|
|
|
|||||||
| Fest Olaylar Sevincinizi, mutluluğunuzu, özel gününüzü, onu bunu şunu hatta Aşk hayatınızı paylaşın. Sevincinize ortak olalım. Buradaki kutlama sebebimiz dün geceden sonra haber alamadığımız diş fırçamıza kavuşmamız dahi olabilir :)) |
![]() |
|
|
Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 | ||
|
Tanıtımda konuşan İstanbul Halkevi Başkanı Oya Ersoy, albümün amacının, Koyuncu’nun barışa ve kardeşliğe olan inancını, bıraktığı tüm değerleri ve birikimlerini dostları ve sevenleriyle paylaşmak ve bu ülkenin geleceğine aktarmak olduğunu söyledi
![]() ![]() Ersoy, albümün tüm gelirinin, Kazım Koyuncu’nun adını taşıyacak bir kültür merkezini hayata geçirmekte kullanılacağını kaydetti Halkevleri Genel Başkanı Abdullah Aydın da, Koyuncu’nun, yaşamı boyunca barışın yanında yer aldığını söyledi ![]() Tanıtımda, Koyuncu’nun görüntülerinden oluşan ‘Hoşçakal’ adlı klibin gösterilmesinin ardından Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu müzik dinletisi sunuldu ![]() Tanıtıma, Koyuncu’nun annesi Hüsniye ve babası Cavit Koyuncu’nun yanı sıra Genco Erkal, Meral Çetinkaya, Şevval Sam, Bülent Ortaçgil’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı ![]() Koyuncu’nun birlikte çalıştığı müzisyenlerin katkısıyla oluşturulan albüm, sanatçının 12’si daha önce yayınlanmamış 16 şarkısından oluşuyor ![]() Kemal Sunal (1944 - 2000) 1944 yılında İstanbul'da doğdu Vefa Lisesi'nden mezun oldu Sanat hayatı, "Zoraki Takip" adlı tiyatro oyunuyla başladı 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya transfer oldu ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı![]() Türk sinemasında başta ''İnek Şaban'' tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı 1944 yılında İstanbul'da doğan Kemal Sunal, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi Sanat yaşamına amatör olarak ''Zoraki Tabib'' oyunu ile atılan Sunal, bir süre Ulvi Uraz ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda çalıştı Daha sonra sinemaya geçerek, önceleri bazı filmlerde önemsiz roller canlandıran Kemal Sunal, 1973'den sonra kalabalık kadrolu komedi filmleri ile üne kavuştu![]() Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı 1977'de Antalya Film Festivali'nde ''En başarılı erkek oyuncu'' ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi 1974 yılında evlendi Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayınlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı![]() 12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nü 1995 yılında bitirdi ve master yapmaya başladı Onu unutmamız mümkün değil! Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı 3 Temmuz 2000 tarihinde öldü :::
![]() ![]() :::ŞABANNNNN NEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE:::![]() ![]() :::![]() Barış Manço (1943 - 1999) Barış Manço 2 ocak 1943 tarihinde saatler 02 00 civarını göstermekte iken Bağlarbaşı-Üsküdar semtindeki Zeynep-Kamil hastenesinde dünyaya gözlerini açar İsmail Hakkı Bey ile Rikkat Uyanık Hanım'ın ikinci oğululları olarak, ekmeğin karneyle dağıtıldığı ve ikinci dünya savaşının en kızgın oldugu zamanda dünyaya gelen Manço, 2 yıl önce dünyaya gelen abisinin 'Savaş' ismini almasından sonra, ailesinin 'artık dünyaya Barış gelsin' diye düşünmesinden dolayı barış adını almıştı ![]() Türkiye'de Barış adını ilk alan kişinin kendisi olduğunu yıllar sonra TRT için hazırladığı '7 den 77 ye' adlı programı aracılığıyla, öğrenecekti Bit salgınının ortalığı kırıp geçirdiği bir dönemde ilkokula başlayan Manço, gezginliğe bu dönemlerde başlar Gezginliğinin ilk durakları okullardır Zira bu dönemlerde birsürü okul değiştirmek zorunda kalıyordu İlkokula Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda başlayan Barış, 4 Sınıfı Ankara Maarif Koleji İlkokulu nda, 5 Sınıfıda yine Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda okuyordu İlkokul'u