MecazeN  

Geri Dön   MecazeN > Mecazen Special > TürkiyeM > Memleket - Gurbet

Memleket - Gurbet Sizleri Hemşerilerinizle buluşturuyoruz..

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 30-09-06, 22:12   #1
Tanımlı İzmİr Coast Fun Club Kordon sefasındayim |:::...


Egenin İncisi İzmir Coastu n fanını acıyoruz amacimiz İzmir hakkında her türlü bilgiyi vermek,hemşeriler arasındaki bagı güçlendirmek güzel İzmirimizi tanıtmakGün gectikçe izmir hakında yazılar fotoğraflar bilgiler haberler vericem vericezİzmir hakkında her türlü biligiyi bekliyoruz
(Belki Göztepe -Karsıyaka tartışmasını bitiriz)
:ok:
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:17   #2
Tanımlı

Türkiyenin'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir İzmir'in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivali ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar

İzmir sözünün kökeni

İzmir kelimesi eski İon lehçesinde Smurne, Attika (Atina) lehçesinde ise Smryna diye yazılırdı Bugünkü Hellenler bu kentin adını Smirni biçiminde telaffuz etmekte, Gerçi son yıllarda Antik Efes kenti civarında da bu adla anılan bir köy yerleşimi izlerine rastlanmıştır Olasılıkla İzmir'den Efes'e giden bir kısım Amazon kraliçelerinin adını yerleştikleri köye de koydukları düşünülmektedir ki bununla ilgili bilgilere eski Yunanistan'daki kaynaklarda da rastlanmaktadır Ancak Smyrna sözcüğü Yunanca değildir, Ege Bölgesindeki birçok yerleşim adı gibi Anadolu kökenlidir MÖ 2 binin başlarına ait Kayseri Kültece yerleşiminde ele geçen bazı tablet metinlerinde Tismurna adına rastlanmaktadır Tismurna'daki `ti' bir ön ek olup büyük olasılıkla bir kişi ya da bir yer adını belirtmektedir Bundan da Hellenler ya da Bayraklı höyüğünü mesken tutanların bu ön eki atıp kente 'Smurna' demişlerdir Kentin adı olasılıkla MÖ 300 ile MÖ 1800 yılları arasında Smurnu olarak anılıyordu

Kentin tarihi

Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu Son yüzyıllar boyunca Meles Çayı'nın ve Sipylos Dağı (Yamanlar Dağı)'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü
Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası'na ait numune bağı bulunmaktadır 1955'ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir'deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü"nün katkıları büyük olmuştur
Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler -ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İon ve DorÇandarlı (Pitanes), Foça (Phokaia), İzmir (Smyrna), Kilizman (Klazomenai), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı'nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı Güneyi imbata açıktı Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı MÖ 4 yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşındı kökenlidir- genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur Bunlar,

Neolitik-Tunç Çağları ( MÖ 6500-1050)



İzmir'in eski halinden bir görünüş


En eski İzmir'in yerleşimi Bornova ilçesindeki Yeşilova Höyüğü'nde 2005 yılında yapılan kazılarda keşfedilmiş, İzmir kenti tarihinde bilinenden 3 bin yıldan daha eskiye MÖ 6500 yıllarına kadar gidilmiştirYeşilova buluntuları İzmir'deki ilk yerleşimin Neolitik Çağda Bornova Ovası'nda başladığını , yerleşim sayısının Kalkolitik ve Tunç Çağlar süresince artarak devam ettiğini göstermiştir Symrna kazılarından elde edilen bilgiler ışığında Tunç Çağ evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır Bu yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine aittir Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (MÖ3000-2500) benzerlikler göstermektedir Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta Tunç Çağı dönemi yer alıyordu Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (MÖ 2500-2000) Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (MÖ1800-1ü50) Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir Tunç Çağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2 Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir

Demir Çağı

Hititler Çağı'nda {M,Ö 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu Ancak MÖ 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı'nda MÖ730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise MÖ 650 yıllarına kadar sürmüştür,
Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır Bayraklı Höyüğü'nün MÖ 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır
400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır Bunlar :
I Aiol yerleşmesi (MÖ 1050-MÖ1000)
II Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (MÖ 1000-MÖ 875)
III Erken ve Orta Geometrik yerleşme (MÖ 875- MÖ 750)
IV Geç Geometrik yerleşme (MÖ 750-MÖ 675)
V Subgeometrik yerleşme (MÖ 675-MÖ 650)

Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz
Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi Gün yüzüne çıkarılan en eski ev MÖ 925 ile MÖ 900'e tarihlenmektedir İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı Erken Geometrik dönemden itibaren (MÖ 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanını çevirmekte idiler
Eski İzmir'liler kentlerini MÖ 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (MÖ750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu
Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı MÖ 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir Daha önceki dört dönemde (MÖ 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu Bilindiği gibi Homeros'un destanı İlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir

Parlak Dönem (MÖ 650-545)



İzmir kordonboyundan görünüş


Eski İzmir'in parlak dönemi MÖ 650-545 yılları arasına denk düşer Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın Batı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir
Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri MÖ 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (MÖ 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları MÖ 6 Yüzyılın ikinci yarısından (MÖ 575-550) tarihinden önce değildir Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar
Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur Gerçekten MÖ 7 Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7 yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu
İlerde MÖ5 yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır
Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7 Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır
Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu
Bilindiği gibi MÖ 6 Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, MÖ 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir
Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6 Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi Ancak Eski İzmir MÖ 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi
Herodotos, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder Kazılarda da bu olay MÖ 500 sıralarına tarihlenir Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler MÖ 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler
Daha sonra Persler tarafından 6 Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir

Gerileme Dönemi (MÖ 500-300)



İzmir Konak meydanı, saat kulesinden bir görünüş


Athena Tapınağı MÖ 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir
MÖ 5 yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü MÖ 5 yüzyılın sonunda ve özellikle 4 yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4 yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir
Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4 yy boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4 yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, MÖ 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur

Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (MÖ 333-MS 395)

Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (MÖ 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu Bu nedenle en geç MÖ 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu
Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani MÖ 1 yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir O dönemde kentin küçük bir bölümü Kadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev) Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu
Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı Doğusunda ve batısında birer stoası vardı Her iki yapı 1 7,5 m olup ikişer katlıydı Ayrıca 28 m uzunlukta bir bazilika da mevcuttu MÖ 1 Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar
İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarı St John'un ilk müridlerinden biridir Yaklaşık MS 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir MS 395Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan

Bizans İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Araplar, Selçuklular, Cenevizliler, Aydınoğulları, Haçlılar, Moğollar

Bizans İmparatorluğu döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul'a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar Türkler İzmir'i ilk kez 11 yüzyıl sonlarında Sulçuklu akıncılarından ve zamanla ilk büyük Türk denizcisi olacak Çaka Bey'in komutasında ele geçirirler İzmir'den hareketle Ege Adaları ve Çanakkale Boğazı'na düzenlediği akınlarla Bizanslılara korku salan Çaka Bey'in ölümünden sonra Cenevizliler kenti geri alırlar ve 1320'de Aydınoğlu Umur Bey'in fethine kadar kontrollerinde tutarlar 1344Aydınoğulları Beyliği yukarı kentte (Kadifekale) hakimiyet kurar Gavur İzmir deyimi o dönemden kalmadır ve Cenevizlilerin elinde kalan aşağı kenti tanımlamak için kullanılmıştır 14yüzyıl ortalarında St Peter kalesi ve aşağı kent bu kez Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir Bu arada Osmanlı DevletiAydınoğulları üzerinde, ve dolayısıyla da İzmir üzerinde hakimiyet kurmuştur Ankara Savaşı'nı kazanarak Osmanlı Devleti'ni mağlup etmiş olan Timur'un 1403'de bizzat komuta ettiği Moğol ordusu kenti istila edip, StPeter Kalesini yerle bir eder Bu fetih Timur'un Hristiyan güçlere karşı yapmış olduğu tek savaş olması nedeniyle ayrıca önemlidir Osmanlı Devleti'nin toparlanmasından sonra 1422 yılında II Murat kenti zapteder ve İzmir bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olur yılında Cenevizliler kıyıdaki St Peter kalesini tekrar ele geçirirler Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken

Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Doğu Akdeniz'in ticaret kavşağı

Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir'in İlk Osmanlı yöneticisi Karasubaşı Hasan Ağa'dır İzmir 1605-1606 yıllarında Celali İsyanları kapsamında Arap Sait ve Kalenderoğlukapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir ayaklanmalarına sahne olmuştur Ancak kent, Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı
1619'da Fransız, 1620'de İngiliz konsoloslukları açılır Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar 16 yüzyıl kaynakları İzmir'de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türkler çoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17 yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır Evliya Çelebi de, 1672'de İzmir'i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve Punta (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar İzmir'de 1676'da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742'de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur Osmanlılarca İzmir'e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707'de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca ayaklanması ndan sonra 1716'da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa'dır 18 yüzyıl ve 19 yüzyıl larda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841'de geçici olarak, sonra da 1850'de temelli İzmir'e aktarılmıştır Aynı yıl Sultan Abdülmecit, 1863'de de Sultan Abdülaziz İzmir'i ziyarete gelmişler, 1871'de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853'de Buca'da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir'e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır
İzmir I Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir Bu işgal 9 Eylül1922 tarihinde sona erer Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz Basmane semtinde başlayan yangın 2600000 metrekarelik bir alanda 20000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur Yangın alanında bugün İzmir Enternasyonal Fuarı bulunmaktadır

Ulaşım



İzmir Metrosu, Bölge durağı


Kent içi toplu ulaşım Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sorumluluğundadır Toplu ulaşım hizmetlerinin hat ve güzergahları ile birbirini tamamlaması için otobüs-vapur-metroda ulaşım hizmet bütünlüğü sağlanmıştır Tüm toplu taşıma araçlarında bilet yerine geçen Kentkart adlı elektronik bir kart İzmir ulaşımının bütünlüğünü sağladığı gibi ulaşımı hızlandırmaktadır
  • Belediye Otobüsleri
Otobüs hizmetleri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olan Eshot Genel Müdürlüğü tarafından kent içi ve 12 ilçe belediye arasında yapılmaktadır Ulaşım hizmetleri 291 hatta, hattın uzunluğuna göre besleme (B), kısa (1), orta (2), uzun (3) ve ilçe belediyeler (5) olarak kademelendirilmiştir Örneğin, gideceğiniz yöne 1 ve 3 numaralı otobüsler geçiyorsa, 1 kademeli olanı seçerek ulaşım için daha az ücret ödemiş olursunuz
  • Metro
Metro İstasyonları: İzmir metrosunun 116 kilometrelik hattında Hatay/ Üçyol, Konak, Çankaya, Basmane, Hilal, Stadyum, Halkapınar, Sanayi, Bölge ve Bornova olmak üzere toplam 10 istasyon bulunmaktadır
Sefer sıklığı: 06-24 saatleri arasında hizmet veren metronun ortalama 10 dakika olan sefer aralığı, yoğun saatlerde "5 dakikada bir"e inmektedir Metro ile en uzun hat olan Üçyol’dan Bornova’ya 17 dakikada ulaşılmaktadır
Metro aktarma istasyonları: Bornova/Halkapınar, Hatay/Üçyol aktarma istasyonlarında otobüs ; Konak İstasyonunda ise hem otobüs hem de vapur bağlantısı vardır
  • Vapurlar ve iskeleler
Yolcu vapuru seferleri: "Toplu ulaşımda bütünlük" amacıyla Körfez vapurlarının sayısı ve sefer sıklığı artırılmış, ulaşımda kolaylık ve rahatlık sağlanmıştır Karşıyaka ve Bostanlı ile Konak arasındaki sefer aralığı 20 dakikaya indirilmiş ve iskeleler yeniden düzenlenmiştir Bostanlı, Karşıyaka, Bayraklı, Alsancak, Pasaport, Konak, Göztepe ve Üçkuyular olmak üzere 8 iskeleden sefer yapılmaktadır
Araba vapuru seferleri: Üçkuyular ve Bostanlı iskeleleri arasında sürekli sefer yapan araba vapurları ile şehir içi trafiğine girmeden 25 dakikada ulaşım sağlanmaktadırBostanlı’dan ilk sefer, hafta içi ve Cumartesi günleri 07:20’de, Pazar günü 1000’da; son sefer ise her gün 2240’dadır Üçkuyular’dan hafta içi ve Cumartesi 720’de, Pazar günleri 10:00’da başlayan seferler 2320’ye kadar sürmektedirÜçkuyular ve Bostanlı iskelelerindeki aktarma istasyonlarına otobüslerle kolaylıkla ulaşılmaktadır
  • Gece yarısından sabaha kadarr ulaşım hizmeti
24 saat çalışan otobüs hatları koyularak gece yarısından sonra toplu taşım araçları ile ulaşım olanağı sağlanmıştır Buna göre; Otobüsler Konak’ta Belediye önünden, vapur iskelesi tarafından hareket eder; 63 Konak-Bornova( Konak, Montrö, Alsancak , Zafer Payzan, Manavkuyu)104 Konak-Buca ( Varyant, Eşrefpaşa, Menderes Cad, Heykel, Buba Üçkuyular)152 Konak- Gaziemir (Üçyol, Karabağlar, Sosyal Konutlar )180 Konak-Balçova (Varyant, İnönü Cad, FAltay)542 Karşıyaka - Çiğli (Kahveler Durağı, Anadolu Cad,Girne Bulvarı, Karşıyaka,Altınyol, Talatpaşa, Konak) Bu otobüsler ilk servislerine Karşıyaka ve Çiğli’den karşılıklı olarak 00:55’te başlarlar ve 1 saat ara ile 0555’e kadar devam ederVapurlar ise gece son seferlerini, Konak’tan 0100, Alsancak’tan 0115, Karşıyaka’dan 0030’da hareket ederek yapmaktadırlar
Üniversiteler
  • Dokuz Eylül Üniversitesi
  • Ege Üniversitesi
  • İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
  • İzmir Ekonomi Üniversitesi
  • Yaşar Üniversitesi

