklerde istedikleri özelliklere sahip olanları çiftleştirip, istedikleri özelliklere sahip olmayanları çiftleştirmediler ve yaklaşık 20000 senede gri kurttan Afgan tazısına, St Bernard’dan Chiuaua’ya kadar değişik türlerde köpekler ortaya çıktı Demek ki canlılar 20000 sene kadar kısa bir sürede bu denli farklılaşabilecek yapıdalar
Great Dane ve Chihuahua

Bu gözlem, değişik zamanlara ait kaya tabakaları arasında bulunan canlıların farklılıklarını da açıklamaktadır Zaman içerisinde değişen canlılar sebebiyle bazı canlılar sadece belli dönemlere ait kaya tabakaları arasında bulunmaktadır
Bu iki noktadan hareketle, Charles Darwin “Doğal Seçilimle Evrim teorisi”ni yazıyor Tek paragrafta özetleyecek olursak :
Bir türdeki bireylerde doğum sırasında meydana gelen değişiklikler sonucunda bazı bireyler ortama diğerlerinden daha uyumlu olacaktır Bu daha uyumlu bireylerin üreyip kendi özelliklerini yavrularına aktarması ihtimali daha büyüktür Benzer şekilde, ortama daha az uyum sağlayabilen canlıların yaşama ihtimali ve dolayısıyla üreme ve özelliklerini sonraki nesillere aktarma ihtimali daha düşüktür Bu sürece doğal seçilim diyoruz Bu doğal seçilim sürecini uzun zamana yayarsanız meyadana gelen değişiklikler sonucunda A noktasındaki ilk canlı ile B noktasında son canlı arasında çok büyük farklar olacaktır Bu farklılaşma sürecine de evrim diyoruz Bugün gördüğümüz tüm canlılar, daha önce yaşamış canlı türlerinden evrimleşerek bugünkü hallerini almışlardır
Darwin, Evrim Teorisini ortaya attığı yıllarda DNA’nın varlığı bilinmiyordu 1950′lerde DNA’nın keşfedilmesiyle Evrim teorisi bir kere daha doğrulandı Zira DNA incelemeleri sonucunda fosillerde benzerlikleri bulunan canlıların DNA’larının da benzedikleri ortaya çıktı Örneğin 7 milyon yıl önce son ortak atayı paylaşan şempanze ve insanoğlunun DNA’sının 98% oranında benzediği görüldü
Peki geriye doğru gittiğimizde ilk canlılar neydi?
Burada fosillere geri dönüyoruz, zira 500 milyon yıl ya da 1 milyar yıl önceki canlıları bilebilmemizin tek yolu, fosiller Fakat belli bir zamana kadar yaşayan canlıların omurgası, kabuğu vs olmadığı için ondan önceki canlılara ait fosiller çok çok nadir bulunabilmektedir Yine de bilindiği kadarıyla ilk canlılar tek hücreli canlılardı Bunlar daha sonra çok hücreli canlılara, sonra da daha gelişmiş canlılara dönüştüler
Peki tek hücreli canlılar nasıl oluştu? Bu soru aslında Evrim teorisinin cevaplayacağı bir soru değil Bu konu spesifik olarak “[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]” adı verilen dal tarafından açıklanmaya çalışılmaktadır Bu konuda çeşitli görüşler vardır Bir görüş, Dünya ilk oluştuğu sırada var olan kimyasal elementlerin bir araya gelerek 35 milyar yıl önce organik maddeler oluşturdukları “çorba” teorisidir Bu görüş aslında makuldur ve laboratuvar ortamında, Dünyanın o zamanki ortamında bulunan inorganik elementlerin bir araya gelerek organik elementlere dönüşebildiği [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] Bir diğer teori de uzaydan Dünyaya düşen meteorlarda bulunan organik maddelerin Dünya’ya yayıldığı teorisidir Bu da makuldür zira Dünya’ya düşen [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ] üstünde organik elementlere rastlanmıştır Bu basit organik maddelerin özelliği bunların kendini kopyalayabilen ve enerji tüketen maddeler olmasıdır Bu özellikleriyle de çoğalıp, çoğalırken değişikliğe uğramışlardır
Evrim teorisini yanlışlamak çok kolaydır Örneğin 65 milyon yıllık bir insan fosili, ya da atıyorum 20 milyon yıllık bir köpek fosili ya da basitçe 100 milyon yıllık bir inek fosili bulursanız, evrim teorisini yanlışlayabilirsiniz 150 senedir bu teoriyi sınayan binlerce bilimadamı Evrim teorisine karşı gelen tek bir fosil, mikrobiyolojik olay, canlı vs bulamamıştır Bulunan fosillerin, incelenen DNA’ların hepsi, istisnasız hepsi Evrim teorisiyle uyumludur
Umuyorum bu temel bilgiler Evrim Teorisinin anlaşılabilmesi açısından faydalı olmuştur
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]nde daha detaylı bilgiler ve daha güzel resimli anlatımlar bulmak mümkündür
kozmiksakaci ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 24-01-10, 22:14   #4
Tanımlı

bu ali demirsoy'un bi yerde yazısını okumuştumaynen şöyle diyordu;