bitirdikten sonra Galatasaray Lisesi yılları başlıyordu Galatasaray Lisesi'nde okuyan abisi Savaş Manço'nun okuldaki lakabı 'Ayı' idi Barış'ında Galatasaray Lisesi 'ne gelmesinden sonra lakapları 'Büyük Ayı ve 'Küçük Ayı' olarak değişiyordu 1957 yılı Şeker Bayramında çok sevdiği Babaannesi Nimet Hanım'ı yitirir Manço, yıllar sonra bir şarkı yazacaktır onun adına (Gülpembe) çok beğeni kazanacak olan bu şarkı aynı zamanda dinleyenleri üzerinde büyük merak uyandıracaktır kim bu Gül Pembe? Müzikle daha küçük yaşlarında tanışmıştı Annesinin bir ses sanatçısı olması, O'nun müziğe pek yabancılık çekmemesini sağladı İlk olarak 14 yaşında sınıf arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Lisesinde Kafadarlar adlı grubu kurdu Bugünün ünlü ekonomistlerinden 'Asaf Savaş Akad' bu grubun saksofoncusuydu İkinci grubu olan Haramiler' de yine Galatasaray Lisesindeki arkadaşlarıyla birlikte çalıştı Haramiler'le birlikte dönemin popüler müziklerini yorumladı 1958 yılında ilk defa sahneye çıkıyordu 1958 in Mart ayında yeğeni Aysel'in evlendiği akşam, Moda Düğün Salonunda Elvis Presley' den iki şarkı söyleyen (bunlardan biri 'Jailhouse Rock'dı ) Manço, o gün abisi Savaş Manço'ya belkide hayatındaki yapacağı en önemli şeyi söylüyordu: 'ben çocuklara şarkı söyleyeceğim' 1959 yılının Nisan başında Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk resmi konserini veren manço, 4 Mayıs 1959 da babası İsmail Hakkı Bey'in ani ölümüyle ruhen yıkılıyordu 1960'lı yıllarda Türkiye'de Hafif Batı Müziğinde Erol Büyükburç, Metin Ersoy fırtınası esiyordu Barış'da aklına koymuştu bu müzik dünyasının içinde yer alacaktı Henüz 14 yaşında iken Galatasaray Lise'sindeki arkadaşlarıyla kurduğu grubu Kafadarlar 'la 'Barış Manço ve Kafadarları' ismiyle sahne alıyordu Bu dönemlerde daha çok o sıralarda tutulan parçaları seslendiren Barış ve Arkadaşları, Okul bitince dağılıyorlardı 1962 yılına gelindiğinde Galatasaray Lisesinde 11 sınıfı geçemeyen Barış, bir an evvel Paris'e gidip, Güzel Sanatlar Akademisinde okuma istediğinden Özel Şişli Kolejine gider ve 1963 yılında bu okuldan lise diplomasını alır Yine 1962 yılında Barış Manço ilk 45'liği Twistin Usa / The Jet'i Harmoniler 'le kaydediyor ve Grafson plak'tan satışa sunuyordu 'Neden Türkçe değil' mantığıylada o yıllarda Çıt Çıt Çedene, Urfa nın Etrafı Dumanlı Dağlar ve Kızılcıklar Oldu mu? (Barış'ın annesi Rikkat Uyanık Hanım'ın derlediği bir türkü ) isimli türkülerini kaydediyordu 1963 yılında Salyangoz yüklü bir kamyonun tercüman-şöför yardımcısı olarak İstanbul'dan Lion'a oradanda otostopla Paris'e giden Manço, burada Güzel Sanatlar Akademisinde okumak istiyordu Daha sonraları maddi sıkıntılar ve Belçika da yaşamakta olan abisi Savaş'ın yanında kalmak için Liege şehrine gider Burada bazen türk işçilerine tercümanlık yaparak, bazen garsonluk yaparak veya Türkiye den getirttikleri filmleri orada yaşamakta olan türk işçilerine göstererek geçimlerini sağlarlar Tüm aksiliklere rağmen müzikten uzaklaşmaz Arada bir Paris'e giderek plak şirketleriyle görüşen Barış, ünlü fransız komedyen 'Henri Salvador'un şirketinden 1964 yılının sonbaharında 4 parçadan (Baby Sitter, Jenny Jenny, Quelle Peste ve Un Amour Que Toi) oluşan bir EP çıkarır 1964 yılında Fransa'da 4 parçadan oluşan EP'yi çıkardığında, o zamanlar radyoda program yapan Engin Arman Paris'den gelen Plağın üstünde koskoca 'Barısh Mancho' yazısına rağmen, plağı, 'Fransa'da müzik yapan genç şarkıcı Bari Manso' olarak sunar Programı dinlemekde olan Barış Manço nun annesi 'Rikkat Hanım' ayağında terliklerle evinden fırlar ve İstanbul radyosuna giderek, 'yaa, benim oğlumdan bahsediyorsunuz, onun adı Barış Manço'dur' der Fransa daki bu maceradan sonra, Belçika da bulunduğu yıllarda Les Mistigris (Mistigris Siyam'da bir vahşi kedi türü anlamına geliyor) isimli, Belçika'lı ve Martinik li müzisyenlerden oluşan gruba