Fuar

Bu alt başlığın ana maddesi: İzmir Enternasyonal Fuarı
İzmir Enternasyonal Fuarı (İzmir Fuarı veya, özellikle İzmir içinde, kısaca Fuar da denilir) her yılın Eylül ayında İzmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül'ü içine alacak 10 günlük bir zaman dilimi içinde düzenlenen Türkiye'nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı fuarıdır 2006 yılında 75 İzmir Enternasyonal Fuarı 1 Eylül - 10 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir İzmir Kültürpark'ta (bu park alanı da bazen kısaca Fuar olarak adlandırılır) düzenlenir Ancak İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), esasında, örneğin 2005 yılı için İzmir Kültürpark alanında düzenlenmiş olan ve çoğu zaten uluslararası nitelikli 37 fuardan sadece bir tanesidir


İzmir'de spor
  • 1971 yılında Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yapmıştır
  • 7 - 22 Ağustos 2005'te kentte Universiade Uluslararası Üniversite Oyunları organizasyonu gerçekleşmiştir
  • 2 - 7 Eylül 2005'te, Avrupa Bayanlar Basketbol Şampiyonası eleme müsabakaları yapılmıştır
  • 4 - 9 Temmuz 2006'da, Avrupa Eskrim Şampiyonası müsabakaları yapılmıştır Seniors Fencing Championship
  • 14 - 23 Temmuz 2006'da, 20 yaşaltı Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası, İzmir'de gerçekleştirilmiştir

Spor tesisleri
  • Bostanlı Spor Tesisleri
  • Buca Hasanağa Bahçesi
  • Evka-4 Spor Tesisleri
  • İnciraltı Spor Tesisleri
  • İzmir Alsancak Stadı
  • İzmir Atatürk Stadı
  • İzmir Atatürk Spor Salonu
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi Celal Atik Spor Salonu

Spor kulüpleri
  • Altay
  • Altınordu Spor Kulübü
  • Bucaspor
  • Göztepe AŞ
  • İzmirspor
  • Karşıyaka Spor Kulübü

İzmir Büyükşehir Belediyesi eğlence ve dinlenme tesisleri
  • Teleferik Tesisleri :
Balçova Adatepe’de ormanlık alan üzerine kurulu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Teleferik Tesislerinde kendin pişir kendin ye, çay bahçesi, market, cafe ve bar alanları ile hoşça vakit geçirilecek bir dinlenme alanıdır
  • Bostanlı Yasemin Restoran - Kafe :
Yeniden düzenlenerek spor ve aktivite alanı olarak kullanıma sunulan Bostanlı Kıyı alanında yer alan Yasemin/Vitamin Cafe, her türlü organizasyonlar için uygun bir mekan özelliğini taşımakta ayrıca, Pazar günleri 0930 ile 1230 saatleri arasında kahvaltı hizmeti verilmektedir
  • Yassıcaada İşletmesi :
Konak ve Karşıyaka’dan kalkan vapurlarla ulaşılan Yassıcaada’da günübirlik deniz keyfi yaşarken, çeşitli yiyecek ve içecek alternatifleri sunmaktadır
  • Peterson Köşkü Kafeteryası :
Bornova merkez çarşının bulunduğu caddedeki açık alan içinde restore edilen Peterson Köşkü bahçesinde hizmet vermektedir İtfaiye Restoran - Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müze
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:20   #3
Tanımlı

Kardeş Kentler [değiştir]
  • Seattle, Washington, ABD, 8 Ağustos 1990
  • Tampa, Florida, ABD, 3 Şubat 1990
  • Long Beach 5 Mart 2004
  • Melbourne, Avustralya, 16 Temmuz 1992
  • Adalaide, Avustralya, 19 Ekim 1993
  • Bremen, Almanya, 19 Ekim 1993
  • Bakü, Azerbaycan, 4 Eylül 1985
  • Gence, Azerbaycan, 27 Ekim 1994
  • Vlora, Arnavutluk, 16 Kasım 1994
  • Cordoba, Arjantin, 21 Kasım 1995
  • Mostar Bosna Hersek 25 Temmuz 1996
  • Salvador, Brezilya 28 Aralık 1998
  • Cezayir Cezayir 4 Mayıs 1988
  • Plezen Çek 3 Temmuz 1987
  • Tianjin Çin 11 Aralık 1990
  • Odense Danimarka 20 Mart 1991
  • Surabaya Endonezya 12 Eylül 1996
  • Fez Fas 8 Ağustos 1995
  • Kazablanka Fas 5 Temmuz 1999
  • Split Hırvatistan 20 Mayıs 1996
  • Bombay Hindistan 13 Mart 1997
  • Ancona İtalya 11 Nisan 2005
  • Napoli İtalya 3 Temmuz 1992
  • Tel Aviv - Yafa İsrail 3 Temmuz 1996
  • Akmola Kazakistan 27 Ekim 1994
  • Çimkent Kazakistan 17 Aralık 2004
  • Magosa KKTC 27 Ekim 1994
  • Bişkek Kırgızistan 4 Haziran 1991
  • Celalabat Kırgızistan 27 Ekim 1994
  • Havana Küba 21 Kasım 1995
  • Trablusşam Lübnan 1 Nisan 1996
  • Balti Moldova 20 Mayıs 1996
  • İskenderiye Mısır 12 Eylül 1996
  • Karaçi Pakistan 23 Aralık 1985
  • Köstence Romanya 9 Şubat 1995
  • Chrcov Türkmenistan 12 Kasım 1993
  • Meru Türkmenistan 27 Ekim 1994
  • Sousse Tunus 5 Temmuz 2002
  • Buhara Özbekistan 3 Temmuz 1992
  • Semerkant Özbekistan 27 Ekim 1994
  • Wroclav Polonya 24 Mart 1999
  • Halep Suriye 5 Mayıs 1993
  • Zilina Slovakya 3 Kasım 1997
  • Bratislava Slovakya 11 Eylül 2003
  • Vina Del Mar Şili 25 Temmuz 1996
  • DaNang Vietnam 16 Mart 1998
  • Selanik Yunanistan (Sözde soykırım heykeli nedeniyle görüşmeler askıya alınmıştır)
İzmir'in ilçeleri

İzmir Metropol
ilçeleri: Balçova | Bornova | Buca | Çiğli | Gaziemir | Güzelbahçe | Karşıyaka | Konak | Narlıdere

Diğer ilçeler: Aliağa | Bayındır | Bergama | Beydağ | Çeşme | Dikili | Foça | Karaburun | Kemalpaşa | Kınık | Kiraz | Menderes | Menemen | Ödemiş | Seferihisar | Selçuk | Tire | Torbalı | Urla

kaynak :wikipedia
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤

Konu dortluk tarafından (30-09-06 Saat 22:31 ) de değiştirilmiştir.
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:23   #4
Tanımlı

İzmir bir cennet ya az gelmedık Askerde bile acemılıgı Narlıderede yaptım
super olmus teşekkürler
__________________
[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]



*Ne demiştik ; Yeniden doğuş*
{ŤМÁЖ} aranızda


*qéçmi$é sakın qéçmi$ démé qéçérkén ßéLki sana da qéçirmi$ oLaßiLir*:o
{TМAX} ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:37   #5
Tanımlı


güzel izmirim beniiimm beee kordonumuz yeter bee
__________________

||| σηℓу gσ∂ ¢αη נυ∂gє мє!!!! |||
DaRKeN ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:45   #6
Tanımlı

:::İLÇELERİMİZ :::

Aliağa


Aliağa, İzmir’in kuzeyinde yer alır İl merkezine uzaklığı 53 km’dir Kuzeyinde Bergama; doğusunda Manisa; batısında Ege Denizi; güneyinde Menemen ile çevrelenir Daha önce Menemen’e bağlı bir bucak merkezi iken, 1982’de ilçe olmuştur

Yüzölçümü 393 km2’dir Helvacı ve Yenişakran olmak üzere 2 beldesi ve 19 köyü bulunmaktadır

İlçede 35 İlköğretim Okulu, 6 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 11553 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 619 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmeti, 1 Hastane, 4 Sağlık ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı Merkezi tarafından verilmektedir

1970’li yıllara kadar tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahip olan Aliağa’da, günümüzde 40’a yakın büyük sanayi kuruluşu bulunmaktadır Nemrut Körfezi’nde yer alan ve Körfezin adı ile anılan Nemrut Limanı hızla gelişmiş, limanda elleçlenen yük miktarı 20 Milyon tona ulaşmıştır Yapımı devam eden organize sanayi bölgesinin tamamlanması ve Aliağa – Menderes demiryolu hattının hizmete açılmasıyla, Aliağa’nın sanayi kenti kimliğinin daha da gelişeceği öngörülebilir

Yunt Dağları’ndan doğan Güzelhisar Çayı, ilçe sınırları içerisinde akar ve Güzelhisar Barajı’nın suyunu sağlar İlçede bulunan Kuş Cenneti; flamingo, leylek, erguvani balıkçıl, yeşilbaş, angıt, su çulluğu, Akdeniz martısı, yalı çapkını gibi kuşları barındırmaktadır


KYME:

Aliağa ilçe sınırları içersinde kalan Kyme antik kenti İzmir-Çanakkale karayolunun 55km sinden ayrılan bir yolla (2 km) ulaşılır Kyme kentinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmekle birlikte eldeki buluntular ve tarihi kaynaklar, kentin yaklaşık MÖ 1046 yıllarında kurulduğunu gösterir Şair Esiado'nun eserlerinden, Lymeliler'in denizcilikle uğraştıkları anlışılmaktadır Limanından dolayı arkalik çağlardan beri önemini koruyan Kyme aynı zamanda tarihte ilk para bastıran şehirlerden biridirBu madeni sikkelerin dış yuvarlağı içine yerleştirilen karede at başı figürü bulunur Ele geçen arkalojik kalıntılar ve tarih kaynakları sayesinde Kyme kentinin Roma İmparatorluğ'nun özeliklle ilk dönemlerinde önemini koruduğu anlaşılmaktadır

MYRINA:

Aliağa'nın kuzeyinde, Pythikos, ( Güzelhisar Çayı ) ağzında, Çandarlı Körfezi'nin son koyunda iki tepe üzerine kurulmuş bir kenttir Strabon "Coğrafya" adlı kitabında kentin, Myrina adlı bir Amazon tarafından kurulduğunu söyler Burada yapılan kazılarda ele geçen sikkelerde de Amazon Protresi vardırİki Nekropolis'ten oluşan Myrina antik kenti, Aliağa da "Arka Plaj" denilen yerden kolayca görülmektedirBu Nekropolisin küçüğü 113m büyüklüğü ise 129m yüksekliğindedir

Tarihçi Heredot, Eolya'nın en eski kentlerini sayarken Myrina'yı da anarİÖ V yüzyılda "Delos Deniz Birliği" 'ne katılmış olduğuna göre güçlü bir deniz donanmasına sahip olduğu anlaşılmaktdırİÖ IV yüzyıl başlarında kent Eretrai ( Çeşme yakınlarında 12 İon kentlerinden biri ) Tirani Gongylos'un ölümünden sonra oğlu IIGonglos kentin yönetimine geçmiştirBergama Kralllığının hakimeyeti kentin Romalılar tarafından ele geçirilmesine kadar sürdüRomalılar zamanında kent "Asia Eyaleti"'ne katılmıştır

GRYNEİNON ( ÇIFITKALE )