"bir okul bahçesinde öğrenciler ortalıkta koşturuyorsa öğretmenin olmadığını, sıraya girmişlerse öğretmenin orada olduğunu anlarsınız bakın havadaki gaz molekülleri de rastgele hareket ediyorlar, demek ki tanrı yok" Prof Dr Ali Demirsoy


sizce bu nekadar bilimsel?

__________________

bir'' sevgim''() oldu adı safi yusuf 18 02 2010






b@diCAN ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 25-01-10, 12:55   #5
Tanımlı

bilimsel değil dostum hani bazı çevreler diyorlar ya ormanda giderken bir ferrari çıksa bunun tesadüfen oluşmadıgını anlarsınız bir yapımcısı vardırona gönderme yapıyor
kozmiksakaci ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 25-01-10, 12:58   #6
Tanımlı

Kambriyen Patlaması

Yaratılışçıların en sevdiği iddialardan bir tanesi, Kambriyen patlamasıdır
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]nı özetleyecek olursak: Kambriyen dönemi 542-488 milyon yıl öncesi aralığı kapsayan zamanda, uzun süre sessiz bir dönem geçiren canlı türlerinin özellikle 542-530 milyon yıl arasına denk gelen dönemde ani bir sıçrama ve patlama yaparak çeşitlendikleri, öncesinde tek hücreli canlılar dünyada hakimken bu dönemde çok sayıda çok hücreli canlının ortaya çıktığı dönemdir
Bu “birden ortaya çıkan çok çeşitli canlı türü” özelliği, yaratılışçıların gözünde Kambriyen döneminde doğaüstü ve ilahi bir gücün hayatı başlattığı fikrini destekler “Eğer Evrim doğru olsaydı, kambriyen döneminden önce de olurdu, ancak kambriyen döneminde bir anda patlayan bir çeşitlilik var, yani canlılar bir anda ilahi bir güç tarafından yaratıldılar, yaratılış gerçektir” diye özetlenebilen bir iddiaları vardır
Ancak dikkate almak istemedikleri şey, eğer hayat Kambriyen döneminde başlamış olsaydı, onun öncesinde hiç hayat olmaması gerekirdi

Kambriyen döneminde deniz canlıları



Bilinen ilk mikrofosiller 35 milyar yıl öncesine uzanmaktadır Yani 35 milyar yıl önce evrimleşmekte olan hücre yapıları vardı Çokhücrelilere ait en eski fosil kayıtlarıysa 670 milyon yıl öncesine dayanmakta Bu da Kambriyen döneminden 130 milyon yıl öncesine denk gelir Kambriyen döneminde ilk kabuklu organizmalar oluşmuştur Bu dayanıklı kabuk yapıları, kendilerinden daha önce var olan yumuşakça yapısındaki çok hücrelilerden çok daha iyi fosilleşir ve bugüne kadar kalır Kambriyen öncesi dönemdeki fosillerin azlığı normaldir zira patlama öncesi yumuşak organizmalar fosilleşemeden yokolmuşlardır Ayrıca o devrin kayaları çok eskidir ve çok fazla deformasyona uğramışlardır, bu sebeple o kayalarda fosil bulmak imkansıza yakındır
Dikkate alınması gereken bir diğer nokta, Kambriyen patlaması diye adlandırılan dönemin 50 milyon yıllık bir süreye denk gelmesidir 50 milyon sene gerçekten uzun bir süredir İnsanoğluna benzeyen canlıların evrimi (Homo ailesi) 25 milyon yıl öncesine dayanmaktadır Taş devri 200000 yıl öncesine, uygarlık tarihi 10000 yıl öncesine dayanmaktadır Yani sözü geçen tarih aralığı gerçekten uzun bir süredir
Peki Kambriyen’e sebep olan şey nedir? [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ], bunlardan hiç birisi de ilahi bir gücü gerektirmiyor
  • Oksijen seviyesindeki artış Solunum için gereken oksijen, Dünyanın atmosferinde ilk başta bulunan bir gaz değil, milyonlarca yıl süren fotosentez sonucu oluşan bir gaz Son 25 milyar yıl boyunca oksijen giderek yükselmekte Oksijenin artması, çok oksijene ihtiyaç duyan hayvanların evrimleşmesine zemin hazırlamış olabilir
  • Neoproterozoic dönemdeki buzullar : 1 milyar ve 542 milyon yıl arasında Dünya büyük buzullarla kaplıydı ve buzulların varlığı hayatın çeşitlenmesi için gereken ortamı sağlamıyordu Buzullar eriyip Paleozoik çağ başlayınca canlıların evrimleşmesi için gereken ortam sağlanmış olabilir
Wikipedia’da bir çok başka teoriden [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
Konunun yaratılışçıların söylediği gibi olmadığına kanıt olarak şu noktaları sunmakta yarar var :
  • 500 milyon yıl yaşında bir memeli, kuş ya da 100 milyon yıl yaşında bir insan fosili niye yoktur? Eğer hayat Kamrbiyenle başlasaydı ve tüm canlılar o zamanda “yaratılmış” olsaydı insanlardan ya da memelilerden fosiller bulamaz mıydık?
  • Niye Adem’in çocuklarının fosillerini atıyorum dinazorlarla beraber bulamıyoruz?
Bu canlıların gelişimi ve evrimi fosil kayıtlarıyla ortaya konulmuştur ve fosil kayıtları, tarihin hiç bir döneminde “yaratılış” gibi ancak ilahi bir gücün yapmış olabileceği bir olaya işaret etmemektedir