katılır Bu grupla 1967 nin başına kadar beraber çalışır ve Aman Avcı Vurma Beni ve Bizim Gibi (Kol Düğmeleri isimli parçanın bir önceki hali) adlı parçaları kaydeder Bu grupla Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerin dışında Türkiye de de konserler verdi Fakat grup üyelerinin ülkeye girip çıkmasında ve kalmasındaki problemlerden dolayı 'yerli' bir grupla çalışmayı tercih eder 1965 yılının Ocak ayında, Adamo ve France Gall'inde katıldıkları bir programda, Paris'in meşhur 'Olympia' müzikholünde arkasında Franck Pourcel orkestrası ve Swingle Singers ile beraber plağından iki şarkı seslendirir: 'Babysitter ve Jenny Jenny' Fakat bu konser sonrasında, kendi olağanüstü yeteneği ve annesi Rikkat Uyanık Hanımın dışında müzisyenlik hayatını etkileyen biri çıkar karşısına: O gün Barış'ı izleyen Europe-1 radyosunun sahibi 'Daniel Filipacchi', Barış'ın aksanını beğenmediğini ifade ederek plağın radyosunda yayınlanmasını yasaklar Barış bu işe çok kızar ve "bundan böyle sadece Türk şarkıcısı olacağım" kararını alır 1967 yılında Hollanda da büyük bir trafik kazası geçirir Bu kazanın kendisine hatırası ise, bıyığının altındaki kesik izidir Bu kesiği kapatmak için bıyık bırakmaya başlar sadece bıyığını uzatacak değildir ya saçlarınıda uzatır Manço 1967 yılından itibaren 1969 yılına kadar sürecek Kaygısızlar dönemi başlar Bu grubun üyeleri arasında, günümüzde MFÖ olarak tanınan gruptan 'Mazhar Alanson ve Fuat Güner' de vardır Bu grupla kendi müzikal çizgisini bulma yolunda ilerleyen Barış, 'Kol Dügmeleri, Unutamıyorum' gibi kendi bestelerinin dışında, 'Bebek, Derule, Kağızman' gibi türküleride kaydetti, Karanlıklar İçinde ve Keep Lookin parcaların da da yabancı bestecilerin şarkılarından yararlandı Yine bu grupla yurt dışına açılma konusunda faaliyetler gösterdi ve Fransa da 1968 yılında ilk defa kaydettikleri 'Trip' ve 'Susanna' isimli parçayı single olarak çıkartmaya çalıştı Özellikle Trip adlı parçayı mükemmel bir şekilde yeniden kaydeden grup elemanlarının 'biz yurt dışında yapamayacağız' demeleri üzerine Barış ve Kaygısızların yolları bir süre sonra ayrıldı Kaygısızlar grup olarak dağıldı ama Barış Manço' nun plaklarında Onu yanlız bırakmamak için stüdyoda biraraya geldiler Kaygısızların Avrupa'da kariyer yapmaya yanaşmayışları Barış'ı yeni baştan Avrupa'da yabancı bir grupla çalışmaya iter Londra Hyde park'ta tanıştığı İngiliz 'Jonathan Glemser' (Yardbirds' İn ilk gitaristi), Amerikalı müzikolog 'Jonathan', Tunuslu davulcu 'Mounir' ve Kafkasyalı basgitarist 'Onkan' dan oluşan Barış Manço Ve adını verdiği grup böylece kurulmuş oldu 4 ayrı ülkenin kültüründen gelen müzisyenler, 4 ayrı müzik anlayışı ve icrası içinde bir çok yeni seyler ögrendi Barış Bunun bir ürünü olarak bugün 7 den 77 ye herkesin ezbere bildiği Dağlar Dağlar isimli parçasını bu grup döneminde kaydetti Bir çok yayın organında belirtildiği gibi bu parça Keban dan gelirken bestelenmemiştir Barış'ın Keban a gitmesi daha sonraki yıllarda olacaktır Barış bu parçayı kısa bir süre evli kaldığı Marie Cloud için ve annesine "senin oğlun alaturka söyleyemez" diyen Müzeyyen Senar gibi müzisyen dostlarına cevap olsun diye besteler Kol Dügmeleri, Bebek, Kağızman gibi parçalarla ismini duyuran Barış Dağlar Dağlar'ın çıkış tarihinden dört ay sonra bu 45'liğin 700 bin satması üzerine müzik dünyasındaki o dönemin büyükleri olan, Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar 'ın arasında yer alır Altın Plak aldığı 'Dağlar Dağlar' 45'liği Barış'ın hayatının dönüm noktası olmuştur Eğitimini tamamlayan Barış'ın amacı grubuyla birlikte Türkiye'ye dönüş yapmaktır Fakat Türkiye'ye yalnız olarak döner Barış'ın Türkiye'ye döndüğü yıllarda , 1970'lerin başında , Türkiye'de aranjman modasına karşı tepkiler başlamıştır Aranjman modasına olan bu tepki başka bir akımın doğmasına sebep olmuştur Bu yeni oluşan müzik türü Anadolu