Aliağa-Yenişakran yolu üzerinde, Çanakkale Körfezi kıyısında, Yenişakran-Temaşalık (Çıfıtkale) denilen yerde kurulmu bir ören yeridirYenişakrana 1 km kala denize uzanmış dil üzerindedir Burada hiç araştırma yapılmadığı için bilgimiz çok sınırlıdır Halbuki,Gryneion, Eolya'nın 12 kentinden biridirYerinde yapılan araştırmalardan görülen kalıntılardan zamanında önemli bir liman kenti olduğunu göstermektedirÜnlü tarihçi Heredot Aeolya kentlerini sayarken Grynea diye yazmaktadırÜnlü Apollon tapınakların bulunduğu yerdirİÖ 334 yılında İskenderin Komutan Permenio tarafından yakılıp, yakılmıştırGryneion denize yakın bir iskan olduğundan, kalıntıların araştırılması kolay olmuşturGörülen kalıntılar üzerine yapılan değerlendirmelerde limanı koruduğu tahmin edilen iki uzun dalga kıran ve küçük bir kuleye ait olduğu sanılan blok taşlar ortaya çıkarılmıştırAyrıca, burada toplanan seramik parçalarında değişik uygarlıkların izleri görülmektedir

Balçova


Balçova, Anakent sınırları içerisinde yer alır Doğusunda Konak, batısında ve güneyinde Narlıdere, kuzeyinde ise İzmir körfezi ile çevrilidir Yüzölçümü, 29 km2’dir

İlçede, 7 İlköğretim okulu, 3 orta öğretim kurumu bulunmakta; 8236 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 406 öğretmen görev yapmaktadır

9 Eylül Üniversitesi’ne bağlı Tıp Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi ile İzmir Ekonomi Üniversitesi Balçova’dadır

İlçede, 1 üniversite hastanesi, 1 dispanser, 4 sağlık ocağı, 1 AÇS/AP merkezi, 1 verem savaş dispanseri bulunmaktadır

Balçova, (Agememnon) Kaplıcaları, sağlık turizmi açısından önemli bir merkezdir Termal su kaynaklarının yakınına kurulan otel ve tedavi birimleri, özellikle İskandinav ülkelerine yönelik termal turizmin doğuşunu beraberinde getirmiştir İzmir İl Özel İdaresi tarafından kurulan Balçova Termal Tesisleri, ülkemizin turizm işletme belgeli termal tesislerinin başında gelir

BALÇOVA KAPLICALARI

İzmir’in kent merkezine 8 Km uzaklıkta, şehrin kalabalığından ve trafik gürültüsünden uzak Balçova Kaplıcaları ya da tarihteki adıyla Agememnon Kaplıcaları, geçmişten günümüze şifalı sularıyla bir tedavi merkezi niteliği taşımaktadır Burası antik dönemden kalma bir kaplıcadır Adını Myken Kralı Agamemnon’dan almıştır

Kaplıcalarda Balçova Termal Tesisleri günübirlik ya da konaklamalı olarak yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir Balçova Termal Tesisleri ve buradaki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi; niteliği ve kapasitesi açısından uluslar arası standartları sağlayan Türkiye’nin en büyükTermal Otel ve Tedavi Merkezi’dir

Balçova Termal Tedavi, Teşhis Merkezi bünyesindeki Fizik Tedavi Merkezi, romatizmal, ortopedik, nörolojik hastalıklara yönelik bilimsel olarak çalışan bir Tedavi Rehabilitasyon ve Kaplıca Merkezidir

Son beş yılda, 5000’e yakın İskandinav hastanın tedavisi başarılı biçimde Merkez’de gerçekleştirilmiştir

Doğal güzellikler açısından zengin olan ilçede; İnciraltı, Teleferik gibi rekreasyon alanlarını, ormanlar, çiçek seraları ve termal sular tamamlamaktadır

Yeşil dokusunun bozulmamış olması, Balçova’yı seçkin bir yerleşim alanı olarak çekici kılmaktadır Zengin bir jeotermal potansiyele sahip olan Balçova’da, İl Özel İdaresi tarafından gerçekleştirilen bölge ısıtma sistemi kapsamında, 6000 civarında konut jeotermal enerjiden yararlanmaktadır

İlçe, son yıllarda, hipermarketlerin yoğunlaştığı, canlı bir ticaret merkezi niteliği kazanmıştır

Bayındır

Bayındır, İzmir’in güneydoğusunda Küçükmenderes Havzası’nda yer alır İl merkezine uzaklığı 80 km’dir Kuzeyinde Kemalpaşa; doğusunda Ödemiş; batısında Torbalı; güneyinde Tire ile çevrelenir

İlçenin yüzölçümü 588 km2’dir Canlı, Çırpı ve Zeytinova olmak üzere 3 beldesi ve 38 köyü bulunmaktadır

İlçede 53 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 5755 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 335 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmeti, 4 Sağlık ocağı, 5 Sağlık Evi tarafından verilmektedir

İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır Başlıca tarım ürünleri zeytin, pamuk, karpuz, sebze ve meyvelerdir Son yıllarda çiçekçilik sektörü hızla gelişmektedir

Bayındır doğal, tarihi ve kültürel açıdan oldukça zengindir Osmanlı ve Selçuklular zamanında eğitim ve kültür merkezi olarak kullanılan tarihi yapılar mevcuttur Bunların en önemlileri Hacı Sinan Camii ve Külliyesi, Telcioğlu Camii, Recep Hanı, Eskici Dede Türbesi ile Bayındır Ilıcaları’dır

Bergama


Bergama, İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay Havzasında yer alır Doğuda Kınık, batıda Dikili, güneyde Aliağa, kuzeyde ise Balıkesir ve Manisa illeri ile çevrilidir İl merkezine uzaklığı 107 km’dir

İlçenin yüzölçümü 1688 km2’dir Ayazkent, Göçbeyli, Bölcek, Zeytindağ ve Yenikent olmak üzere 5 beldesi ve 114 köyü bulunmaktadır

Bergama’da; 134 İlköğretim Okulu, 15 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 17366 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 959 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmeti, 1 Devlet Hastanesi, 12 Sağlık Ocağı, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 SSK dispanseri tarafından verilmektedir

Bergama ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır Verimli Bakırçay Ovası’nda tütün, pamuk, zeytin ve üzüm yetiştirilmektedir Kozak yaylasında çam fıstığı önemli bir gelir kaynağıdır Günümüzde özellikle dağ köylerinde arıcılık giderek gelişmekte ve önemli bir geçim kaynağı haline gelmektedir Tarıma dayalı sanayi de son yıllarda gelişme göstermektedir İlçede halıcılık ve kilim dokumacılığı gelişmiştir

Bergama, Antik çağın en önemli yerleşim birimlerinden biri olmuştur Türkiye’nin ilk arkeoloji müzesi olan Bergama Müzesi, günümüzde en çok bilinen ve ziyaret edilen müzeler arasındadır Bergama denildiği zaman, öncelikle Akropolis, Asklepion, Kızıl Avlu, Kleopatra Güzellik Ilıcası ve Kozak Yaylası akla gelir İlçe merkezinde Arap Camii, Müftü Camii, Ulu Camii, Kurşunlu Camii, Laleli Camii, Kulaksız Camii, Yeni Camii, Küplü Hamam, Tabaklar Hamamı, Koca Sinan Mescidi, İncirli Mescit ve Karaosman Sebili Türk-İslam eserleridir



Bergama Antik Kenti

Yapılan kazılarda ele geçen seramik parçalarından burada Arkaik dönemde bir yerleşim olduğu anlaşılmaktadır Bergama kelime olarak "sarp kayalık" anlamına gelmektedir

Bergama, eski dünyanın başta gelen kültür merkezleri arasında yer almıştır Kentin zengin kütüphanesi çok ünlüdür Akropoldeki en önemli ve en güzel yapılar II Eumenes tarafından inşa ettirilmiştir Bu dönemde Bergama mimarlık ve heykeltıraşlık konusunda çok ileri gitmiştir III Attalos ölümünden önce bir vasiyet ile Bergama Krallığını Roma İmparatorluğuna bağışlamıştır

Bergama Roma Çağı'nda da önemli bir merkez, Hıristiyanlık döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur İncil'de sözü edilen yedi kiliseden biri burada bulunuyordu Bizans Çağı'nda kent yeni bir surla çevrilmiş ve bu surların yapılmasında Helenistik ve Roma kalıntılarındaki taş bloklar, heykeller ve kabartmalar kullanılmıştır MS 716'da bir süre Araplar tarafından işgal edilen kent 1330 yılında Türklerin eline geçmiştir

Serapis Tapınağı: Hadrianus (MS 117-138) zamanında yapılmıştır Kırmızı tuğlalarla inşa edilmesinden dolayı Kızıl Avlu olarak adlandırılmıştır Mısır Tanrısı Serapis'e adanmış olan bir tapınaktır

Akropolis : Yukarı kent anlamına gelen akropoliste üç ayrı yerleşme görülür Akropolün en yüksek ve korunaklı yerinde kral sarayları, tapınaklar ve su sarnıçları bulunmakta olup burada kral ailesi, kentin ileri gelenleri, aydınları, din adamları ve komutanları oturmaktaydı Orta kentte ise tapınaklar, gymnasiumlar, temenoslar bulunmaktaydı Aşağı kent ise halkın pazar alışverişi yaptığı bir yerleşme yeri idi

Heroon : Yüceltilmiş Kahramanlar anısına yapılan özel yapıdır

Athena Tapınağı or düzeninde bir yapı olup Bergama'nın en eski tapınağıdır

Kral Sarayları : Helenistik Çağ Bergama krallarının oturdukları saraylar ve bunlara bağlı yapılardır

Bergama Kütüphanesi : II Eumenes zamanında yapılmıştırİçinde 200000 cilt kitap bulunan Bergama Kütüphanesi, Antik Çağın İskenderiye Kütüphanesinden sonra ikinci büyük kütüphanesidir Bu kitaplığı, Markus Antonius, Kleopatra'ya düğün armağanı olarak vermiştir

Parşömen Kağıdı : Bergama'nın en önemli buluşlarından biri de Pergamon Kağıdı anlamına gelen "Perg*****i karte" parşömendir

Agora : Akropolün güney ucunda, Zeus Sunağının hemen altında Bergama'nın yukarı Agorası bulunmaktaydı

Arsenal : MÖ 3 ve 2 yüzyıllarda, Bergama Akropolünün en dışındaki alanda kuzey güney doğrultusunda uzanan beş cephanelik kurulmuştur Burada bulunan ve bugün aşağı agorada korunan 13 farklı çapta 900 gülle, mancınık biçiminde sapanlarla atılırdı

Trajan Tapınağı :Bir teras üzerinde yükselmekte olan Trajan Tapınağı Hadrian tarafından, selefi Trajan için yaptırmıştır

Tiyatro: 10000 kişilik tiyatro, II Eumenes döneminde yapılmıştır Tiyatro terasına, güneyde yer alan üç kemerli kapıdan girilirAntik çağın en dik tiyatrolarından biridir Sahne kısmı Helenistik dönemde ahşaptı ve yalnız oyun günleri kuruluyor, sonra yeniden kaldırılıyordu

Zeus Sunağı : Sunak MÖ 180-160 yılları arasında Galatlara karşı zafer kazandırdığı için Zeus adına yapılmıştır Akropoliste yer alan bu yapı II Eumenes tarafından inşa edilmişti

Dionysos Tapınağı : İon düzeninde yapılmış tapınaktır MÖ244'de yapılmıştır Caracalla döneminde (MS211-217) büyük ölçüde mermer olarak yenilenmiştir Daha sonra burada Caracalla'ya "Yeni Dionysos" olarak tapınılmıştır

Asklepion : Yapılan kazılarda da kutsal yerin MÖ4 yüzyıldan beri var olduğu ve Helenistik Dönemde geliştiği saptanmıştırAskepios Sağlık ve hekimlik tanrısıdırAsklepios'un yeri anlamına gelen Asklepion'a 820 m uzunluğunda sütunlu bir yol ile ulaşılıyordu Asklepion üç tarafı stoalarla ve doğu yanı çeşitli yapılarla çevrili 110x130 m ölçüsünde açık bir alandır Asklepion'da yıkanmaya ve içmeye ilişkin üç havuz ya da çeşme bulunmaktadırGirişte solda bulunan yapı Asklepios Tapınağıdır Üç tarafı galerilerle çevrili Asklepios alanın ortasında kutsal kaynak yanından tedavi binasına doğru tonozlu ve 80 m uzunluğunda bir geçit bulunur Bu geçitten tıbbi tedaviler için ayrılmış daire şeklindeki yapıya geçilirdi Geçitte su sesi ve telkinlerden faydalanarak hastaların iyileşmesi sağlanırdı Tedavi binası iki katlı olup alt kat çok iyi korunmuştur Ana yapı silindir şeklinde olup iç kısmının çapı 265 metredir Bu yuvarlak yapının çevresini 6 büyük apsis çevirmektedir