Kaynaklar : Wikipedia ve Harun Yahya Safsatası kitabı 80 Sayfadaki “Kambriyen Patlaması” konulu makaledeki Dr Kenan Ateş – Dr Ümit Sayın’ın Bilim ve Utopya ve Bilim ve Gelecek dergilerinde yayınlanan makaleleri
kozmiksakaci ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 25-01-10, 13:06   #7
Tanımlı

bak kozmik eğer sen yandaş!(yaratılışcılar,evrimciler) diye nitelenecek kaynaklardan alıntı yapıp burada kendi fikrini savunursan bu objektif olmaz!bu aktardığınız kaynakların temeli din karşıtı ideolojisinin takendisidirlütfen tarafsız kaynaklarla bilgilendirme amaçlı yazılar sunalımyaradılışcıların iddiaları diye başlayan bir yazı ne kadar objektif olur?

lütfen bu konuda dikkatli olunnacizane tavsiyemdir
__________________

bir'' sevgim''() oldu adı safi yusuf 18 02 2010






b@diCAN ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 25-01-10, 13:18   #8
Tanımlı

haklısın dostum fakat araştırılabilirmaalesef net üzerinde Harunyahya ekibiyle,üniversitelerimizin biyoloji öğretim görevlileri arasında bir çatışma vardiger kaynaklar yabancı ve anlayamıyorum

Wiki-deki yazı

mbriyen patlaması veya kambriyum patlaması Kambriyen'in başlangıcında canlı çeşitliliğindeki ani artıştır Patlamadan kasıt canlı sayısındaki hızlı artıştır
Kambriyen, yeryüzü yaşamı için bir dönüm noktasıydı Yaşamın ortaya çıkışından Kambriyene kadar geçen yaklaşık üç milyar yıllık süreç içinde yaşam hücresel düzeyde pek çok gelişme kaydetti; fakat, bu gelişim bakterilerden, bir ve çok hücreli alglerden öteye geçemedi Geç Proterozoikte başlayan hayvanların gelişimi ve çeşitlenmesi, Kambriyene damgasını vuran en önemli olaydı Kambriyenden hemen önce Neoproterozoiğin sonunda en ilkel biçimleriyle ortaya çıkan hayvanlar, Erken Kambriyenin sonuna kadar geçen kısa zaman dilimi içinde, bir anda ortaya çıkarak çeşitlendi Tartışmalara karşın "Kambriyen patlaması" olarak adlandırılan bu olayın sonunda, sadece 25 milyon yıl içerisinde, bilinen hayvan şubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çıktı

Ve diger görüştende koyayım haksızlık olmasın

EVRİMCİLERİ ŞAŞKINLIĞA DÜŞÜREN
"KAMBRİYEN PATLAMASI"

Evrim Yanılgısı

Yeryüzü tabakaları incelendiğinde, dünyadaki canlılığın birdenbire belirdiği görülür Çok sayıda canlı türü, bir anda ve eksiksiz halleriyle Kambriyen Devir'de ortaya çıkmıştır Bazı bilim adamları çok sayıda canlının birden ortaya çıkması nedeniyle bu olayı “Kambriyen patlaması” olarak da isimlendirirler Bu bulgu, yaratılışa çok açık bir delil oluşturmaktadır
Kompleks canlı yaratıkların fosillerine rastlanılan en derin yeryüzü tabakası, 520-530 milyon yıl yaşında olduğu hesaplanan "Kambriyen" tabakadır
Kambriyen kayalıklarında bulunan fosiller, salyangozlar, trilobitler, süngerler, solucanlar, denizanaları, deniz yıldızları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları gibi kompleks omurgasız türlerine aittir İlginç olan, birbirinden çok farklı olan bu türlerin hepsinin bir anda ve hiçbir ataları olmaksızın ortaya çıkmalarıdır
Evrim literatürünün popüler yayınlarından Earth Sciences dergisinin editörü Richard Monestarsky, evrimcileri çaresiz bırakan bu gerçeği şöyle kabul eder:
KOMPLEKS SİSTEMLER
Kambriyen Devir'de bir anda ortaya çıkan canlı türlerinin çoğunda, modern örneklerinden hiçbir farkı olmayan, göz, solungaç, kan dolaşımı gibi kompleks sistemler, ileri fizyolojik yapılar bulunuyordu