pop'tur bunun üzerine Barış; Fuat Güner ve Mazhar Alanson'la (bugünkü MFÖ'nün elemanları ) birlikte Kaygısızlar kurar Barış Manço artık yavaş yavaş müzik piyasasında yükseliyoru İşte tam bu dönemlerde beklenen bombayı patlatır Barış Manço Ve![]() grubu ile 70'lerin başında çıkarttığı 'Dağlar Dağlar' 45'liği , çıkışından 4-5 ay sonra 700 bin satar Yabancı gruplarla yaşadığı sorunlar sebebiyle bir çok gruptan ayrılmak zorunda kalır Fakat 1971 yılında bu sorunu çözer Avrupa da da kariyer yapmaya meraklı olan, Anadolu Pop müziğinin öncüsü olarak kabul edilen Moğollar la beraber Fransa da çalışmaya başladı Bu grupla İşte Hendek İşte Deve, Katip Arzuhalim ve Binboğanın Kızı isimli parçaları kaydeden Barış, Moğollar'ın tek başlarına kaydettikleri 'Danses et Rythmes de la Turquie D'hier A'Aujourd'hui' (Bu LP Türkiye'de piyasaya Anadolu Pop adı altında çıktı ) isimli albümle başarılı olmaları ve hatta bir önceki yıl Jimi Hendrix in, bir sonraki yıl Pink Floyd un kazandığı "Academie Charles Cross Grand Prix Du Disque" isimli ödülü kazanmaları ve tamamen yurt dışında çalışmak istemeleri sonucunda, ayrılma kararı alırlar Moğollar'dan Engin Yörükoğlu ile beraber yurda dönen Barış, Celal Güven, Ohannes Kemer, Özkan Ugur ve Fuat Güner gibi müzisyenlerle beraber ölümüne dek kendisinden ayrılmaya Kurtalan Ekspres isimli grubunu kurdu Bir kaç değişimden sonra ideal kadrosuna ulaşan Kurtalan Ekspres ve Barış Manço birlikte bir çok başarıya imza atar 1972 de Kurtalan Ekspres le ilk 45 liği, Ölüm Allah'ın Emri / Gamzedeyim Deva Bulmam piyasaya sunulduktan sonra 20 aya yakın bir süre, askerlik sebebiyle müzik'ten ayrı kaldı Bu süre zarfında daha önceden hazırlanmış olan Lambaya Püf De / Kalk Gidelim Küheylan 45 liği piyasaya sürüldü Askerden döner dönmezde Gönül Dağı / Hey koca Topcu Genç Osman yayınlandı Vatani görevine 1972'de yedek subay olarak Edremit'te başlayan Barış, bir takım pürüzler nedeniyle 19 ay 26 gün askerlik yapmak mecburiyetinde kalıyordu Askerden tezkere aldığının ikinci günü 2 Aralık 1973'te ilk video klibini Hey Koca Topcu-Genç Osman adlı şarkıya çeker Bu şarkıyı Polatlı'da geçen topçu asteğmen günlerinin etkisiyle, bir anı olarak yapmıştır 1975 yılında Barış Manço ilk Long Play ini hazırlar Barış Manço bu albüm icin özel olarak stüdyoya girmedi Ellerindeki birikmis parçaları 45 lik olarak çıkartmanın zor olacağını düşünerek albüm yapmaya karar verilir Daha önce yayınlanan Dünden Bugüne isimli albüm Barış Manço' nun Sayan Plak döneminde çıkardığı 45' liklerden toplama olan bir albümdü Böylelikle 1975 yılında Türkiye' nin sayılı senfonik rock albümlerinden "2023" piyasaya çıktı Albümde yine Türkiye nin sayılı Rock Operalarından "Baykoca Destanı", Türkiye Cumhuriyetinin 100 yılını konu alan 2023 giıbi parçalar yer aldı 1976 yılında yine Avrupa'da kariyer yapma ümidiyle çalışmalarına başladı Hemen hemen bütün bir yılı Belçika'da geçiren Barış, bir Amerikan firmasi olan CBS ile anlaşma imzalar Büyük bir bölümü George Hayes Orchestra'sıyla kaydedilen Barish Mancho (Aynı yıl Türkiye de Nick The Chopper olarak piyasa çıkar) isimli albüm 1976 yılında, ilk önce Belçika ve Hollanda da, daha sonra Fransa, Fas, Fildişi Sahilleri gibi ülkelerde piyasaya cıktı Barış bu albümüyle, beklediği başarıyı elde edemez ama beklemediği başarılarda elde etti Örneğin Fas, Romanya gibi ülkelerde albüm, içerdiği doğu karakterinden dolayı, liste başı oldu Sonuçta İngiltere deki Rainbow konserine ve diğer promosyon konserleri sırasında Barış'ın hasta olması gibi sebeplerden dolayı, albüm yaklaşık olarak 17-18 ülkede dinlenmesine rağmen, Barış'ın Avrupa da kariyer yapma hayalini sona erdirdi Barış Manço, ilk evliliğini Belçika'da bulunduğu yıllarda yaptı Bir giysi mağazasında tezgahtar olarak çalışan Marie-Claude adlı bir kızla tanıştı ve tam 6 yıl beraber yaşadılar Arkasından 31 Ocak 1970 günü Liêge'de