Galen : MS 129-199 yılları arasında yaşayan Bergamalı hekimdir

Allianoi : Paşa Ilıcası olarak anılan merkezde Asklepios'a adanmış yeni bir Asklepion ortaya çıkartılmıştır Allianoi, büyük olasılıkla MÖ 2 yüzyılda kurulmuş, ancak MS 2 yüzyılda Hadrian Dönemi'nde büyük bir bayındırlık hareketi yaşamış ve hidroterapinin uygulandığı büyük bir kült merkezi görünümü kazanmıştır



Kleopatra Güzellik Ilıcası

Bergama'ya 4 km uzaklıkta kubbeli ve iki mermer havuzlu tarihi önemi olan bir şifalı su kaynağıdır 'Eskülap' banyoları adı ile yüzyıllarca ününü sürdüren ılıcanın sularında aşk iksiri olduğu söylenmektedir

Bergama Arkeoloji Müzesi

Bergama Arkeoloji Müzesi, ilk olarak 1924 yılında Bergama Akropolü'nde, müze deposu olarak kurulmuş, 1936 yılında yeni binasında ziyarete açılmıştır Müze, bir iç avlunun etrafını çeviren iki sundurmadan ve iki salondan ibarettir

Müzede Erken Tunç Döneminden Bizans Dönemine kadar değişik dönemlere ait arkeolojik eserler sergilenmektedir Çevresindeki antik yerleşimlerden çıkan buluntular içinde Pergamon heykeltıraşlık ekolüne ait örnekler, Pitane ve Gryneion'dan gelen Arkaik Dönem buluntuları, Myrina terracottaları dikkat çekmektedir Yine Bergama Akropolü'nden getirilen Helenistik devir mermer heykelleri, mimari parçalar, kabartmalar, pişmiş topraktan heykelcikler, çanak çömlekler, cam eserler, kandiller, paralar sergilenmektedir

Etnografya bölümünde ise; bölgeye ait halı, kilim (Yuntdağı, Yağcı bedir, Kozak Bergama dokumaları), kumaş dokuma örnekleri, el işlemelerinin yanı sıra Anadolu'nun diğer yörelerine ait el sanatları da sergilenmektedir

Yöresel El Sanatları

Bergama-Yunt Dağı köylerinin halı ve kilimleri, tipik Ege dokumaları olarak özgünlüğünü korumaktadır Dokumalarda geometrik desenlerin yansıra bitki ve hayvan motifleri işlenmektedir Kök boya kullanılarak yapılan dokumaların renkleri solmaz ve desenleri bozulmaz Halı, kilim, heybe, çorap, seccadelerden oluşan Kozak ve Yunt dokumaları renkleri, desenleri ile diğerlerinden kolayca ayrılmaktadır Bergama halıları tüm dünyada Holbein halısı olarak tanınmıştır

Bergama Kermesi

Bergama'da 1938 yılından beri, Türk sporlarını ve eğlencelerini, geleneklerini yaşatan bir etkinlik olarak sürdürülen Bergama Kermesi, her yıl Mayıs ayının son haftasında düzenlenmektedir Kermes süresince, sergiler açılmakta, halk oyunları gösterileri yapılmakta, konferanslar, sempozyumlar düzenlenmektedir

Kozak Yaylası

Bergama ilçe merkezine 20 km uzaklıktaki Kozak Yaylası, doğal bitki örtüsü zenginliği ve korunmuş geleneksel yapısıyla dikkat çekmektedir Ege Bölgesi'nin en geniş fıstık çamı ormanlarıyla kaplı bu yaylada 500 aile yaylacılık geleneğini sürdürmektedir Çam fıstığı en önemli geçim kaynağı olurken büyük baş hayvancılıkta yapılmaktadır Elde edilen süt yerinde değerlendirilerek ünlü Bergama peyniri imal edilmektedir Yayla tarihin ilk çağlarından beri yerleşime sahne olarak kültürel değerleri ile de dikkat çekmektedir

Beydağ

Beydağ, İzmir’in doğusunda yer alır İl merkezine uzaklığı 142 km’dir Kuzeyinde Kiraz; doğusunda Nazilli; batısında Ödemiş; güneyinde Sultanhisar ile çevrelenir

İlçenin yüzölçümü 162 km2’dir 21 köyü bulunmaktadır Bağlı beldesi yoktur

İlçede 28 İlköğretim Okulu, 1 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 1872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 94 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmeti, 1 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı tarafından verilmektedir

İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır En önemli ürünler incir, kestane ve zeytindir Beydağ’da üretilen kestane son derece kalitelidir Besi ve süt hayvancılığı hızlı gelişme göstermektedir

Beydağ önce Aydınoğulları, sonra da Osmanlıların egemenliğine geçmiştir

Bornova


Bornova, Anakent sınırları içerisinde yer alır Kuzeyinde Manisa ili toprakları; doğusunda Kemalpaşa; batısında Karşıyaka ve Konak; güneyinde Buca ile çevrelenir 1882 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 1957 yılında ilçe haline gelmiştir 12 köyü bulunmaktadır Bağlı beldesi yoktur

400000 yerleşik ve 1000000 hareketli nüfusa sahip olan Bornova, köyleriyle birlikte 205 kilometrekarelik alanı kapsamaktadır

İsmi Osmanlı kayıtlarında Birunabad olarak geçmiş ise de, Farsça 'dış, harici' anlamına gelen 'birun' kelimesinin, genellikle yer isimlerinde bir özel isimle birlikte kullanılan -abad takısı (İslamabad, Haydarabad gibi) ile pek uyuşmaması, Birunabad'ın başka bir ismin tahrif edilmiş veya uyarlanmış şekli olabileceğini düşündürmektedir İsmin başlangıçta 'Burunova' şeklinde geçtiği de öne sürülmüştür

Bornova'nın çekirdeği bugün Erzene mahallesi olan anılan mahallenin Hükümet Konağı'nın arkasında kalan ve eski adı Havuzbaşı olan kısmıdır Tarihi 1800'lere varan iki katlı ve bahçeli Rum evlerine hala rastlanabilen (ve çoğu restorasyona ve yeniden değerlendirilmeye muhtaç) Erzene, 1924 Nüfus Mübadelesi 'nden sonra önce Kavala lılar ve Giritli lerce iskan edilmiş, 1950 sonrasında da Yugoslavya göçmenlerini barındırmıştır Ayrıca Erzene'nin yanıbaşında başlangıcından beri bir Roman mahallesi bulunmuştur Kavalalılar, o dönemde tarım arazisi olan Bornova ovasında tütüncülükle, Giritliler sebze meyvecilikle, Yugoslavyalılar ise bölgedeki mensucat fabrikalarında işçilik yaparak Türkiye ekonomisine ilk adımlarını atmışlardır

Bornova, Osmanlı Devleti 'nin son dönemlerinde ve özellikle 1865'de Halkapınar çıkışlı bir demiryolu hattının buraya uzatılmasıyla, İzmir'in zengin levanten ailelerinin tercih ettiği bir yerleşim mekanı olmuştur İzmir merkezinden daha ferah ve serin havası ve 1980'li yıllara kadar İzmir ile arasında varlığını sürdüren mandalina bahçelerinin nezih ortamı, İngiliz konsolosluğu rezidansı nın ve çoğu İngiliz kökenli pek çok ailenin muhteşem konaklarının Bornova'da inşa edilmesi sonucunu doğurmuştur (İtalyan ve Fransız kökenli levantenler daha ziyade Buca 'yı tercih etmişlerdir)

Anekdotik bazda, Türkiye 'deki ilk futbol maçı 1890 yılında İzmir'e gelen İngiliz denizcilerle İzmirli gençler arasında Bornova'da, ülkemizdeki ilk atletizm yarışmaları da 1895'de yine Bornova'da gerçekleşmiştir

İzmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül 1922'de Türk ordusu İzmir'e Bornova'nın üst kısmındaki Belkahve mevkiinden girmiş, Nif 'de (Kemalpaşa) gecelediği 8 Eylül akşamının gecesinde muzaffer orduların komutanı Mustafa Kemal Paşa, Belkahve'ye çıkıldığında ayakların altında bütünüyle uzanan İzmir'i ilk kez buradan görmüştür

Bornova, günümüzde hızla büyüyen bir yerleşim alanı ve bir üniversite kenti olmanın yanında, gelişmiş bir sanayi yöresidir 1932 yılında Bornova Ziraat Mektebi 'nin açılmasıyla çekirdeği oluşturulan ve İzmir’in ilk üniversitesi olan Ege Üniversitesi, Bornova’da kurulmuştur ve ana kampusü Bornova’dadır Üniversite sayesinde Bornova 1960'lı yıllardan itibaren giderek öğrenci kenti olmaya başlamıştır Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin gelişmesi ve Ege ve yurt çapında ün kazanması da Bornova'yı bir çekim merkezi haline getiren bir başka etkendir Bugün ilçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 Tıp fakültesi Hastanesi, 19 Sağlık Ocağı, 1 Dispanser, 6 Sağlık Evi ve 1 Verem Savaş Derneği hizmet vermektedir Ayrıca, iki büyük askeri birliğin yanısıra, İzmir-Ankara İzmir-Aydın ve İzmir-Çanakkale karayolu ağının merkezinde bulunması, 2000 yılında metro nun Bornova'ya uzanması ve İzmir Santral Garajı 'nın ilçe içinde konuşlandırılmış olması ve yakın çevresindeki iki hakim aksın (Kemalpaşa Ovası ve Işıkkent) sanayi bölgeleri olarak saptanması ve 4 sanayi sitesinin yerleşim alanı içinde bulunması Bornova'nın gelişimine bugün ve gelecekte etki yapacak unsurların başında gelmektedir Bornova bu arada, Pınarbaşı, Çiçekli ve yakın köyleriyle İzmir'in akciğeri konumunu sürdürmektedir

Buca


Buca, Anakent sınırları içerisinde yer alır Kuzeyinde Bornova; doğusunda Kemalpaşa; batısında Konak ve Gaziemir; güneyinde Menderes ve Torbalı ilçeleri ile çevrelenir Buca’da 1923 yılında belediye kurulmuş, 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur

İlçenin yüzölçümü 134 km2’dir 3 köyü, 1 beldesi (Kaynaklar) bulunmaktadır

İlçede 49 İlköğretim Okulu, 14 Orta Öğretim Kurumu, 61968 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 2428 öğretmen görev yapmaktadır Dokuz Eylül Üniversitesi’nin çok sayıda fakültesi Buca’dadır

Sağlık hizmeti, 13 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi, 2 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem Savaş Dispanseri tarafından verilmektedir

İlçe ekonomisi ticaret, küçük sanayi, ziraat, hayvancılık ve orman ürünlerine dayanmaktadır Kaynaklar beldesi, Kırıklar, Belenbaşı ve Karaağaç köylerinde hayvan besi haneleri, sucuk imalathaneleri, tavuk çiftlikleri, zeytinyağı imalathaneleri, kireç ocakları, meyve-sebze ambalaj tesisleri bulunur

Büyükşehir Belediyesi’ne ait Sebze Meyve Hali ve Balık Hali’nin hizmete girmesiyle ekonomik hareketlilik artmıştır

Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı fakültelerin önemli bir bölümü Buca’da yer alır Bu gelişme, Buca’ya bir öğrenci kenti kimliğini vermiştir

MÖ130’lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir tarih ve kültür beldesi olan Buca’da görülmeye değer tarihi yapılar arasında ; Protestan Kilisesi, Forbes, Rees, De Jongh, Baltacı Malikanesi, Russo Köşkü sayılabilir Ayrıca, ideal dinlenme yeri olan Hasan Ağa Bahçesi ve Buca Göleti, kent halkının mesire yerlerindendir İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin tek hipodromunun ilçe sınırları içinde bulunması, Buca için ayrı bir özelliktir

İznik Devleti Kralı İoyanis’in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüştüğü sanılmaktadır Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleşim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaşadığı, yerleşim yeri isminin değişerek zamanla Buca olduğu varsayımı da vardır

Buca adı ilk kez 1688 yılında Fransız Konsolosluğu kayıtlarında görülmüştür Bu yılda bir deprem olmuş, Fransız Konsolosluğu Buca’ya taşınmıştır MÖ 1102‘de Eolyalıların şehri almalarına kadar yerli halkın oldukça rahat bir hayat yaşadığı kabul edilir MÖ 727 yılına kadar İyonlarla çekişen Eolyalılar, bu tarihten sonra şehri İyonlara bırakmıştır Bir süre sonra güçlenen Lidyalılar, MÖ 628 yılında İzmir’i almıştır Bu tarihlerde İzmir şehri dağılmış, halk civarda bulunan küçük yerleşim alanlarına geçmeye başlamıştır Bu değişim, bugün gördüğümüz İzmir dolaylarındaki bir çok yerleşim alanının ilk temellerini atmıştır Bunlar arasında Buca’yı da sayabiliriz