Kambriyen Devri'ne ait canlıları gösteren bir illustrasyon
"Bugün görmekte olduğumuz oldukça kompleks hayvan formları aniden ortaya çıkmışlardır Bu an, Kambriyen Devrin tam başına rastlar ki denizlerin ve yeryüzünün ilk kompleks yaratıklarla dolması bu evrimsel patlamayla başlamıştır Günümüzde dünyanın her yanına yayılmış olan omurgasız takımları erken Kambriyen Devir'de zaten vardırlar ve yine bugün olduğu gibi birbirlerinden çok farklıdırlar" (1)
Hiçbir ortak ataya sahip olmayan bu farklı canlı türlerinin nasıl olup da ortaya çıktığı, evrimcilerin asla cevaplayamadıkları bir sorudur Evrim teorisinin yaşayan en ünlü savunucusu olan İngiliz zoolog Richard Dawkins, bu konuda şu itirafı yapar:
"Kambriyen Devri canlıları, sanki hiçbir evrim tarihine sahip olmadan, o halde, orada meydana gelmiş gibilerdir" (2)

Kambriyen Devri'nin hala yaşayan bir temsilcisi: Nautilus
Kambriyen patlaması canlıları Allah’ın yarattığının açık bir delilidir Çünkü canlıların hiçbir evrimsel ataları olmadan aniden ortaya çıkmalarının tek açıklaması yaratılıştır Nitekim Darwin, "eğer aynı sınıfa ait çok sayıdaki tür gerçekten yaşama bir anda ve birlikte başlamışsa, bu doğal seleksiyonla ortak atadan evrimleşme teorisine öldürücü bir darbe olurdu" diye yazmıştır (3)
Darwin'in korktuğu bu öldürücü darbe, fosil kayıtlarının henüz başlangıcında Kambriyen Devir'den gelmektedir



Alıntılar
(1) Richard Monestarsky, "Mysteries of the Orient", Discover, April 1993, p 40
(2) Richard Dawkins, The Blind Watchmaker, London: W W Norton 1986, p 229
(3) Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, p 302



Yinede üstteki yazıyla karşılaştırmanı isterim
kozmiksakaci ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-02-10, 11:31   #9
Tanımlı

Bu evrim teorisi insanın cennetten kovulup yeryüzüne geldiğini bilmiyor galiba
__________________

Bugün Geri Kalan Ömrünüzün İlk Günü

Ayvalar sarı sarı
Ispanakta demir var
Madem yüzme bilmeyiz
Niye çıkarız ağaca


[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
Saddler ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-02-10, 12:33   #10
Tanımlı

çürütülmüş olan bi teorinin nesine inanıyosunuz?
__________________

Anadolu'dan bir fırtına koptu
Karadeniz şahlandı dalgalar coştu
Lodosla Poyraz kesildi,Karayel sustu
Büyüklerden daha büyük TRABZONSPOR


[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]" border="0" />


TRABZONLUYUZ BİZ İSTEMEZ PARA PUL

HER ZAMAN HERYERDE ANTİ İSTANBUL






JustForTim3 ist offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
bilimsel, cevaplar, evrim, ile, ilgili, soru, yle, İlgili

Konu Seçenekleri
Modları Göster


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
İmam Hüseyin (a.s) ın Hayatıyla İlgili Sorular ve Cevaplar B@LoNCuK İslam Dini & İnsan 3 29-04-09 18:28
Oruç Hakkında soru ve cevaplar dj.manyaq Oruç ve Muhabbet 0 12-09-07 12:45
usb aygıtlar la ilgili soru ve cevaplar <<TRANCE>> Donanım & Yazılım Destek 2 21-08-06 21:06
Süleyman Ateş'ten soru ve cevaplar FORZA İslam Dini & İnsan 42 24-07-06 20:44
Soru : Varlıkların yaratılması evrimle açıklanabilir mi? Biyoloji sahasında evrim kar FORZA Kültür ve Sanat 0 17-06-06 15:42


Şuan Saat: 17:24


Telif Hakları vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.