evlendiler ama 6 ay kadar sonra, 16 Temmuz 1970 günü ayrıldılar Barış ın okul hayatında ve geçimini sağlamasında Maria Claude'un rolü büyüktür Gerçek hayat arkadaşını, 'benim her şeyim' dediği Lale Manço'yu, 1975 yılında tanır İlginç bir tanışmaları vardır Lale ve Barış'ın Çiftin tanışması bozuk bir telefon sayesinde olur Ablasına misafirliğe gelen Lale, telefon bozulunca eniştesinin arkadaşı olan üst kat komşusuna telefon etmeye çıkar Kapıyı açan Barış Manço'ya 'Telefon edebilir miyim?' diye sorar Lale Aldığı yanıt ise 'Benimle evlenirsen edebilirsin' olur 'Neden olmasın' diyen Lale , içeriye girerek telefonunu eder ve parasını ödemeye kalkınca aldığı yanıt karşısında şaşkına döner 'Nasıl olsa evleneceğiz ne parası' Ve 1978 yılında bir nikah töreniyle resmen yaşamlarını birleştirirler Şakayı çok seven Barış düğünde Nikah Şekeri niyetine Lale'yle beraber doldurduğu bir plağı dağıtır Plağın A yüzünde birbirlerini seven bir çiftin aşklarını dile getirdikten sonra kavga ettikleri bir konuşma vardır İkinci yüzünde ise Barış kendi deyimiyle "kendi mutluluk öykülerini anlatacakları" bir parça hazırlamıştır 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'te de Batıkan Zorbey dünyaya gelir Yaşamındaki ikinci evliligini 1978 de Lale Cağlar ile yapan Barış, 1979 yılında müzik dünyasına geri döndü Cok sevdiği Kurtalan Eskpres'iyle Yeni bir Gün isimli albümünü çıkaran Barış, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gesi Bağları, Aynalı Kemer İnce Bele gibi parçaları ile büyük dikkat çekti Bu albümle başlayan hiç dinmeyen başarı süreci, 1980 yılındakı Hal hal / Eğri Eğri Doğru Doğru Eğri Büğru Ama Yine De Doğru 45 liği ile, 1981 yılında Sözum Meclisten Dışarı albümüyle, 1983 yılında Estağfurullah![]() ![]() Ne Haddimize! albümüyle sürüp gitti Büyük birikiminden her yaş kuşağının yararlanmasını istediğinden, biraz da seyyah olup, dünyayı gezmek istediğinden dolayı, 1988 yılında TRT 1 televizyonuna bir teklifte bulundu ''Çocuk ve aileye yönelik eğitici ve eğlendirici bir dünya belgeseli''dir düşündüğü Yayına girdigi ilk gün milyonlarca izleyiciyi ekran başına toplayan ''Barış Manço ile 7'den 77'ye'', böylelikle onun bir başka yavrusu oldu, ölümünden birkaç zaman öncesine kadar Program çekimleri için oluşturulan TV ekibi, Ekvator'dan Kutuplar'a kadar yerküre üzerinde 150 değişik ülkeye giderek 500 bin km 'den fazla yol katetti Bir başka deyişle, Barış Manço dünyanın çevresini 12 kez dolaşmış oldu Devlet başkanları, dünyaca ünlü şair, düşünür ve yazarlar, astronotlar, sporcular, süperstarlar da konuk oldular Barış'a Bu program Türk Televizyonculuğunda ulaşılamamış pek çok rekoru da elde ederek ayrı bir başarıya ulaştı Yüreğindeki çocuk sevgisi, kendi çocuklarıyla sınırlı kalmayıp dünyanın tüm çocuklarını sarmaya, sorunlarını, dertlerini dinlemeye itti Barış Manço'yu ![]() ![]() Ak saçlarının örttüğü bedenindeki yüreği çocukların gülümseyen yüzlerinde hayat buldu![]() ![]() Toplumdaki bozulmaya kayıtsız kalmamak, kendince birseyler yapmak için politikaya da soyundu 30 yıldır yapmak istediği ve uygulamak için fırsatını kolladığı projelerini DYP'den yapılan teklifle birlikte 'Hayata geçiririm' umudu başladı "Neden siyaset, üstelik bu Barış Manço'ysa, mutlaka başkalarının yapamayacağı bir şeyleri yapabileceğine inandığı için olmuştur" düşüncesi ona şu yorumu yaptırmıştı "DYP'den Kadıköy başkan adayı oldum Belediyelerin sorunları belli zaten Farklı bir renk vardır, farklı bir yaklaşım vardır Çocuğun sağlığı diye bir olay var Zaman zaman ana çocuk sağlığı gündeme gelir Hastane olabilir, gençlik merkezleri olabilir Bunlar benim hep düşündüğüm şeyler" diyerek müziği asla bırakmayacağını ve çalışmalarını durdurmayacağını ısrarla vurguluyordu o günlerde Hatta siyasete soyunmasıyla ilgili olarak aldığı eleştirilere "Ben bir şarkıcı olarak gelmedim bu dünyaya, düşüncelerimi aktarmak üzere