Buca’da antik çağdan bu yana bir yerleşimin olduğu bilinmektedir 1868 yılında Buca’nın kuzeydoğusunda antik döneme ait büyük bir kadın büstü ortaya çıkarılmış olup, bu büst halen Londra’daki İngiliz Müzesi’nde sergilenmektedir

Ayrıca Buca ve Kangölü çevresinde Bizans Haçı kabartmaları bulunan sütun başlıkları, antik “ARTEMİS MABEDİ”ne ait olduğu sanılan mermer yer döşemeleri, Forbes Köşkü çevresinde Bizans sikkeleri, Gürçeşme (Kançeşme) yolu üzerinde Roma Kalesi kalıntıları da antik çağda bu yörede gelişmiş toplumların yaşadığını ortaya koymaktadır İyon saldırısı sırasında Buca’ya yönelen halk, Dereköy, Kangölü ve Kozağacı yörelerine yerleşmiştir Yakın tarihimizde Buca’nın bir Rum köyü olduğu, aynı dönemde Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, Avrupalı işadamları ile ailelerinin de Buca’da yaşadıkları, bunun beldenin gelişme ve zenginleşmesinde önemli bir etken olduğu belirtilmektedir

Buca, Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollanda şirketleri ile daha çok ticari ve sınai ilişkiler çerçevesinde oluşan Levanten Grubu’nun sayfiye yeri olarak yerleştiği bir belde özelliğini yakınçağ öncesinde taşımaya başlamıştır

Buca MÖ 130’ lara uzanan tarihi, bir çok uygarlığa tanıklığı ile bir kültür ve tarih beldesidir Zengin doğa ve kültür mirasını, nüfus artışına ve günümüz yaşam biçiminin ortaya çıkardığı tüm etkenlere karşı koruyabilmiştir Bu nedenle bugün Buca’da geçmişten günümüze kadar gelen bir tarihi görüntü sergilenmektedir Buca’da yaşam, her şeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doğa mirası ile iç içe bir yaşam olarak nitelendirilmektedir Buca, tarihsel geçmişi ile bünyesinde çok önemli ve günümüzde de yaşayan eserler barınağıdır George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont DrAliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı Malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, Su Kemerleri, Buca’da yaşamış ve ölmüş bir çok ünlü ailelerin mezarları, dar sokakları ve bugün bile birçok mimara ilham kaynağı olan Rum Evleri, ilçeye gelenlerin ilgisini çeken yapıtlardır,

9 Eylül 1922’de İzmir dolayısıyla Buca, Yunanlılardan geri alınınca buradaki Rumlar bölgeyi terk etmiştir 1922 yılına kadar Buca’nın nüfusu genellikle İngiliz, Rum ve Hollandalılardan oluşmakta idi

Buca, Cumhuriyet döneminde çok hızlı bir gelişme göstermiş ve bu dönemde göçmen kitlelerinin ilçede yerleşimi devam etmiştir Buca’da ilk belediye 1923 yılında İsmail Ağa başkanlığında Erdem Caddesi’nde bugünkü Kız Yetiştirme Yurdu’nun yan tarafındaki binada açılmıştır 1952 yılında belediye binası dönemin Belediye Başkanı Asım Gümüştüz tarafından bugüne kadar kullanılan Farkoh Köşkü’ne taşınmıştır Buca Belediyesi 1981-1989 yılları arasında merkez ilçeye bağlı şube müdürlükleri tarafından yönetilmiştir Buca kurulduğu 1923’ten bu yana 19 belediye başkanı görmüş ve en son 27 Mart 1994 yılında Sayın Cemil ŞEBOY Buca Belediye Başkanlığı’na seçilmiştir

Buca, 4 temmuz 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur

Çeşme


Çeşme ilçesi, İzmir İlinin batısında yer alır Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir

Yüzölçümü 260 km² dir 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır

İlçede 13 İlköğretim okulu, 5 ortaöğretim kurumu bulunmakta; 4 532 öğrencinin eğitim gördüğü okullarda, 247 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 2 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık evi tarafından verilmektedir Bu kurumlarda 27 doktor, 4 sağlık memuru, 26 hemşire ve 28 ebe görev yapmaktadır

İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme’nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir

Yarımadanın ilk antik yerleşim yeri olan Ildırı (Erythrai), ilçenin görülmeye değer tarihi zenginlikleridir

Pausanias’a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur MÖ 7yy’da tiranlar tarafından yönetilen kent MÖ 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır Kent oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilmiştir Kentte MÖ7yy’ın 2yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır

Çeşme yöresi, XI yy sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV yy sonlarındadır Osmanlı eserleri içinde en çarpıcı olanı Çeşme Kalesi’dir1508 yılında II Beyazıt tarafından inşa ettirilen kale, Osmanlı mimarisinin bütün inceliklerini taşımaktadır Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir

Çeşme Kervansarayı, 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır U biçiminde planlanan kervansaray, iki katlıdır

Hacı Mehmet Camii ve Hacı Memiş Camii Osmanlı dönemine ait özgün eserlerdir İlçede Osmanlı dönemine ait birçok tarihi çeşme bulunmaktadır Bunlardan en önemlileri Hamaloğlu Çeşmesi, Kabadayı Çeşmesi, Kaymakam Çeşmesi, Maraş Çeşmesi, Memiş İbn’i Ahmet Çeşmesi ve Ömer Ağa Çeşmesi’dir

Çeşme kıyılarındaki yirmiye yakın plajın en tanınmışı ve en büyüğü Ilıca Plajı’dır Burada, deniz ve kum olağanüstü güzellikler sunar Pırlanta, Çiftlik, Çatalazmak, Küçükliman, Şifne, Germiyan Yalısı, Ildırı Plajları diğer tanınmış plajlardır

Çeşme termal sular açısından zengin bir ilçedir Ilıca, Şifne, Yıldızburnu gibi pek çok mevkiden kaynayan şifalı sulardan günübirlik ya da çevredeki tesislerde konaklayarak yararlanmak mümkündür

Alaçatı Beldesi, önemli bir turizm merkezidir Eski yel değirmenleri ve ülkemizde rüzgar kaynaklı enerji üretiminin ilk örneğini oluşturan rüzgar türbinleri beldenin simgesi niteliğini taşırlar

Çiğli

İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır İlçenin denizden yüksekliği 1 - 150 m arasındadır

Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “Çiğli” adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir 1893 yılında Yugoslavya'dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli’nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir

İlçede 1 belde ve 1 köy ve merkezde de 16 mahalle bulunmaktadır 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543’dür Nüfusun 113 543’ü ilçe merkezinde, 6 803’ü Sasalı Beldesi ve Kaklıç köyünde yaşamaktadır

25 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 22872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1111 öğretmen görev yapmaktadır

İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır

Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli’de kurulmuştur

Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60’ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır

İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan “İzmir Kuş Cenneti” önemli bölümüyle Çiğli’dedir 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır Bu tepelerden; tuz tavaları, Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi’nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir

Dikili


Dikili , İzmir’in kuzeyinde yer alır İl merkezine uzaklığı 120 km’dir Kuzeyinde Balıkesir; doğusunda Bergama; batısında ve güneyinde Ege Denizi ile çevrelenir

İlçenin yüzölçümü 541 km2’dir 1 beldesi (Çandarlı) ve 25 köyü bulunmaktadır

İlçede 31 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 3759 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 214 öğretmen görev yapmaktadır

Sağlık hizmeti, 4 Sağlık Ocağı tarafından verilmektedir

İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır Tütün, pamuk, zeytin üreticiliği ve seracılık yapılmaktadır Dikili limanı, turizm açısından ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır Temiz plajları, termal kaynaklarının zenginliği, iç ve dış turizm açısından önemlidir

İlçede yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda Dikili’nin MÖ5000-4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu anlaşılmıştır Ağıl Kale ve Kale Tepe ilk yerleşim merkezlerindendir Arkeolojik bulgular sonucunda bu bölgede Akaların yaşadığı ve kente Aternagus denildiği ortaya çıkmıştır İlkçağda Lidyalılar, İranlılar, Frikyalılar, Mysialılar ile Romalılar ve Bergamalılar Ortaçağda ise Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar Dikili’ye hakim olmuşlardır Bu kadar çok uygarlığın yaşadığı Dikili; Aristo, Hermos, August, İskender gibi ünlü kişileri tarihi süreçte ağırlamış; Aterneus, Astria, Teutronia gibi kent ve siteleri topraklarında barındırmıştır

Karaosmanoğullarının bölgede çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile "Dikmelik" adını alan ilçe, daha sonra "Dikili" diye isimlendirilmiştir

Doğal güzellikleri açısından Merdivenli köyünde bir doğal göl, Demirtaş ve Deliktaş köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır

İlçeye bağlı Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir Dikili’nin tarihsel geçmişi oldukça eskilere gider Antik yerleşim yeri Pitane’de elde edilen eserler Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir Osmanlı döneminde II Murat’ın ünlü Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı Kalesi’ni yeniden yaptırmıştır

Merdivenli ve Denizköy’de bulunan krater gölleri ile mağaraları ve Madra Çayı’na dayanan ormanları ilçenin doğal zenginlikleri arasındadır

Foça


Adını foklardan alan Foça, İzmir’in kuzeybatısında yer alan bir sahil ilçesidir Batıda İzmir Körfezi, doğuda Menemen, kuzeyde Çandarlı Körfezi ile çevrilidir İlçenin yüzölçümü, 205 Km² dir

Foça’nın Bağarası, Gerenköy ve Yenifoça olmak üzere 3 beldesi ve 4 köyü bulunmaktadır

Eğitim düzeyi yüksek olan ilçede okuryazarlılık oranı %99'dur 12 ilköğretim, 3 orta öğretim kurumu bulunmakta; 3025 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 168 öğretmen görev yapmaktadır

İlçe'de sağlık kuruluşu olarak 1 Devlet Hastanesi, 1 adet 112 Acil Yardım İstasyonu, 5 adet Sağlık Ocağı, 1 adet Sağlık Evi bulunmaktadır

Önemli bir arkeolojik tarihe sahip İlçe'de, 1953 yılında başlayan ve aralıklarla günümüze kadar devam eden kazılarda, Helenistik döneme ait tiyatro, Athena Tapınağı ve Kutsal Alanı, Kybele’ye ait olduğu düşünülen Liman Kutsal Alanı ile Foça’nın 7 km doğusunda Taş Ev olarak adlandırılan Pers Anıt Mezarı ortaya çıkarılmıştır

KAYNAK:izmirgentr
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 22:50   #7
Tanımlı

süper bir yermiş hiç gitmedim sayende görmüş kadar oldum :d:d çok güzel tanıtmışsın eywallah :d:d
aysan ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 30-09-06, 23:30   #8
Tanımlı

bornovada abim acemiLigini yapmıstı :d
__________________
† St_DarknéSS

RockeR No† Dead !

Face away and pretend that I'm not!!


kaRanLik bu SokakLarda, Sesimi duyaN Yok!!