geldim Gün geldi şarkı söylemekle oldu, gün geldi bir televizyon programında bir çocuğun saçlarını okşamakla oldu Gün geldi, Güney Kutbu'nda penguenlerle konuşmakla oldu, gün geldi Ekvator'da suyun nasıl döndüğünü aramakla oldu Şimdi insan en iyi kendini bilir herkesten önce Ben de bildiğim kadarıyla kendimi anlatmaya çalıştım Kendimin doğru olduğuna inandığım şeyleri aktarmaya çalışacağım insanlara" sözleriyle mesajını iletiyordu Fakat kalbi ona siyaset yapması için izin vermiyordu Aynı dönemlerde geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorların tavsiyesini dinleyerek siyaset hayatına başlayamadan son verdiğini açıkladı Türkiye'nin kültür sanat ortamını kötü bulduğunu söyleyen Barış Manço, "Manzara tek kelime ile kötü ama beni bu denli karamsarlığa iten nokta herşeyin daha da kötü olacağını düşünüyor olmamdır Çanak çömleklerle tüketilen gazetelerin olduğu, bin-iki bin kitabın ancak okunduğu bir memlekette güzel şeylerden bahsetmek oldukça zor" diyor ve ilave ediyordu: "Ben bunu kültüre karşı bir direniş olarak görüyorum ![]() Direkt olarak da halkı suçlu buluyorum Benim açımdan bir problem yok aslında Programlarım seyrediliyor ve bu camiada kırk yılı doldurmuş bir sanatçıyım Hiçbir şeye ihtiyacım yok " Türkiye'de bazı gerçeklerin bilinmesi gerektiğini ancak bu gerçekleri ortaya koyacak zekaların cesaret edip konuşamadığını söyleyen Barış Manço, her şeyin popüler zihniyetle ve basit bir mantıkla işlendiğini, derinlikli olmayan fikirlerin daha çok rağbet gördüğünü belirterek, "Türkiye'nin önü açık Kültürümüz bütün çağdaş değerlerin üstünde Bu değeri işlemek gerekiyor Benim seyahatlerim, çocuk programlarım, röportajlarım bu güzellikleri ortaya koymak ve evrensel düzeyde tanınmasını sağlamak üzerine kuruludur Ben kendi adıma önemli şeyler yaptığıma inaniyorum ve herkesin aynı oranda çalışması gerektigini savunuyorum" diyerek sözlerini bitiriyordu 1991 yılında Devlet sanatçısı olan Barış, 1990 yılında, ölümüne dek sürecek Japonya macerasına başlayacaktı İçindeki büyük sevgiyi Japon halkıylada paylaşmasını bilen Barış, oradada süperstar sıfatını elde ediyordu 1990 yılında, Ertuğrul Gemisinin Japonya'yı ziyareti ve Japonya açıklarında batmasının 100 yılı sebebiyle Tokyo Emperial Hotel, japonya veliaht presinin de izlediği bir konser verir ve Japon halkı tarafından, sebzelerden şarkı yapan adam lakabını alır (Domates, Biber, Patlıcan, Nane Limon Kabuğu) Bunu 1991 deki bir konser, 1995 yılında Japonya' nın 16 şehrini kapsayan bir turne ve 2 tane albüm takip eder 1982 yılında onu ilk defa yoklayan kalbi, 1999 yılında aramızdan ayrılmasına sebep oldu 31 ocak 1999 akşamı saat 23 30 da hastaneye getirildiğinde 1 saat öncesinde yaşama gözlerini yummuştur 200'ün üzerinde şarkısı, bunların kazandırdığı bir o kadar ödül O'nun nasıl bir müzisyen olduğunu anlatmaya yetiyordu Öyle ki bazı şarkıları Rumca, İbranice, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, Flemenkçe, Fransızca ve İngilizce dillerinde söylendi Türkiye'nin müzik tarihinin kilometre taşlarından biri olan Barış Manço, el attığı her işte başarılı olmayı bildi Televizyonuculukta bunlardan birisiydi 1988 yılının Ekim ayında TRT'de başlayan "7'den 77'ye" programı O'nun başyapıtlarındandı Barış ve Ekibi bu program için 10 yıl içinde Ekvatordan kutuplara , 5 kıtada 100'den fazla yöreye, ülkeye giderek kırılması güç bir rekora daha imza atmış oldu Bir nesil O'nun çocuklar için yaptığı "Adam Olacak Çocuk" programını seyrederek büyüdü Son olarak büyük bir projeye daha imza atacaktı Çok kapsamlı bir tarih belgeseli hazırlayacaktı Fakat buna ömrü yetmedi 1 Şubat 1999 günü aramızdan ayrıldı Türk Müziğine damgasını vurmuş Barış Manço artık aramızda değil Kısa ama dolu dolu bir hayattan sonra bize birçok şey öğretti Belki müzik adına yapacağı pek bişey kalmamıştı (özellikle geçen 10-12 yılı göz önüne alırsak) ama başka