Caresiz vefakar öfke!!
Yürüt beni Gecenin icinde, yoruLmadan
Derin Güzel Gece!!
Uyut beni huzur icinde, agLamadan
Sakin oLmam Lazım!!
Son PismanLık Fayda Etmez, AzraiLin Mekanında!
haLimiz dumaN
Too ALcohoL :d:d
Sť_ĐarknéSS† ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-10-06, 00:50   #9
Tanımlı Ünİversİteler

Dokuz Eylül Üniversitesi

20 Temmuz 1982'de İzmir'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir 3000 akademik personeli ile 43000 öğrenciye eğitim vermektedir
Birimleri


Fakülteler
  • Buca Eğitim Fakültesi
  • Fen - Edebiyat Fakültesi
  • Güzel Sanatlar Fakültesi
  • Hukuk Fakültesi
  • İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
  • İlahiyat Fakültesi
  • İşletme Fakültesi
  • Mimarlık Fakültesi
  • Mühendislik Fakültesi[1]
  • Tıp Fakültesi
Enstitüler
  • Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
  • Din Bilimleri Araştırma Enstitüsü
  • Eğitim Bilimleri Enstitüsü
  • Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü
  • Fen Bilimleri Enstitüsü
  • Güzel Sanatlar Enstitüsü
  • Hemodiyaliz - Transplantasyon Enstitüsü
  • Onkoloji Enstitüsü
  • Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  • Sosyal Bilimler Enstitüsü[2]
Yüksek Okullar [
  • Devlet Konservatuvarı
  • Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu
  • Hemşirelik Yüksekokulu
  • Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu
  • Yabancı Diller Yüksekokulu
Meslek Yüksek Okulları
  • İzmir Meslek Yüksekokulu
  • İlahiyat Meslek Yüksekokulu
  • Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu
  • Torbalı Meslek Yüksekokulu
  • Adalet Meslek Yüksekokulu
Araştırma ve Uygulama Merkezleri
  • ATMER (Avrupa Topluluğu Uluslararası Ekonomik İlişkiler Araştırma Ve Uygulama Merkezi)
  • BIMER (Bölgesel Kalkınma ve İşletme Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi)
  • ÇEVMER (Çevre Araştırma ve Uygulama Merkezi)
  • DAUM
  • DESEM (Dokuz Eylül üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi)
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Beyin Dinamiği Multidisipliner Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi
  • EBAMER
  • İRAMER
  • JENARUM
  • KAM
  • SAGUMER
  • SAMER - Sığ Jeofizik ve Arkeolojik Prospeksiyon Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • SAMER- Stratejik Araştırmalar Merkezi
  • SUMER
  • TEKSMER (TEKSTİL HAZIR GİYİM VE BOYA ARAŞTIRMA UYGULAMA MERKEZİ )
  • Hukuk Araştırmaları Merkezi (DEHAMER)
  • Tekne Üretim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (TEKNEMER)
  • Anlaşmazlık Çözümü Araştırma ve Uygulama Merkezi (AÇMER)
  • Fauna ve Flora Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Yüzey Teknolojileri ve Hasar Analizi Araştırma ve Uygulama Merkezi (YÜTAM)
Yerleşkeler
  • Alsancak
  • Balçova
  • Bornova Ege Üniversitesi Kampüsü
  • Buca Dokuz Çeşmeler Kampüsü
  • Buca Eğitim Fakültesi Kampüsü
  • Tınaztepe Kampüsü
  • Hatay
  • Narlıdere
  • Torbalı
  • İnciraltı
  • Urla
Kulüpler
  • Uluslararası İlişkiler Kulübü
Dış bağlantılar
  • Dokuz Eylül Üniversitesi
  • Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler Kulübü
  • Buca Eğitim Fakültesi "Tarih Öğretmenliği Bölümü" Sitesi
  • Buca Eğitim Fakültesi Forumu
Ege Üniversitesi,
Ege Üniversitesi, 1955 yılında İzmir'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir Türkiye'nin 4 kurulan üniversitesidir
Kampus Bornova, İzmir'dedir Kampus dışında Konak'ta Atatürk Kültür Merkezi, Menemen'de Tarımsal Deneme İstasyonu ve Üretme Çiftliği, Kurudağ'da Rasathanesi, Urla'da ve Tuzla'da su ürünleri tesisleri, Ödemiş, Bayındır, Tire ve Bergama'da meslek yüksekokullarına ait tesisleri bulunmaktadır
üniversite bölümleri

=== Fakülteler === =Diş hekimliği fakültesi
  • Eczacılık Fakültesi
  • Edebiyat Fakültesi
  • Eğitim Fakültesi
  • Fen Fakültesi
  • İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
  • İletişim Fakültesi
  • Mühendislik Fakültesi
  • Su Ürünleri Fakültesi
  • Tıp Fakültesi
  • Ziraat Fakültesi
Yüksek Okullar
  • Devlet Türk Musikisi Konservatuarı
  • Hemşirelik Yüksekokulu
  • İzmir Atatürk Sağlık Yüksekokulu
  • Ödemiş Sağlık Yüksekokulu
Meslek Yüksek Okulları
  • Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu
  • Bayındır Meslek Yüksekokulu
  • Bergama Meslek Yüksekokulu
  • Ege Meslek Yüksekokulu
  • Emel Akın Meslek Yüksekokulu
  • Ödemiş Meslek Yüksekokulu
  • Tire-Kutsan Meslek Yüksekokulu
Araştırma ve Uygulama Merkezleri
  • Aile Planlama ve Kısırlık (İnfertilite) Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Avrupa Dilleri ve Kültürleri Araştırma ve Uygulama Merkezi - ADİKAM
  • Beyin Araştırmaları ve Uygulama Merkezi
  • Bilgi ve İletişim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Bilim Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Çocuk ve Ergen Alkol Madde BağArşUygMrk
  • Elektron Mikroskopi, Görüntüleme, Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Sürekli Eğitim Merkezi
  • Genetik Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • İlaç Araştırma Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • İzmir Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Kanserle Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Organ Nakli Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Tabiat Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Tekstil ve Konfeksiyon Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Tohum Teknolojisi Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Sualtı Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Zehirlenmeler Araştırma ve Uygulama Merkezi
Rektörlüğe bağlı bölümler
  • Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Bölümü
  • Beden Eğitimi Bölümü
  • Enformatik Bölümü
  • Güzel Sanatlar Bölümü
  • Türk Dili Bölümü
  • Yabancı Diller Bölümü
Öğrenci Toplulukları


Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı olanlar [değiştir]
  • Fotoğraf Topluluğu
  • Türk Halk Dansları Topluluğu
  • Amerikan Futbol Takımı
  • Havacılık Kolu
  • Mağara Araştırma Topluluğu
  • Münazara Topluluğu
  • Doğa ve Dağcılık Kolu
  • Motor Sporları Topluluğu
  • Bisiklet Topluluğu
  • Taekwondo Topluluğu
  • Kuş Gözlem Topluluğu
  • Çevre Topluluğu
  • Sinema Topluluğu
  • Resim Topluluğu
  • Briç Topluluğu
  • Satranç Topluluğu
  • Karikatür Ve Mizah Topluluğu
  • Ebru Topluluğu
  • Türk Sanat Müziği Topluluğu
  • Türk Halk Müziği Topluluğu
  • Klasik Türk Müziği Korosu
  • Batı Müziği Topluluğu
  • Enformasyon Topluluğu
  • Uluslararası İlişkiler Topluluğu
  • Gateway Öğrenci Topluluğu
  • Aegee İzmir Öğrenci Topluluğu
  • Eka-Mor Ötesi Topluluğu
  • Atatürkçü Düşünce Topluluğu
  • Anti -Sigara Topluluğu
  • Bilim Ve Ütopya Topluluğu
  • Bilim Ve Teknoloji Topluluğu
  • Gençlik Festivali Komitesi
  • Doğa Dostları Topluluğu
  • Arama Kurtarma Topluluğu
  • İlk Yardım Topluluğu
  • Fe-MaleTopluluğu
  • Eğitim Gönüllüleri Topluluğu
  • Ege Üniversitesi Temiz Enerji Topluluğu EGEFE Takımı
Fakülte ve Yüksekokullara bağlı olanlar
  • Bilgisayar Klubü
  • Biyomedikal Topluluğu
  • Eubiyoloji Topluluğu
  • FelsefeTopluluğu
  • Tıp Etiğini Yaşatma Klubü (TEYK)
  • Tıp Fotoğrafçıları Klubü
  • İİBF Öğrenci Klubü
  • İEEE Ege Öğrenci Kolu
  • Ege Bilimsel Araştırma Topluluğu
  • Tayf Öğrenci Birliği
  • Tekstil Topluluğu
  • Astronomi Klubü
  • Matematik Topluluğu
  • Hayvancılık Kolu
  • Mühendislik Klubü
  • Ege Tıp Oyuncuları
  • Fizik Topluluğu
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

Tarihçe ve Genel Bilgiler

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü İzmir'in üçüncü yüksek öğretim kurumu olarak 1992 yılında kurulmuştur Asıl etkinlik alanı bilim ve teknolojide ileri düzeyde araştırma, eğitim, öğretim, üretim, yayın ve danışmanlık yapmaktır 2004-2005 öğretim yılı itibariyle 115 öğretim üyesi ve 403 öğretim elemanı görev yapmakta, toplam 1102 lisans ve 511 yüksek lisans-doktora öğrencisi eğitim görmektedir
ABD'de ve Avrupa ülkelerinde "Teknoloji Enstitüsü" kavramı, araştırma-yoğun, teknik ağırlıklı yüksek öğrenim kurumlarını temsil eder ABD'de teknik dallarda en önde gelen yüksek öğrenim kurumları olan MIT, Georgia Tech, CalTech de birer Teknoloji Enstitüsüdür Dünyadaki diğer örnekleri gibi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde de disiplinlerarası yaklaşıma özel önem verilmektedir
İYTE, yeni kurulmuş olmasına rağmen çok sayıda süreli yayın ve güncel kitaplar içeren bir kütüphaneye sahiptir Bilgisayar sistemi ve İnternet ile diğer üniversiteler ve dış ülkeler ile kurulmuş bir iletişim ağı mevcuttur Tüm eğitim alanlarında bilgisayar destekli bir eğitim-öğretim programı uygulanmaktadır
İYTE, kurulduğu günden 1999'a kadar İzmir şehir merkezinde hizmet vermiştir 1999'da hazırlık okulu dışındaki tüm birimler, Urla-Gülbahçe'deki kampusa taşınmıştır ve faaliyetini burada sürdürmektedir

Fakülteler


Fen Fakültesi
  • Biyoloji Bölümü
  • Fizik Bölümü
  • Kimya Bölümü
  • Matematik Bölümü
Mühendislik Fakültesi
  • Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
  • Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü
  • Gıda Mühendisliği Bölümü
  • İnşaat Mühendisliği Bölümü
  • Kimya Mühendisliği Bölümü
  • Makine Mühendisliği Bölümü
Mimarlık Fakültesi
  • Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü
  • Mimarlık Bölümü
  • Mimari Restorasyon Bölümü
  • Şehir ve Bölge Tasarımı Bölümü
Programlar


İYTE Lisans Programları

Fakültelerde, lisans programlarına öğrenci alımı 1998 yılında başlanmıştır İYTE bünyesinde lisans eğitimine başlamış olan bölümler:
  • FEN FAKÜLTESİ
    • Fizik Bölümü
    • Kimya Bölümü
    • Moleküler Biyoloji
  • MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
    • Kimya Mühendisligi Bölümü
    • Makine Mühendisligi Bölümü
    • Bilgisayar Mühendisligi Bölümü
    • Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü
  • MİMARLIK FAKÜLTESİ
    • Mimarlik Bölümü
    • Sehir ve Bölge Planlama Bölümü
İYTE Yüksek Lisans Programları
  • Bilgisayar Mühendisliği
  • Malzeme Bilimi ve Mühendisliği
  • Çevre Mühendisliği
  • Enerji Mühendisliği
  • Elektronik ve Haberleşme
  • Kimya Mühendisliği
  • Makina Mühendisliği
  • Gıda Mühendisliği
  • Su Kaynakları
  • Yapı Mekaniği
  • Biyoteknoloji
  • Malzeme Bilimi
  • Kimya
  • Fizik
  • Matematik
  • Biyoloji
  • Endüstri Ürünleri Tasarımı
  • Şehir Tasarımı
  • Şehir Planlama
  • Mimarlık
  • Mimari Restorasyon
  • Mühendislik İşletmeciliği

İYTE Doktora Programları
  • Mimarlık
  • Şehir Planlama
  • Kimya Mühendisliği
  • Kimya Bölümü
  • Makina Mühendisliği

İYTE Akademik Kadro

Mimarlık Fakültesi Akademik Kadrosu (İngilizce)
Mühendislik Fakültesi Akademik Kadrosu (İngilizce)
Fen Fakültesi Akademik Kadrosu (İngilizce)


İYTE Teknoloji Geliştirme Bölgesi

İYTE Teknopark
İYTE Teknopark Fotoğraflar


Temel Hedef ve Amaçlar

Bölgede yerel hammadde kullanan ve katma değeri yüksek üretim yapan, ileri teknoloji kullanan/üreten şirketlerin oluşumunu ve büyümesini desteklemek,
Teknolojinin geliştirilmesini, transferini ve ticarileştirilmesini teşvik etmek,
Şirketlere AR-GE çalışmalarını yürütebilecekleri altyapı ve teknik destek sağlamak,
Yüksek Teknoloji Enstitüsü/Üniversite-Sanayi işbirliğinin özlenen üst düzeyde gerçekleşmesine katkı sağlamak,
Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Üniversitelerdeki araştırmaların ekonomik değere dönüştürülmesini sağlamak,
Ülkenin ekonomik ve teknolojik düzeyini yükselterek, uluslararası rekabet gücünün, artırılmasına ve ekonominin gelişimine katkıda bulunmak, Temel hedef ve amaçlardır
Temel hedef ve amaçlara ulaşıldığında İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi ;
Türk sanayinin teknolojik sorunlarının çözümüne yönelik bir başvuru odağı olacaktır
Bilgi birikimi ve araştırma-geliştirme sonuçları ile ilgili olarak Türk sanayini bilgilendirme görevini üstlenecektir
Bilgi birikimi ve araştırma-geliştirme sonuçlarını uygulamaya aktarma görevini üstlenecektir
Ekonomik ve toplumsal dönüşüm için sanayi kuruluşları ile birlikte sözleşmeli projeler yapabilecektir Bu da bölge ekonomisine olumlu katkı sağlayacaktır
Uluslararası araştırma projelerine katılacağımızdan, bu projelerin gerçekleştirilmesi sırasında, bölge sanayi kuruluşlarına katma değer sağlanacaktır
Bölge, ülke araştırmacılarına, üniversitelere, diğer araştırma kuruluşlarına teknik destek hizmeti verecek, gereğinde deneysel üretim ilişkileri kuracak ve çalıştıracaktır
AR-GE yatırımlarının bağımsız bir kurumsal nitelik kazanarak harcayan değil, artı değer üreten birimler haline gelmesine yol açacaktır AR-GE birimlerinin bir arada bulunması, aralarındaki etkileşimi arttırarak uzun vadede öncelikli sektörlerle bu sektörlere etki yapacak teknolojilerin kendi iç dinamikleriyle oluşmasını sağlayacaktır Gerek ülke ve bölgeye özgü politikaların oluşturulması, gerek sosyo-ekonomik gereksinimlerin tanımlanması bakımından nitelikli insan gücünün bir araya gelmesi büyük önem taşımaktadır Kaynakların birleştirilmesi ve verimli kullanımı yoluyla AR-GE çalışmalarında çok daha etkileşimli bir sistem kendiliğinden kurulmuş olacaktır


Avantajlar

Avantajlar Bölgenin Avantajları
Bölgenin İYTE gibi uluslararası bir araştırma enstitüsünde yer alması, kiracılar için uluslararası bir AR-GE ortamı yaratmaktadır Bu oluşum aynı zamanda İYTE'nin kuruluş amacıdır Ege ve Dokuz Eylül Üniversiteleri'nin aynı zamanda Yönetici Şirket ortağı olması, bu üniversitelerimizin teknik imkanları ile hizmet ve sosyal olanaklarından yararlanmada avantaj sağlayacaktır Ayrıca Bölgede yeni kurulmuş olan vakıf üniversiteleri İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi de faaliyet alanlarındaki AR-GE çalışmalarına katkı sağlayacaktır AR-GE çalışmalarının ana bileşenleri olan araştırmacılara ve araştırma olanaklarına yakınlık, kiracı şirketlerin ihtiyaç duyduklarında laboratuar ve kütüphane gibi mevcut olanaklardan istenildiği zaman yararlanmalarının sağlanması bölgeyi cazip kılan unsurlardır
Bölge kurulurken çevredeki az yoğun yapılaşmaya uyum sağlanarak doğal yapının korunacak olması doğa ile iç içe huzurlu bir çalışma ortamı sağlayacaktır
Yasal Avantajlar
Bölgede 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yabancı uyruklu yönetici ve vasıflı AR-GE personeli çalıştırılabilir
Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite / yüksek teknoloji enstitüsü personelinden Bölgede yer alan faaliyetlerde araştırmacı personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, çalıştıkları kuruluşların izni ile sürekli veya yarı-zamanlı olarak çalıştırılabilirler
Öğretim elemanları Üniversite / Yüksek Teknoloji Enstitüsü Yönetim Kurulunun izni ile yaptıkları araştırmaların sonuçlarını ticarileştirmek amacı ile bu bölgelerde şirket kurabilir, kurulu bir şirkete ortak olabilir ve/veya bu şirketlerin yönetiminde görev alabilirler
Bölgede yer alan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım ve AR-GE'ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, faaliyete geçilmesinden itibaren on yıl süre ile gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır Bakanlar Kurulu, seçilen, hedef alınan, belirli teknolojik alanlar ve ürünler için on yıla kadar süreyi uzatabilir
Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, Bölgenin kuruluş tarihinden itibaren on yıl süre ile her türlü vergiden istisnadır
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu bölgelerde AR-GE faaliyetlerinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşlara makbuz karşılığı sponsor olarak yapılan bağış ve yardımlar toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89'uncu maddesinin (2) numaralı bendi ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 14'üncü maddesinin (6) numaralı bendi ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 14'üncü maddesinin (6) numaralı bendinde belirtilen oran ve esaslar dahilinde indirime tabi tutulur


İzmir Ekonomi Üniversitesi




İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir'de bulunan bir vakıf üniversitesidir Üniversitenin kampusu, Balçova, İzmir'de Teleferik mevkiinde bulunmaktadır Kampüsün şehir merkezinde yer alması dolayısıyla ulaşım çok kolaydır
Kampüs alanındaki 3 ayrı blokta yer alan binalarda her türlü görsel, işitsel cihazlar ve internet bağlantılarının bulunduğu çeşitli kapasitede derslikler bulunmaktadır Yine aynı binalarda genel amaçlı Bilgisayar Laboratuvarları, CAD Laboratuvarı, Mikroişlemci Laboratuvarı, Bilgisayar Ağları İletişimi ve Güvenliği Laboratuvarı, Grafik Tasarım Laboratuvarı, Çizim Stüdyosu, Kütüphane, Fotoğraf Stüdyosu ve Dikim Atölyesi olarak kullanımda olan çeşitli atölye ve laboratuvarlar mevcuttur TV ve Radyo stüdyolarının ise kurulma çalışmaları sürdürülmektedir
Kampüs alanı içinde çeşitli aktivitelerin yapılabileceği spor alanları, dans salonları, futbol ve basketbol sahaları vardır Yine bu alanda , öğrencilerin yemek ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yemekhane ve kafeteryalar bulunmaktadır
Varolan binalardaki diğer alanlar, çeşitli kapasitede konferans salonları, kütüphane, mutfak, kantin ve olarak listelenebilir
Yaşar Üniversitesi


Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı 1999 yılında Yaşar Üniversitesi adıyla bir üniversite kurma kararı aldı Endüstriye olan katkısı ve öncülüğü ile bilinen Yaşar Topluluğu yine öncü niteliği taşımayı amaçlayan bir üniversite yaratmak için yola çıktı Kuruluş Kanunu ve Kampus : Yaşar Üniversitesi, 29 Mart 2001 tarihinde TBMM'ce onaylanan 4633 sayılı kanun ile yasalaştı ve 2002-2003 akademik yılında kent içindeki Alsancak Kampusü'nde eğitime başladı Seferihisar Kampusü'nde eğitimi açma çalışmaları hızla devam etmektedir

Stratejik Oryantasyon : Vizyon ve misyon tanımlamaları Yaşar Üniversitesi'nin, teknoloji ve bilimi entegre eden, fen ağırlıklı, dünyaya açılmış bir üniversite olabilmesi için "Yapılması Gerekenler Çalıştayı" gerçekleştirilerek, bir yol haritası belirlenmiş; yeni bölümler, yeni gereksinimler ve toplumdaki geleceğe ilişkin eğilimler saptanarak bir eylem planı oluşturulmuştur

Üniversiteye Bağlı Bölümler


Fakülteler
  • İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
  • Fen-Edebiyat Fakültesi
  • İletişim Fakültesi
  • Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
Yüksek Okullar
  • Yabancı Diller Yüksekokulu
Meslek Yüksek Okulları
  • YÜ Meslek Yüksek Okulu
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-10-06, 00:58   #10
Tanımlı İzmİr Spor KlÜplerİ

Göztepe AŞ

Göztepe AŞ Renkler Sarı-Kırmızı Takma İsim Göz Göz Kuruluş 14 Haziran 1925 Stad Alsancak Stadı Kapasite 17500 Başkan Uğur Bostancıoğlu Teknik Direktör Ahmet Kılıç Lig Türkiye 3 Ligi* Geçen Sezon Türkiye 3 Ligi, 3 Grup Göztepe, 14 Haziran 1925 yılında Güzelyalı, İzmir'de kurulmuş bir spor kulübüdür
Kurucuları Altay'dan kopan bir gruptur Profesyonel futbol takımı Türkiye 3 Lig 3 Grup'ta mücadele etmektedir Profesyonel futbol takımı maçlarını İzmir Alsancak Stadı'nda oynamaktadır Göztepe 2002-2005 arasında girdiği düşüşle Süper Lig'den 3 Lig'e düşmüştür Bunun gibi bir istatistiği 1983-1986 arasında İngiltere Ligi eski şampiyonu Wolverhampton Wanderers gerçekleştirmiş ve 1 ligden 4 lige düşmüştür Ama asıl rekor 1999-2003 arası gerçekleştirdiği düşüşle 1 ligden Amatöre düşen ve 2004'te ismini Van Belediyespor olarak değiştiren Vanspor'a aittir
//

Kulübün şirketleşmesi

Göztepe Spor Kulübü'nün profesyonel futbol şubesi 1998 yılı Mayıs ayında şirketleşmiş olup Göztepe Spor Hizmetleri ve Tic AŞ (Göztepe AŞ) adını almıştır Başkanı Uğur Bostancıoğlu, Asbaşkan Deniz Kalkış'dır

Başarıları


Türkiye'de

1941, 1942, 1943, 1945 ve 1949 yılların da İzmir Şampiyonu oldu 1949 yılında Türkiye Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı ve önce Gençlerbirliği'ni ardından Beşiktaş'ı eleyerek 1949-1950 sezonunda da Amatör Takımlar Şampiyonluğunu ( O dönem ki Türkiye Şampiyonluğu'nu) kazandı 1968-1969 ve 1969-1970 sezonlarında iki kez Türkiye Kupasını müzesine götürmeye muvaffak olmuştur
Profesyonel liglerin başladığı 1959 yılından itibaren 21 yıl 1 Ligde, 20 yıl 2 Ligde mücadele eden ve 3 kez şampiyonluk kazanan sarı-kırmızlı camia birçok büyük kupayı da müzesine getirdi

Avrupa'da

Kupa Galipleri Kupası'na 2 kez, Fuar Şehirleri Kupası'na 5 kez katıldı

Fuar Şehirleri Kupası

1968-1969 sezonunda ise UEFA Fuar Şehirleri Kupası'nda yarı finale kadar yükselerek Avrupa kupalarında bu başarıya ulaşan ilk Türk takımı oldu

Kupa Galipleri Kupası

1969-1970 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda bir Lüksemburg takımını ve Cardiff City takımlarını eledi Çeyrek finalde İtalya'nın ünlü kulüplerinden Roma'ya elendi 1970-1971 sezonunda ise yine bir Lüksemburg takımını eledi Ancak bu kez ikinci turda Gornik Zabrze takımına yenilerek kupaya veda etti

Lig Mücadeleleri
  • 1 Lig: 1958-1977, 1978-1980, 1981-1982, 1999-2000, 2001-2003
  • (2 Lig ve 2 Lig A Kategorisi): 1977-1978, 1980-1981, 1982-1999, 2000-2001, 2003-2004
  • (2 Lig B Kategorisi): 2004-2005
  • (3 Lig): 2005-2006, 2006-2007

Dış bağlantılar
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]


Altay Spor Kulübü

Altay Spor Kulübü Renkler Siyah-Beyaz Takma İsim Büyük Altay Kuruluş 1914 Stad Alsancak Stadı Kapasite 17500 Başkan Mehmet Erdoğan Teknik Direktör Ümit Turmuş Lig Türk Telekom Lig A Geçen Sezon Lig A 3
Altay (tam adıyla Altay Spor Kulübü), 1914 yılında İzmir'de kurulan, özellikle futbol dalında etkinlik gösteren spor kulübüdür