alanlarda birçok büyük projeye imza atabilirdi Adam olacak çocukların artık kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar 'Arkadaşım Eşşek'şarkınla büyüyen bir nesil şimdilerde 'Ölüm Allahın Emri Ayrılık olmasaydı'şarkını söylüyor ![]() Yüksek öğrenimini Belçika'da "Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi"nde tamamlayan, evli, iki çocuk babası ve çok iyi derecede İngilizce ve Fransızca konuşan Barış Manço, 40 yılına ulaşan sanat yaşamında kendisine layık görülen 300'ün üzerindeki ödülün dışında, aşağıdaki ünvanlara'da sahiptir: Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçısı Ankara (1991) Hacettepe Üniversitesi: Onursal Doktora Ankara (1991) Soka Üniversitesi: Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü Tokyo, Japonya (1991) Belçika Krallığı: Leopold II Şövalyesi nişanı Brüksel, Belçika (1992) Fransa Devleti: Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı Paris, Fransa (1992) Pamukkale Üniversitesi: Onursal Doktora Denizli (1995) Min-On Sanat Vakfı: Yüksek Şeref Madalyası Tokyo, Japonya (1995) Liege Prensliği: Onursal Hemşehrilik Beratı Liege, Belçika (1997) Sakıp Sabancı (1933 - 2004) document title="Sakıp Sabancı (1933 - 2004) - Kim Kimdir? - FORSNET"; 7 Nisan 1933 tarihinde Hacı Ömer Sabancı ve Sadıka Sabancı'nın ikinci çocuğu olarak Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğan Sakıp Sabancı, iş hayatına 1948 yılında, Akbank’ta stajyer memur olarak başladı Kardeşleri İhsan Hacı Şevket, Erol ve Özdemir Sabancı'dır Üç yılını zatürre hastalığıyla geçirmek zorunda kalan Sabancı, hastalığı nedeniyle liseyi bitiremeden okulu bıraktı ve BOSSA Un Fabrikası’nda veznedar olarak çalışmaya başladı 1955 yılına gelince Un Fabrikası’nın ticaret müdürü oldu 2 sene sonra Türkan Civelek ile evlendi ve BOSSA Tekstil Fabrikası’nda Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaya başladı 1964 yılında Dilek adlı bir kız çocuğu sahibi olan işadamı, aynı yıl Adana Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı oldu 2 yıl sonra babası Hacı Ömer Sabancı’yı kaybetti ünlü işadamı Babasının ölümünden 1 yıl sonra kardeşleriyle birlikte “Hacı Ömer Sabancı Holding A Ş”yi kurdu ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi 1970 yılında, ikinci çocuğu Metin’in zihinsel özürlü olarak dünyaya gelmesi sebebiyle Sabancı, diğer insanlara yardım amacıyla, 1976 yılında Erol Sabancı Spastik Çocuklar Tedavi ve Eğitim Merkezi ile 1996 yılında Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim Üretim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni kurdu 1974’de “Hacı Ömer Sabancı Vakfı VAKSA”yı kuran işadamı, 1981’de Londra’da, Türk sermayesi ile yurtdışındaki ilk banka olan Ak International Bank’ı (Sabancı Bank Plc ) kurdu Yine aynı yıl Amerika’da Houston’da ilk kez kalp kapakçığı ameliyatı oldu Üç sene sonra, 1984’de, Eskişehir Anadolu Üniversitesi tarafından ilk onursal doktorasını alan Sabancı, 1986’da TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldu 1989’da babası Hacı Ömer Sabancı zamanında toplanmaya başlanan Resim ve Hat koleksiyonlarının sergilenmesi için SSCB Kültür Bakanlığı'nın daveti üzerine Moskova'da bir sergi açıldı Bu sergi, sonraki yıllarda dünyanın en önemli müzelerinde sergilenecek "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" için bir mihenk taşı oldu Yine aynı yıl Amerika-Houston'da ikinci kez kalp ameliyatı oldu 1992’de Japon hükümeti tarafından Sakıp Sabancı'ya "Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı" takdim edildi 1 yıl sonra 1988 yılında temeli atılan “Sabancı Center” açıldı 1994’de ise “TOYOTASA” fabrikasını açtı 1996’da kardeşi Özdemir Sabancı işyerinde uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti 1997’de ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile onurlandırılan isadamı, dünyaca ünlü gıda devi Fransız Danone ile yüzde 50-50 ortaklıkla “DANONESA”yı kurdu Yine aynı yıl Fransız Hipermarket zinciri “Carrefour” ve Sabancı ortaklığı ile “CARREFOURSA Hipermarket Zinciri” kuruldu 1998’de "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" New York'ta Metropolitan Müzesi'nde sergilendi Böylece Metropolitan Müzesi'nde sergilenen ilk özel koleksiyon ünvanına sahip oldu O yıl kardeşi Hacı Sabancı vefat etti 1999’da ise İstanbul’da, Sabancı Üniversitesi’ni açan işadamı, 2001’de DuPont’un yüzde 50-50 ortaklığıyla 4 kıtada toplam 16 fabrika ile faaliyet gösteren “DUPONTSA” ve “DUSA INTERNATIONAL” şirketlerini kurdu Fransız Hükümeti,"Altın Harfler" koleksiyonunun “Louvre Müzesi”nde sergilenmesini gerçekleştirerek, Fransız-Türk kültür ilişkilerine yaptığı katkılar ve Fransa'nın önde gelen şirketlerinden Danone, Carrefour ve BNP ile sürdürdüğü başarılı ortaklıklarından dolayı, Elysée Sarayı'nda yapılan törenle, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından Sakıp Sabancı'ya "Légion d'honneur" şeref nişanı takdim edildi Doğum gününden 71 yıl 3 gün sonra 10 Nisan 2004 tarihinde sabah saat 05 55 civarında tedavi gördüğü Amerikan hastahanesinde şiddetli Akciger Enfeksiyonu'ndan vefat etti![]() ![]() DEVAMI GELİCEK
__________________
![]() Alıntı:
Alıntı:
|
|||
|
|
|
|
|
#2 |
|
gerçekten çok iyi bir çalışma yapmışsın ellerine emeğine sağlık onlar bizim hep yüreğimizde yaşıyolar ama bırakma bunu burda güncelle sürekli dicem ama inş
gerek kalmaz yeni yıldızlar peşi sıra kaymaz +rep
|
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
ELLERİNE SAĞLIK PAMUĞUM ÇOK GÜZEL OLMUŞ ÇOK MUTLU OLDUM VALLA
__________________
<< M E L E Ğ İ M >> ------- >> ĤėŔą MeLeKlE BaŞlAyAn hİkAyE YiNe mElEkLe bİter ![]() ![]() AsLa şEyTaNlA BiTeMeZ![]() ![]() ![]() cISsSsS aKuUT uN KıZ KaRdEşİ |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Paylaşımın için teşekkürler gerçekten çok güzel emek vermişsin emeğine sağlık ruhları şad olsun
|
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
GüzeL çaLışma oLmus Tsk ederim
__________________
Avrupa'nın yıllarca barbar dediği, medeniyetten yoksun diye aşağılamaya,
ikinci sınıf insan muamelesi yapmaya çalıştığı, Türk Milletinin belki Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk kez bu denli bir cesaret ve kararlılıkla Avrupa'ya gereken tokadı olmaktır Galatasaray'lılık ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
paylasim icin tesekkurler
__________________
![]() |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
tesekkurler güzel bı calışma
![]() ![]()
__________________
![]() ●●•∂єиιzℓєяι ѕєνιуσяѕαи ∂αℓgαℓαяı∂α ѕєνє¢єкѕιи ѕєνιℓмєк ιѕтιуσяѕαи öи¢є ѕєνмєѕιиι вιℓє¢єкѕιи ![]() ![]() ●●•
|
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Ellerine ve emeğine sağlık kardeş
Eskilere döndüm birden güzel bir çalışma olmuş Paylaşım için teşekkürler![]() Ölene kadar tanımıyordum Kazım Koyuncu'yu ve keşke daha önce tanısaydım dedim o öldükten sonra şimdi onun parşalarını sık sık dinliyorum Çok güzeller nasıl olduda hiç duymadım bilmiyorum tekrar teşekkürler ,Not_: Bence burada bir de Adile Naşit olsaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum
__________________
İki Satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#9 | |||
|
Alıntı:
ALLAH razı olsun kardeşş eklicem tşkler ![]() ![]()
__________________
![]() Alıntı:
Alıntı:
|
||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| ama, len, unutulmayanlar, ölen |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Unutulmayanlar | evanes | Galatasaray ( 1905 ) | 54 | 06-11-08 10:27 |
| :::::::unutulmayanlar:::::::: | bukalemoon | Beşiktaş Resimler | 6 | 29-04-08 19:07 |
| Galatasaray da Unutulmayanlar | FaLcata KemaL | Galatasaray Resimler | 4 | 06-09-07 03:25 |
| Unutulmayanlar | FORZA | Aşk Şiirleri | 0 | 15-09-06 18:54 |
| Yarışmada Unutulmayanlar | Fuяκaи | Magazin Olayları | 0 | 11-06-06 07:58 |