//

Genel Bilgiler

İkinci Meşrutiyetten 1908'e kadar Türkiye'de spor yapmak hem padişah yönetiminin baskısı, hem de muhafazakarların tutumu nedeniyle hemen hemen olanaksız gibiydi Spor yapanlar o dönemde pederşahi bir zihniyetle ayıplanırdı Türkiye' de modern Beden Eğitimi öncüsü sayın Selim Sırrı Tarcan 1919 yılında beden eğitimini geliştirmek amacıyla bir salon açmak içi İzmir'e geldi Onun bu girişimi “Sarıklılar” tabir edilen aşırı muhafazakarlar tarafından engellendi Sayın Selim Sırrı Tarcan salon açamamasına rağmen, o dönemde Vali Rahmi Bey, Necati Bey, Vasıf Çınar Beyle görüştü Tarcan'ın spor sevgisi aşısı sonucu Rum ve Ermeniler ile diğer azınlığın etkinliği nedeniyle artık Türk gençleri spor yapma gereğini duyuyorlardı Türkiye'de ilk kez futbol Rum ve Ermeniler ile İngiliz ve İtalyanlar tarafından 1898 yılında oynanmağa başlandı 1905 yılında Amerikan Kollejinde öğrenim yapan sayın Talat Erboy orada okuyan iki arkadaşı sayın Şerif Remzi Reyent, sayın Sabri Süleymanoviç ile birlikte yabancı öğrenciler ile futbol oynamağa başladı N e yazık ki bu üç Türk genci İstibdat devrinin karanlık günlerinde Kamil Paşanın baskısı sonucu Amerikan Kolejinden çıkarıldı Talat Erboy okumak üzere İngitereye gönderildi 2 yıl İngiltere'de kalan Erboy futbolun beşiği sayılan büyük Britanya'da futbolunu geliştirdi Aynı tarihte sayın Adnan Menderes'in eniştesi sayın Nejat Evliyazade de futbol oynuyordu O da Belçikaya 2 yıl için öğrenime gönderildi Nejat Evliyazade Belçika'da futbol oynayan ilk Türk futbolcusudur Belgesel kayıtlara göre 1905 yılında futbola başlayan sayın Talat Erboy, sayın Sabri Süleymanoviç, sayın Şerif Remzi Reyent, sayın Nejat Evliyazade ilk Türk futbolcularıdır 1908 yılında ikinci Meşrutiyat ilan edilince istibdat dönemi bitti Türk gençleri futbol oynamaya başladılar 1908 yılından sonra futbol Türk okullarına da girdi Sultani mektebinde okuyan öğrenciler Okul Müdürü sayın Şükrü Saraçoğlu, Okul Müdür Muavini sayın Baha Esat Tekant'ın daha sonra Şark İdadisinde (Mektebinde) Necati Bey, sayın Vasıf Çınar'ın teşviki ile futbol gelişmeye başladı Okuldan sonra öğrenciler kendi aralarında futbol oynamağa başladılar 15-16 yaşlarında olan Talat Erboy'la, Nejat Evliyazade, Sabri Süleymanoviç, Kemal Tahsin Soydam, Hasan Tahsin Soydam, Şimendiferci lakabıyla anılan Rıfat İyison, Mazlum Bey, Hüsnü Bey Çakır Kemal Bey futbolcu olarak futbol tarihine isimlerini yazdırdılar Türkiye'de ilk futbol tüzüğünü İngilizce den tercüme edenler Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü'nü yapan Baha Esat Tekant Bey, Talat Erboy Bey ve Nejat Evliyazade Bey odular 1913 Yılı sonunda İzmir'e gelen Sayın Celal Bayar İttihat Terakki Cemiyetine katmak için spor yapan Altay'lı gençleri davet etti ve 1914 yılının 16 Ocak tarihinde Altay fiilen kuruldu Sayın Celal Bayar Şark İdadisinde faaliyet gösteren Altay'ın kuruluşu için para yardımında bulundu Altay futbol tarihimizde ilk deplasman yapan Türk takımıdır 1923 Yılında Başkent Ankara'ya davet edilen Altay'ın bu seyahatinin çok başarılı olması nedeniyle büyük kurtarıcı Atatürk 1924 Paris Olimpiyatlarına Türk sporcularının katılmaları için emir verdi 1924 Paris Olimpiyatlarına Altay'dan Futbolcu olarak Hamit Aslan, Atlet olarak Sait Odyak iştirak etti İzmir'de 15 kez İzmir Şampiyonluğu kazanan yüzlerce şilt ve kupayı müzesine taşıyan Altay'ın sinesinde Altınordu ve Göztepe doğdu Bugün varlıklarını sürdüren Altınordu ve Göztepe, Altay'ın bağrından kopmadır Hamit Aslan İzmir'in ilk Milli Futbolcusudur Yine Sait Odyak İzmir'in ilk Milli Atletidir Vahap Özaltay, Baron Fevzi, Kaleci Fehmi, Mamako Saim Saymaner, Fuat Göztepe futbol aşklarını Altay'da tattılar Talat Erboy'ların, Nejat Evliyazade'lerin ardından Avrupa sahalarında top koşturan, Avrupa takımlarının formalarını giyen 2 Altay'lı futbolcu daha vardır Bunlar Fransa'da Racing takımında oynayan Vahap Özaltay ile İsveç'te oynayan Basri Vahap Özaltay Avrupa'da yalnız Türk Futbolcusu olarak değil, Türkiye'ye de yeni sistemleri getiren ve uygulayan futbol adamıydı Orta Avrupa ve WM sistemlerini Türkiye'de uygulayan Vahap Özaltay oldu Bu sistemleri geliştirdi İsviçre'nin sürgü sisteminide denedi 4-3-3, 4-2-4 modern futbol anlayışı da Altay'da vücut buldu İtalya'dan Altay'ın antrenörlüğüne getirilen Leandru Remondini çağdaş futbolu Altay'da uyguladı Takımı başarıdan başarıya koşturdu Soyadını Altay'dan alan Öz Altay'lı Vahap Özaltay son nefesini bile Altay'ın çatısında, mukadder çatıda verdi Altay'ın Kongresinde konuşurken heyecanlandı ve kalbi, Altay için attığı kalbi kulüp binasında durdu, ruhu orada uçtu 27 Aralık 1929 yılında Altay-Altınay maçında Altay futbol sahasında şehit de verdi Vehbi şiddetli bir darbe nedeniyle vefat etti Uluslararası Fuar Kupasına ilk iştirak etme başarısına ulaştı Şimdiki UEFA kupasında Altay Siyah-Beyaz renkleri Avrupa sahalarında temsil etti Türk futbolunda İstanbul'un üç büyüklerine ilk kafa tutan Ege'in incisi İzmir'in gözbebeği Altay oldu Onların yıllardır süren 1'incilik, 2'incilik, 3'üncülük tahtını bozan Altay'dı Yapışık kardeşler arasına girerek 2'ncilik kürsüsüne oturdu Anadolu futbolunda ilk devrim Altay tarafından yapıldı İstanbul futbolunun tekelindeki kupaya şampiyonluk ismini ilk yazdıran Anadolu takımı Altay'ın ta kendisidir Altay'ın müzesini şu anda “Türkiye Kupası” en değerli kupa olarak süslemektedir Bu kupanın en gurur ve övünç tablosu da Altay'ın sinesinden kopan Göztepe ile finalin oynanmasıdır Eskiler bunu bir babanın oğlu ile mücadelesi olarak nitelemektedirler
NİÇİN “BÜYÜK ALTAY” Altay, Türk sporunun aynası ve tarihidir İzmir'de sporun öncülüğünü yaparken ikinci Meşrutiyetten sonra Hürriyet kıvılcımı bu takımda atılmış, Osmanlılıktan Türklüğe geçişte, onun kurucu geçleri faal oldular Rum, Ermeni ve diğer azınlıkların politik, ekonomik ve sportif baskılarına Siyah-Beyaz'lı gençler bayrak açtılar “Gavur İzmir” adını çıkaran Rum ve Ermani toplumlarıyla, İzmir'deki Rum metropoliti Hiristosmos ve avanesine karşı Türk gençliğini uyandırdılar Milliyetçilik bilinçlenmesine önayak olan Alttay'lı gençler; Necati Beyler, VASIF ÇINAR beyleri ile ittihat ve terakki Cemiyetinde sayın Celal Bayar ile kol kola omuz omuza mücadele ettiler Yunan'a ilk kurşunu sıkan şehit gazeteci sayın Osman Nevres'in (Hasan Tahsin) arkadaşları Necati Bey, Vasıf Çınar Bey Hürriyet kıvılcımını ateşlediler Hasan Tahsin'in vatan sevgisi, Hürriyet aşkını”İzmir'e Doğru”isimli gazetesindeki sürdürdüler, dile getirdiler, meydanlarda ateşli nutuklar söylediler Şark Gazetesi sahibi Halil Zeki Osman Bey, Fahrettin Altay Paşa, Şükrü Saraçoğlu Bey, Baha Esat Tekant Bey, Mahmut Esat Bozkurt Beyleri sinesinde yetiştirmiş Altay yalnız sporumuzun gururu değil, Türk milli mücadelesinin atar damarı oldu 9 Eylül 1922 tarihinde şanlı ordumuz Yunan'ı denize püskürtürken soyadını Altay'dan alan süvari alayı ile İzmir'e giren sayın Fahrettin Altay Paşa Konak'ta Vilayete Türk Bayrağını astıran kumandandı 23 Nisan 1920'de ilk Büyük Millet Meclisi'nde Mebuslarıyla ATATÜRK'ün yanına koşan, onunla Cumhuriyetin koruyucusu olan Altay çok partili hayata geçişte tarihte yerini aldı Demokrat Partinin kuruluşunda önemli rol oynadı Altay'ın kalesini koruyan Başbakan sayın Adnan Menderes, Altay'lılara İttihad Terakki Cemiyetinde kucak açan sayın Celal Bayar ile kader birliği yaptı Sayın Adnan Menderes'in futbol oynadığı yıllarda kulübün başkanı, şimdi AP'nin kurucularından olan sayın Şinasi Osma'nın babası gazeteci Halil Zeki Beydi Yine Altay formasını şerefle giymiş Refik Şevket İnce, sayın Danyal Akbel, sayın Sebati Acun, sayın Muzaffer Balaban Demokrat Parti safhalarında yer aldı CHP'nin başkanı sayın Şükrü Saraçoğlu, 1924 Paris Olimpiyatlarında Türk Milli Takım formasını giyen CHP'li sayın Said Odyak, sayın Şerif Remzi Reyent, sayın Ruhi Soyer, sayın Dündar Soyer Türk toplum yaşantısında Altay yetiştirdikleri ile onların eserleriyle haklı bir gurur tablosudur Altay'lı olmakla, bugünün kuşağı övünmekte haklıdır Gelecek kuşak da dedelerinin, babalarının, ağabeylerinin sönmeyen meşalesini taşıyacaktır İşte “Büyük ALTAY” sözü yalnız spor sahalarındaki başarıdan dolayı değil, Hürriyet kıvılcımını ateşleyen , milliyetçilik ruhunu yaşatan, milliyetçilik bilincini yerleştiren, Osmanlılıktan (Ne Mutlu Türk'üm) diyene kadar Türklük mücadelesinde varlığını sürdüren, Milli Mücadelede canını ortaya koyan, Kurtuluş Savaşında destanlar yaratan, Cumhuriyet döneminde hizmetten hizmete koşan, Atatürk Devrimlerini koruyan, yaşatan evlatlarının eserinden dolayı söylendi Şimdiki kuşağa gelecek kuşağa Büyük ALTAY sembol oldu

Başarıları


Türkiye'de Altay

İzmir'de 15 kez İzmir Şampiyonluğu kazanan yüzlerce şilt ve kupayı müzesine taşımıştır

Profesyonel Ligde Altay

Türk futbolunda İstanbul'un üç büyüklerine ilk kafa tutan Altay oldu Onların yıllardır süren 1'incilik, 2'incilik, 3'üncülük tahtını bozan Altay'dı Yapışık kardeşler arasına girerek 2'ncilik kürsüsüne oturdu

Türkiye Kupasında Altay

Anadolu futbolunda ilk devrim Altay tarafından yapıldı İstanbul futbolunun tekelindeki kupaya şampiyonluk ismini ilk yazdıran Anadolu takımı Altay'ın ta kendisidir Altay'ın müzesini şu anda Türkiye Kupası en değerli kupa olarak süslemektedir Bu kupanın en gurur ve övünç tablosu da Altay'ın sinesinden kopan Göztepe ile finalin oynanmasıdır Eskiler bunu bir babanın oğlu ile mücadelesi olarak nitelemektedirler

TSYD Kupasında Altay

TSYD İzmir şubesi tarafından düzenlenen kupada Altay, 2006 yılında aldığı son kupa ile bu kupayı 16 kez müzesine götürmüştür

Avrupa'da Altay


UEFA Kupası'nda Altay

UEFA Fuar Şehirleri Kupası'na ilk iştirak etme başarısına ulaştı Şimdiki UEFA Kupası'nda Altay Siyah-Beyaz renkleri Avrupa sahalarında temsil etti Roma takımını 3-2 mağlup etti 2 ayak maçındada romadaki maçta 10-0 gibi bir skorla mağlum olmustur buda altayın şanlı tarhinde kara bir lekedir Kaynak: [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]

Bağlantılar
  • [[ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
  • [ Sitemizdeki linkleri görüntülemek için üye olmanız yada giriş yapmanız gerekmektedir ]
__________________
¤µ¢kµr$µzlar¤
dortluk ist offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
304zm304r, and#304zmand#304r, club, coast, fun, kordon, sefas305ndayim, sefasand#305ndayim, sefasındayim, İzmİr

Konu Seçenekleri
Modları Göster


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşıkların şehri İZMİR.. SiNKa Ege Bölgesi 2 15-02-09 00:56
Kordon Dolanması , Kordon Kanı , Kordon Sarkması αкυυт Sağlık ve Sağlıklı Yaşam 1 03-12-07 12:25
SF Peninsula Coast South God's Bullet Çeşitli Resimler 0 31-08-06 12:18
Mendocino Coast God's Bullet Çeşitli Resimler 1 31-08-06 11:45
İZMİR' in isgali preacher Atatürk Köşesi 0 24-08-06 22:36


Şuan Saat: 02:22


Telif Hakları vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.